Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Bir Kadın Gözünden Kadınların Duvarları

Dışarıdan bakıldığında, her şey yolunda ve olması gerektiği gibi ilerliyormuş görünebilir. Fakat hayatın ilerleyişinde zaman zaman bir kenara çekilip olup biteni dışarıdan izlemeyi hiç denediniz mi?

Son zamanlarda ben bunu sıkça yapıyorum. Seyrettiğimde ise karşıma çıkan manzara; komik davranışlar, çaresizlikler ve kendi yalnız dünyasında anlamını yitirmiş gibi hisseden insanlar oluyor. Konuşabilmek adına havada uçuşan manasız kelimelere şahit oluyorum.  Anlamlı cümleler kurmak istediklerinde bile yüklemdeki öznenin yalnızca kendileri olduğunu fark ediyorum. Minik bir tebessüm ediyorum. Ve onların samimiyetten uzak, yapmacık tavırlarını görüyorum.

Bazen bir insanı anladığınızı, ona dokunabildiğinizi zannediyorsunuz. Fakat onun hırsına yenik düştüğünü gördüğünüzde ise, güveniniz ve inancınız sarsılıyor ne yazık ki.

Fabrikalarda makinelerin başında çalışırken, bir kadının başında performansın üstünde çalışmasını bekleyen başka bir kadın usta başı oluyor. Ofislerde klavye sesleri yankılanıyor, çünkü görünüşte çok çalışıyoruz. Göze girmek için adeta yarışıyoruz. Giydiğimiz topuklu ayakkabıların çıkardığı seslerle markalar adeta vitrine çıkıyor. Kadınız, ya hepimiz; zarafet yarışının ışıkları altında yürüyen manken hallerimiz, elimizde bir kahve bardağı ile sosyal medyada popülerlik peşinde koşan meşguliyetlerimiz, gün boyu birbirini tekrar ediyor.

O kenara çekildiğimizde gördüğümüz asıl gerçek ise şu: Bir kadın için, sadece sahip olduğu özellikleri, işini dürüstçe, sırf beceri ve zekâ ile yaptığı için, başka bir kadının sözde zekâsı tarafından ustaca duvarlarla çevrilebiliyor. Küçümseniyor, tepeden bakılıyor.Onun da bir kadın olduğunu kabullenmek yerine, başarıları görmezden gelinip, gücü ile vurabilecek bir açık aramaya çalışılıyor ne yazık ki.

İyi olmak suç mudur? Eğer bir kadın akıllı, disiplinli ve bulunduğu yerde ışık saçabiliyorsa, işte o noktada çekememezlik mekanizması devreye giriyor. Onu desteklemek yerine, nasıl aşağıya çekebiliriz diye sinsice planlar yapılıyor. Oksijeni tüketen boş cümleler en çok da bu nitelikli ruhları boğmak için sarf ediliyor. Ne acı, değil mi?

Ben yaşadım mesela. Yaşatanlar olmuştu. Kimseye küs değilim. Kırgın değilim. Kızgın değilim. Ben o kimseye hiçbir şey değilim artık. ‘’ Geçmiş geçmişte kaldı ‘’diyerek ‘’yola devam’’ diyenlerdenim.

Kardeşlik dostluk yerine hasetlik ve fesatlık duygusunu öne çıkarıyorlar. Oysa en çok birbirimizin elini tutmaya, yalnız olmadığımızı hatırlatmaya ihtiyaç duyduğumuz bir çağdayken. Bu kötülük niye?

Ötekileştirme ise daha da acı. Senin saçın başın açık, senin kapalı, yok öyle, yok böyle diyerek ötekileştirmek. İnsanları mezheplerine kültürlerine göre ayrıştırmak, yozlaştırmak çok çok acı. Rengine diline dinine bakmadan ayrıştırmadan sevebilmek birbirini. Kusurları ile sevebilmek. Başarısı ile gurur duymaktır esas olan.

Bir kadının, başka bir kadının ışığından korkması... Hem acı hem de komik değil mi? Oysa güneş hepimiz için doğuyor, yağmur hepimiz için yağıyor ve içimizdeki o ışık ise asla sönmüyor. Sadece hırsına yenilen kadınlar, parlayan ışık karşısında rahatsız oluyorlar. Gözlerini onları görmemek için kapatıyorlar.

Kenara çekilip olup bitenleri bir kadın olarak izlediğinizde, üzerinizde duran ve size yakışan olma halini fark ediyorsunuz. Kendinize Neyi? Neden? Niçin? Nasıl? Sorularını sorarak, en doğal ve en gerçek siz olan ‘’ siz’’ i buluyorsunuz.

 Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü; Ve ben aşağıda kendimden birazım cemlerimde.

8 Mart sadece takvimdeki bir gün değil, benim yolculuğumda, ne kadar yol katettiğimi bildiğim bir gün. Yorulduğumda durmayı ama asla ve asla vazgeçmemeyi, düştüğümde kendi elimden tutup kalkmayı öğrendim ben. Hayat öğretti. Zaman öğretti. Öğrendim vesselam. Bir kadın olarak değil, sadece 'kendim ' olarak var olmanın mutluluğunu yaşıyorum. İyi ki bu yoldayım, iyi ki bu benim, diyorum kendime.

Hayat bazen sert olsa da ben naifliğimi seçiyorum. Bir mor menekşenin taş arasından açması gibi, her zorluktan yeni bir şey öğrendim ben. Ve her zorluklardan yeni bir ben inşa etmeyi öğrendim. Kendi değerimi bir başkasının kurduğu cümlelerinde ya da eylemlerinde değil, kendime baktığımda görüyorum ben, Yorgun ama ışıldayan gözlerimde görüyorum. Ben değerliyim. Değerli olan bendim. Ben ışıdığıyım kendimin.

Hangi yoldan gidersem gideyim, ruhumdaki ışığı hiç söndürmeyeceğim. Kendime güzel bakacağım. Attığım her adımı vicdanımın sesi ile atacağım ve her halimle "tam" olduğumu ve kendime güçlü bir kadın olduğumu hatırlatacağım.

 Kurduğum hayallerimin, sessizce verdiğim emeklerin ve kalbimle büyüttüğüm her umudun kıymetini en çok ben, ben biliyorum.

Başaracaklarımı biliyorsam eğer; ilim ile, bilim ile ve en önemlisi CUMHURİYET ile, her daim atamın izinde yürümeye devam edeceğim. Her zorlukla gücüm yettiğince mücadele edeceğim.

Ant olsun ki; Aydınlık günler için tüm kız kardeşlerimle birlikte, yine el ele, yine kol kola birlikte yürüyeceğim.




07.03.2026

Lebissa Günlüğünden.


NOT: Amatörlükte çığır açan ben, denemelerde ''ne haddine'' diyen ben, sıkılmadan okuyacak olan tüm güzel yüreklere selam olsun.

Saygılarımla

 

 

 

 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Bir Kadın Gözünden Kadınların Duvarları

Lebisa Lebisa