Bir Kadın Gözünden Kadınların Duvarları
Dışarıdan
bakıldığında, her şey yolunda ve olması gerektiği gibi ilerliyormuş görünebilir.
Fakat hayatın ilerleyişinde zaman zaman bir kenara çekilip olup biteni
dışarıdan izlemeyi hiç denediniz mi?
Son
zamanlarda ben bunu sıkça yapıyorum. Seyrettiğimde ise karşıma çıkan manzara;
komik davranışlar, çaresizlikler ve kendi yalnız dünyasında anlamını yitirmiş
gibi hisseden insanlar oluyor. Konuşabilmek adına havada uçuşan manasız
kelimelere şahit oluyorum. Anlamlı
cümleler kurmak istediklerinde bile yüklemdeki öznenin yalnızca kendileri
olduğunu fark ediyorum. Minik bir tebessüm ediyorum. Ve onların samimiyetten
uzak, yapmacık tavırlarını görüyorum.
Bazen bir
insanı anladığınızı, ona dokunabildiğinizi zannediyorsunuz. Fakat onun hırsına
yenik düştüğünü gördüğünüzde ise, güveniniz ve inancınız sarsılıyor ne yazık
ki.
Fabrikalarda
makinelerin başında çalışırken, bir kadının başında performansın üstünde
çalışmasını bekleyen başka bir kadın usta başı oluyor. Ofislerde klavye sesleri
yankılanıyor, çünkü görünüşte çok çalışıyoruz. Göze girmek için adeta
yarışıyoruz. Giydiğimiz topuklu ayakkabıların çıkardığı seslerle markalar adeta
vitrine çıkıyor. Kadınız, ya hepimiz; zarafet yarışının ışıkları altında
yürüyen manken hallerimiz, elimizde bir kahve bardağı ile sosyal medyada
popülerlik peşinde koşan meşguliyetlerimiz, gün boyu birbirini tekrar ediyor.
O kenara
çekildiğimizde gördüğümüz asıl gerçek ise şu: Bir kadın için, sadece sahip
olduğu özellikleri, işini dürüstçe, sırf beceri ve zekâ ile yaptığı için, başka
bir kadının sözde zekâsı tarafından ustaca duvarlarla çevrilebiliyor.
Küçümseniyor, tepeden bakılıyor.Onun da bir kadın olduğunu kabullenmek yerine,
başarıları görmezden gelinip, gücü ile vurabilecek bir açık aramaya çalışılıyor
ne yazık ki.
İyi olmak
suç mudur? Eğer bir kadın akıllı, disiplinli ve bulunduğu yerde ışık saçabiliyorsa,
işte o noktada çekememezlik mekanizması devreye giriyor. Onu desteklemek
yerine, nasıl aşağıya çekebiliriz diye sinsice planlar yapılıyor. Oksijeni
tüketen boş cümleler en çok da bu nitelikli ruhları boğmak için sarf ediliyor.
Ne acı, değil mi?
Ben yaşadım mesela.
Yaşatanlar olmuştu. Kimseye küs değilim. Kırgın değilim. Kızgın değilim. Ben o
kimseye hiçbir şey değilim artık. ‘’ Geçmiş geçmişte kaldı ‘’diyerek ‘’yola devam’’
diyenlerdenim.
Kardeşlik dostluk
yerine hasetlik ve fesatlık duygusunu öne çıkarıyorlar. Oysa en çok
birbirimizin elini tutmaya, yalnız olmadığımızı hatırlatmaya ihtiyaç duyduğumuz
bir çağdayken. Bu kötülük niye?
Ötekileştirme
ise daha da acı. Senin saçın başın açık, senin kapalı, yok öyle, yok böyle
diyerek ötekileştirmek. İnsanları mezheplerine kültürlerine göre ayrıştırmak,
yozlaştırmak çok çok acı. Rengine diline dinine bakmadan ayrıştırmadan
sevebilmek birbirini. Kusurları ile sevebilmek. Başarısı ile gurur duymaktır
esas olan.
Bir kadının,
başka bir kadının ışığından korkması... Hem acı hem de komik değil mi? Oysa
güneş hepimiz için doğuyor, yağmur hepimiz için yağıyor ve içimizdeki o ışık ise
asla sönmüyor. Sadece hırsına yenilen kadınlar, parlayan ışık karşısında
rahatsız oluyorlar. Gözlerini onları görmemek için kapatıyorlar.
Kenara
çekilip olup bitenleri bir kadın olarak izlediğinizde, üzerinizde duran ve size
yakışan olma halini fark ediyorsunuz. Kendinize Neyi? Neden? Niçin? Nasıl? Sorularını
sorarak, en doğal ve en gerçek siz olan ‘’ siz’’ i buluyorsunuz.
Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü; Ve ben aşağıda
kendimden birazım cemlerimde.
8 Mart
sadece takvimdeki bir gün değil, benim yolculuğumda, ne kadar yol katettiğimi bildiğim
bir gün. Yorulduğumda durmayı ama asla ve asla vazgeçmemeyi, düştüğümde kendi
elimden tutup kalkmayı öğrendim ben. Hayat öğretti. Zaman öğretti. Öğrendim
vesselam. Bir kadın olarak değil, sadece 'kendim ' olarak var olmanın mutluluğunu
yaşıyorum. İyi ki bu yoldayım, iyi ki bu benim, diyorum kendime.
Hayat bazen
sert olsa da ben naifliğimi seçiyorum. Bir mor menekşenin taş arasından açması
gibi, her zorluktan yeni bir şey öğrendim ben. Ve her zorluklardan yeni bir ben
inşa etmeyi öğrendim. Kendi değerimi bir başkasının kurduğu cümlelerinde ya da
eylemlerinde değil, kendime baktığımda görüyorum ben, Yorgun ama ışıldayan
gözlerimde görüyorum. Ben değerliyim. Değerli olan bendim. Ben ışıdığıyım kendimin.
Hangi yoldan
gidersem gideyim, ruhumdaki ışığı hiç söndürmeyeceğim. Kendime güzel bakacağım.
Attığım her adımı vicdanımın sesi ile atacağım ve her halimle "tam"
olduğumu ve kendime güçlü bir kadın olduğumu hatırlatacağım.
Kurduğum hayallerimin, sessizce verdiğim
emeklerin ve kalbimle büyüttüğüm her umudun kıymetini en çok ben, ben biliyorum.
Başaracaklarımı
biliyorsam eğer; ilim ile, bilim ile ve en önemlisi CUMHURİYET ile, her daim
atamın izinde yürümeye devam edeceğim. Her zorlukla gücüm yettiğince mücadele
edeceğim.
Ant olsun
ki; Aydınlık günler için tüm kız kardeşlerimle birlikte, yine el ele, yine kol
kola birlikte yürüyeceğim.
07.03.2026
Lebissa Günlüğünden.
NOT: Amatörlükte çığır açan ben, denemelerde ''ne haddine'' diyen ben, sıkılmadan okuyacak olan tüm güzel yüreklere selam olsun.
Saygılarımla
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.