Tabir İçin Bir İki Rüya
Tabir İçin Bir İki Rüya
Hiç mi hiç sabah gibi sabah görmedik yani?!
Böylesi turkuaz gökyüzü de mi olurmuş, ha?!
O, o karpuzu hangi kelek ki kelek astı oraya, lan?!
Vur vur çakıyı, bakma hiç yaşının gözüne, aman!
Yav hele biri de bir gelsin de bir sorsun,
Şu “vik vik” ötüp duran kuşlara, bir sorsun!
Nedendir bu kadar bu denli özgür ötülür
Sabahın körünün en erkeninde,
Hem sabah sabah?
Biri de desin yav şu Akdeniz’e,
Mavi olmak yetmez be gardaş,
Biraz biraz da içten içten köpür!
Ahanda orda bak,
Bak geliyor ‘bir dalga dalga’ “bir dalga”.
Kalktı mı kalkar mı dünya? Ya yok öyle şey!
Yıkıldı mı yıkılır mı yalanlar?! Ya var ya öyle şey!
Kaldır küreğini de iç denizine vur yahu!
Belki yürür bile rüyalar! Adım adım.
Ay ay, ayol!
Ben mi delirdim,
Yoksa dünyam biraz akıllandı mı ne?
Çünkü;
Her köşede bir çocuk halen kahkaha atıyor.(!)
Tatmıyor ya ölümü, zulümü, acıyı ve kederi; değil mi?!
Değil mi!?
Mahpusluk zor be Akdeniz gardaş!
Arada bir kokun gelir burnuma.
Gel yine, yine buyur yamuk yumuk burnuma.
Ama!
Ama! Aman ha!
Biraz biraz da içten içten köpür, yahu!
İçten içten…
İçten içten…
Kasım 2025
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.