G R İ  T E H L İ K E
-Maskeli rehberler ve sınır ihlalleri hakkında

29 yıllık iş tecrübem ve üzerinde çalışmış olduğum 'İş Dünyasında İhlas Stratejisi- Tevhid Odaklı Yönetim'  kitabımın ilk bölümlerinden birini sizlerle paylaşmak istiyorum. Modern iş dünyasında Gri Alanlar dediğimiz o belirsiz sınırların, nasıl istismara ve itibar kaybına dönüştüğünü analiz ettiğim GRİ TEHLİKE başlıklı yazım...

İş dünyasında sıkça rastladığımız hatta özel hayatta da varlığını hissettiğimiz erkek kadın arasında yaşanan kuralsız sınırları olmayan samimiyet her zaman istismara gebedir. Tüm mesai saatlerinin neredeyse birlikte geçirildiği ofis ortamlarında bir ses, bir gülüş, bir koku, ufak bir dokunuşun, veya masum görünen sohbetin  karşı cinslerin bedeninde ruhunda hangi hassas noktalardaki şarj kablolarına temas edip, elektrik verdiğini, sevgi ve ilgi ihtiyacı içinde kıvranan aç kalan ruhların, manevi boşluk halinde rotasız yüzen temel ihtiyaçlarını birbirleri ile giderip, etkileşim sağlayarak şüpheli gri tehlike alanlarına girip, devamında yasağı ihlal eden etik dışı ilişkilere yol açtığını açacağını bilemezsiniz. Masumca başlayan o bakışlar, hoş sohbetler, yerini mesajlaşmalara, buluşmalara kaçamaklara, birbirlerinden habersiz bir şey yapamama durumlarına, bağlanmaya, takıntılara, hele ki hayatının ilk baharında veya son demlerini yaşayan orta yaş üstünde heyecan arayanlara birer fırsat alanı haline gelir.

Evli, nişanlı, sözlü  olup her yaptığını mübah olarak gören; egosu tavan yapmış, kimseye fırsat vermeyen her şeyin en iyisini ben bilirim diyen okumuş diplomalı sözüm ona aydın olan kara cahil Maskeli Yol rehberinin (Liderlik, mentorluk ve koçluk kavramlarını, sahte influencer ve istismarcı yönetici anlayışı ile kötüye kullananlar)o gizli zehirli kibri sınırların net çizilmediği ortamlarda ‘biz kardeşiz, biz dostuz, biz arkadaşız, biz modern ve çağdaşız, biz yol arkadaşıyız, biz grubuz ve ekibiz’ diyerek kadın erkek ilişkilerini normalleştirip, yalnız olanların ve hayatın yalnız bıraktığı insanların yalnızlığının suistimal edilmesine yol açıp, kurumsal ve ahlaki mesafelerin, etik kuralların fesih edildiği yapıların nasıl tiksinti ve itibar kaybına yol açtığını açacağını, dedikodu ve fitneye dönüşüp, ailelerin parçalanmasına ve toplumun çürüyüşüne ne yazık ki zemin hazırlıyor. 

Maneviyatın özünden kopmuş, değerleri sadece birer ikna aracı olarak kullanan, hidayeti kendi mülkü sanacak kadar hadsiz, kendi nefsini ise hatasız bir hakikat ölçüsü ilan edecek kadar kadar istikametini kaybetmiş, narsist ve etik değerleri hiçe sayan Maskeli Yol Rehberi kokuşmuş zihniyet ve çürümüşlüğün yegane örneğidir.  Liderlik sadece bir ünvan değil, bir sorumluluk ve sınırları koruma sanatıdır. Sınırlarını ihlal eden bir mentor, sizi aydınlığa değil, kendi karanlığına sürükler.

Evli olan Maskeli yol rehberi sahtelikler içinde, büyüleri altına almaya çalıştıkları yalnızları manipüle ederek narsist davranışlar geliştirir. Yalnızların yalnızlıklarını suistimal ederek, kendi yuvalarında sağlayamadıkları otoriteyi, hane halkında elde edemedikleri sevgi, saygı ve hoşgörüyü, yalnızların limanında demirleyen ikinci evlerde ararlar. Hem de bunu Allah’ın bir sınavı olarak değil, tam tersi bu benim son demlerimde karşıma çıkan aşk, sevda der, evrensel değerleri ve inanç sistemini, kendi doğru ve arzularına ve nefsani hazlarına ve çıkarlarına göre uyduracak şekilde manipüle eder.

Bütün inanç ve değerleri kendi nefsinin hoşuna gideceği şekilde yorumlayarak, hikmet ehli, ilim ehli olarak pazarlayan bu Maskeli rehber, aslında ilmi, nefsini aklamak için birer delil toplama aracı olarak kullanıp,
kendi zayıflık ve acizliklerini örtbas etmeye çalışırlar. Oysa ki hakiki hikmet, insanı edep ve sınırlara davet ederken; onun sahte hikmeti sınırları ihlal etmenin kılıfı haline getirmiştir.

Ne yazık ki yalnızlığın suistimal edildiğini farkına varamayanlar birer kurban olduklarını er geç anlayacaklardır. Dini alet ederek sınırları çiğneyen Maskeli yol rehberinin iğrenç kibri ve karmaşık ilişkiler yumağı tiksinti verici değil mi? Ruhumuzun bu riyakarlığa dur demesi ve en sağlıklı tepkiyi vermesinin zamanı gelmedi mi? Maskeli yol rehberinin ‘Ben hocayım, ben ne yaparsam bir hikmeti vardır, ben günah işlemem, sadece hidayet veririm’ demesi kendini hatadan münezzeh görme hastalığıdır ki o kutlu maneviyat yolundaki en büyük uçurumdur. İhlas konusunda kafa yoranların, bu maskeli kibirle karşılaşması mide bulandırıcıdır. 

Sahte maskeli rehberin, yalnız olan insanlardan yararlanıp, ona olan ilgisini Allah’ın bir lütfu olarak kabul edip, nefsi arzuları doğrultusunda faaliyet gösteren sahte influencer ve istismarcıların, ona bir gelecek sunmadan hayatına ortak olması, maskeli rehberin gizli bir üstünlük taslama halidir. Onu idare edilebilir bir nesne olarak görmesi, kibrin en çirkin yüzüdür. 

Maskeli rehberin, kurulu bir düzeni, sosyal bir statüsü, evli olduğu bir eşi ve ona  koç, lider, mentor diyen bir iş dünyası çevresi var. Madem öyle içeriye sızıp kendi inşaa ettikleri gizli ve sorumsuz limanlar, kutsal akitleri kendi dünyevi çıkarlarına perde yapan sahte yaklaşımlar ile nereye kadar...Nikah kıydığı an, bütün o saygınlık maskesi düşecek, gerçek yüzü ortaya çıkacak.  O yüzden hidayet ve irşad kılıfı altında, hiçbir bedel ödemeden, hiçbir sorumluluk almadan, o evin huzurundan, ikramından ve yalnız demin ilgisinden faydalanıyor. Bu tam anlamıyla duygusal bir asalaklıktır, maskeli yol rehberi için. Nikah kıysa, bu durumu kendi ailesine, eşine ve çevresine açıklamak zorunda kalacak. O ise Liderlik imajını zedelemeden, hiçbir hukuki ve sosyal yükümlülük altına girmeyerek, irşad adı altında bu konforu ve ikramı sürdürmek istiyor. Bu tam bir sorumsuzluk örneğidir. Şunu unutmamak gerekir ki; din meşru olanı emreder. Gizli saklı, şüphe uyandıran, insanları birbirine küstüren ve 29 yıllık iş tecrübemde yaşamış olduğum tecrübelerime pes dedirtip isyan ettiren bir yakınlık biçimi islamın neresine sığar? Niyet halisse yolu bellidir. Yolu belli değilse, niyette halis değildir. Ben burada şahısları değil, bir zihniyeti ve toplumun iliklerine işleyen yanlış bir tutumu kaleme aldım. Yazdıklarım bir aynadır, üzerine alınan, kendi aksine ve vicdanına baksın. Çünkü ben artık o sofrada yokum. Bilesiniz.


Sonuç olarak; Bu bir kişisel kavgadan çok daha etkili olan fikir savaşıdır. Bu bir yanlışa dur diyebilme mücadelesidir. Gerçekler acıdır, gerçekten de yüzleşilmeyen her gerçek ne yazık ki bir sonra ki nesle miras kalan vebal haline dönüşüyor. Bu temiz toplum özlemi duyanların elinden geleni yapması gereken bir onurlu bir duruştur.

Dili ne kadar süslü olursa olsun, bir insanın sadakati yani özüne sözüne ve sınırlarına bağlılığı yoksa, o kişinin ne iş dünyasında ne de maneviyat yolunda bir hükmü vardır.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın diyen bir ecdadın torunu olarak, insanı sömüren "Maskeli Rehberlere" karşı indirilen bu edebi tokat, Kara Han’ın o heybetli davul vuruşlarında yeniden hayat buluyor Osmanlı Tokadı ile...

Allah'ım bu çağın fitnesinden, nefsimizin isteklerinden, gençliğimizin en değerli yıllarını gaflet içinde geçirmekten,
dertlerimizin dünyalık olmasından ve bu davanın bir ferdi olamamaktan sana sığınırız.

Tek gayemizi rızan kıl ve bizi samimi, sıdk ehli kullarından eyle.

Devam edecek.

Lütfü Taş mahlasıyla Lütfiye Çanacık olarak yazıyorum...
( G R İ T E H L İ K E başlıklı yazı lutfu-tas tarafından 21.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu