Bayramın Gölgesinde Kurban Ve Gazze
Bayramın Gölgesinde: Kurban ve Gazze
Tarih: 26 Mayıs 2026
Bayramlar, bir milletin vicdan aynasıdır. Takvimde kırmızıya
boyanmış bir gün, aslında toplumun ne kadar insan kaldığını gösterir. Önümüz
Kurban Bayramı. Sokaklarda bıçak bileyip bayramlık alan telaşlı bir kalabalık
var. Evlerde temizlik, kalplerde arınma vakti. Kurban, İbrahim bir sadakatin
adıdır: En kıymetlinden vazgeçebilmek. Ve İslam medeniyeti, bu vazgeçişi
paylaşıma dönüştürmeyi öğretir bize. Et üçe bölünür: Hak için, halk için, ev
için. Çünkü biliriz ki, lokma bölüşülmeyince boğazdan geçmez.
Fakat bu bayramın bir tuhaflığı var. Sevinç, boğazımıza
düğümleniyor. Neden mi? Çünkü aynı kıbleye döndüğümüz, aynı “âmin ”de buluştuğumuz
bir coğrafya var: Filistin. Biz çocuklarımızın avucuna şeker sıkıştırırken,
Gazzeli anneler çocuklarının cansız avucunu öpüyor. Biz “kurban derisi nereye
verilecek” diye tartışırken, onlar çocuklarının parçalanmış bedenini hangi
kefene saracağını düşünüyor. Rakamlar soğuktur, bilirim. Ama bazen insanın
içini ısıtan tek şey gerçektir.
7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce sivil hayatını kaybetti.
Gazze’de nüfusun yarısı çocuk. Okullar yıkıldı, hastaneler hedef oldu, fırınlar
sustu. BM raporlarına göre bölgede kıtlık artık bir risk değil, mevcut durum.
Su yok. İlaç yok. Elektrik yok. Ama dünya kamuoyunun vicdanı da yok gibi. Kurban
Bayramı bize neyi hatırlatır? “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” nebevi
uyarısını. Peki, ekran komşuluğu sayılır mı? Sayılır. Çünkü zulüm, artık canlı
yayında. Telefon ekranından izlediğimiz çocuk, bizim mahallenin çocuğundan
farksız. Ağladığında aynı ses çıkıyor, acıktığında aynı şekilde ağlıyor.
Burada ikiyüzlülüğe yer yok.
Kurban kesip Afrika’ya et yollamakla övünen STK’larımız var,
Allah razı olsun. Ama aynı duyarlılığı, aynı organizasyonu, aynı ısrarı
Filistin için gösterdiğimizde “siyaset yapıyorsun” deniyor. Oysa açlığın
siyaseti olmaz. Bombanın mezhebi olmaz. Çocuk mezarı üzerinde dış politika
hesaplanmaz. Bayram, küskünlerin barıştığı gündür. Peki, biz, insanlıkla ne
zaman barışacağız? Kurban, yakınlaşmaktır. Biz Gazzeli yetime ne kadar yakınız?
Dualarımızda var mı? Gündemimizde var mı? Cüzdanımızda var mı? Yoksa “yapacak
bir şey yok” deyip bıçağı sadece hayvana mı çalıyoruz?
Bu satırları bir suçlama için yazmıyorum. Bir hatırlatma için
yazıyorum: Bayram, sadece et yemek değil, dert edinmektir. Kurban, sadece kan
akıtmak değil, vicdanı ayağa kaldırmaktır. Eğer bu bayramda sofralarımıza bir
tabak fazla koyup niyet etmezsek, eğer kestiklerimiz kalbimizi yumuşatmıyorsa,
korkarım ki kestiğimiz kurban yarım kalır. İbrahim’in bıçağı İsmail’e
dokunmadı. Çünkü Allah, merhameti emretti. Bugün de bıçaklarımız Gazze’ye
dokunmamalı. Sözümüz, duruşumuz, yardımlarımız dokunmalı.
Son söz:
Bayramınız mübarek olsun. Ama unutmayın: Bir tarafı yanarken
dünyanın, diğer tarafı bayram edemez. Ederse, insanlığından bir parça kurban
etmiş olur. Bu bayram, kurbanınızla birlikte konforunuzu da kesin.
Sessizliğinizi kesin. Unutkanlığınızı kesin. Belki o zaman, gerçekten “yakın”
oluruz. Hem Allah’a, hem insana, vesselam.
Mehmet Aluç
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.