Online Üye
Online Ziyaretçi

Geceyi duvara astım,
ipleri inceydi
ışık değmeden gerildi…
Başucuma bir çember kurdum,
boşluk ortasında
bekleyen bir sabır gibi.
Geçen rüyalar oldu;
kimi yüzünü sakladı,
kimi çocukluğumdan seslendi,
kimi adımı bilmeden kalbime dokundu.
Hepsini tutmadım.
Bazıları düşsün diye bıraktım
insan her şeyi taşıyamıyor.
Kalanlar
sessizce asılı kaldı içimde;
sabah olunca
gerçek sandığım şeylere karıştılar.
Şimdi yürürken
hangisi hayal
hangisi gece bilmiyorum.
Ama biliyorum
kalbimin üstünde hâlâ
görünmeyen bir ağ var,
ve ben
geçip giden hayatı
beyhude yakalamaya çalışan
yorgun bir rüya avcısıyım…