Kısa Ve Öz

Kısa Ve Öz

Biri sana elini uzatıyor, gözlerinin içine bakıp “Gel, birlikte yapalım bunu. Seninle olunca her şey farklı olacak, kat kat büyüyecek, sonunda ikimiz de kurtulacağız” diyor.
Sesinde o kadar samimiyet var ki, içindeki gariban çocuk hemen inanıyor. Çünkü çok yorulmuşsun zaten. Çünkü “belki bu sefer biri gerçekten yardım eder” diye umut etmek istiyorsun. Sen elini koyuyorsun taşın altına. Gece gündüz demeden çalışıyorsun, uykunu feda ediyorsun, cebindekini ortaya döküyorsun. Bazen karnın aç, bazen çocuğun ayakkabısı delik, ama yine de “biraz daha sabret, yakında gelecek” diye kendini avutuyorsun.
Onun gülümsemesine, “sen olmasan olmazdı” demesine tutunuyorsun. O sözler sana battaniye gibi sarılıyor soğuk gecelerde. Ama gün geliyor, hesap vakti.
Sen titreyen ellerle bekliyorsun.
“Eee… Ne oldu?” diye soruyorsun usulca.
Karşındaki adamın gözlerini kaçırıyor.
“Şimdi nakit yok… Biraz daha bekle… Ufak bir aksilik oldu…”
Sonra o “biraz daha”lar uzuyor, aylara, yarım yıllara yayılıyor.
Bir gün fark ediyorsun ki, senin koyduğun her şey gitmiş.
Emek gitmiş, güven gitmiş, umut gitmiş.
En acısı da ne biliyor musun?
O adam hâlâ ortada dolaşıyor, başka garibanlara aynı cümleleri kuruyor.
Senin yaranı ise kimse görmüyor. O an oturup ağlıyorsun belki, sessiz sessiz.
Ya da yumruğunu sıkıp duvara bakıyorsun saatlerce.
İçinden “Niye bu kadar saf oldum? Niye yine inandım?” diye soruyorsun kendine.
Ama suç sende değil be kardeş.
Suç, senin temiz kalbine oynayanlarda.
Sen sadece insan olmak istedin.
Yardım etmek, güvenmek, birinin yükünü hafifletmek istedin.
Onlarsa bunu yemeye alışmış kurtlar gibi. Şimdi geriye kalan tek şey, o yaralı kalbi korumak.
“Tamam” demeyi öğrenmek, ama bu sefer gerçekten tartarak.
Çünkü bir daha aynı acıyı taşıyacak gücün kalmamış olabilir.
Ve hak etmiyorsun bunu.
Hiçbir gariban hak etmiyor. Yine de…
O el uzatanlara rağmen, hâlâ el uzatmaya cesaret edebilenler var ya,
İşte onlar hâlâ dünyayı döndürüyor.
Sen de onlardan birisin.
Sadece artık gözün daha açık olsun.
Kalbin hâlâ sıcak kalsın, ama kapısını dört kilitli tut.
Çünkü en derin yaralar bile, zamanla kabuk bağlar.
Ama o kabuğun altında hâlâ inanmak isteyen bir kalp atar.
Ve o kalp, en çok bunu hak eder:
Gerçek bir “tamam”ı hak eden birini bulmayı. Vesselam.

Mehmet Aluç 
( Kısa Ve Öz başlıklı yazı kul mehmet tarafından 20.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu