Tabir İçin -Üç İki Bir- “Rüya”
(
—Üç-İki-Bir—
DIN DIN DIN DIN DIN
⏰⏰⏰⏰⏰
)
Çalar yine yeniden,
Lanet şu çalar saatim, kırmızı!
Yine mi sabah ha, yine mi!?
Bitmedi mi şu uyanmak bu lanet dünyada?!
Hem daha dün yatmadık mı lan biz?!
Hem rüyamızı da gördük,
Hem rüya da bizi gördü.
Gördü, inan!
Kim mi kimin tabiri?
Belli mi, değil artık.
Bir çay koydum,
Kendime değil tavşan kanı, gökyüzüne.
Baktım, bulut şeklin değiştirdi:
Bir yanda devrim, bir yandan deve!
Hörgüçü nasıl olsun istersin?
-🐪
+🐫
O ara bağırdı bir biri sokaktan:
“Güneş doğdu lan, gölgeye kaçın!”
Ama ben inat ettim,
Güneşi içtim, oh mis!
Gölgeye kaçtım kustum, ıyk ne pis!
Küfredemedim bu defa,
Münafıklığım zayıf kalmış.
Sevgi dedim, Duvarı dedim!
O da, odasını balkonuma katmış, çüüüüüş!
Zaten az azıcık da hayıflanmış bana…
İyi dedim, güzel dedim ya,
Yahu adam hiç mi hiç üstüne alınmamış ya la!
Yaa işte öyle…
Rüya mıydı, dünyam mıydı anlamadım,
Ama bir martı geçti tam ama tam da başımdan;
Kanadından tuz döküldü ve biraz da küncü…
Dudaklarıma
Mini mini minnacık bir “yaşamak” bulaştı,
Bu bir hayli üzücü…
Ve işte o an,
Gülümsedi bir yerlerden Can!
Yaz dedi ulan!
Yaz!
Zati, zaten…
Rüya dediğin
Şiir dediğin…
Dediğim…
dediksin
ya.
Anladık tamam!
Yaz sen yaz,
Yaz çokça!
Deliliktir ya çokça!
Akıl ister ama bohça bohça!
Tamam ula tamam!
Sensin.
Yahut bensin.
Sağ gösterip
Sol vurur densiz!
——
Hacım!
Kurtar beni hacım!
Devrim yakın diyorlar, yakın!
Hemi de en okkalı, en fiyakalı!
Hacım!
Kurtar beni hacım!
Dostluğuna inan muhtacım…
Hacım!
Kurtar beni hacım!
Ben oldum deli…
Sen oldun veli!
Ve hacım!
Hep var ya hep,
Hep bu gomünist şairler yüzünden, hep!
(
DIN! DIN! DIN! DIN! DIN!
⏰! ⏰! ⏰! ⏰! ⏰!
)
Çalar yine yeniden,
Şu çalar kırmızı saatim, lanet!
Kasım 2025