28 Şubat İnsan Haklarına Balans Ayarı
Kimilerinin Kendilerine Yapılanları Unutmadığı
Kimilerininse Yaptıklarından Utanmadığı Tarih
28 ŞUBAT
Din ve vicdan hürriyetine darbe!
İnsan haklarına balans ayarı!
Heveslerimizin, geleceğe dönük planlarımızın,
üniversite hayallerimizin,
meslek hayatlarımızın yarım kaldığı hatta hiç başlayamadığı zamanlar
Başörtülü olanlarımızın okullara sokulmadığı, dini vecibelerini yerine getirmek isteyenlerin adeta kamusal alandan silindiği, var olan toplumsal düzeni korku ve tehlike mantığına endeksleyen kararların kâğıda döküldüğü günün adı.
28 ŞUBAT 1997
Türk siyasi tarihinde bir kara leke!
"Şeriat geliyor" şeklinde suni korku politikasıyla inancının gerektiği gibi yaşamak isteyenlere bir linç kampanyasının başlatıldığı tarih.
Dar ağacı misali ikna odalarının kurulduğu,
Başörtülülere:
"Ya başını aç,
Ya Arabistan'a yallah' denildiği o zorba yıllar..
* * * *
Bin yıl sürecek dedikleri o günlerde, baskı ve zulümlerden nasibini alanlardan biri de bendim
Ebelik bölümünü kazandığım okulda bazı öğretmenlerin sözlü tacizleri, hakaretvari söylemleri, aşağılayıcı bakışları hala ilk gün ki gibi aklımdadır.
Çarşı izinlerine çıkarken diğer öğrencilere hiçbir kısıtlama getirmeyen o hocalar,bizlere yapmadıklarını bırakmadılar
Hele bir gün bir bayan öğretmenin
(benim için asla öğretmen sıfatı taşımamaktadır)
yoklamada olmadığım bahanesi ile
beni öğretmenler odasına çağırıp, üstelik üstümden de kapıyı kilitleyip
iki saat başörtülü olduğum için şahsıma sarfettiği yakışıksız cümleleri ,
bir de utanmadan
"Şu kılığınla Osmanlı döneminde yaşasaydın hangi adamın kaçıncı karısı olacaktın biliyor musun?" şeklindeki alaycı ve çirkin ithamlarını içim sızlayarak hatırlarım.
Ne vakit
okul gezilerine katılmak istesek
"Kapalılar gelmesin göz zevkimiz kaçıyor" şeklindeki amiyane söylemlerde bulunmalarını,
bir başka öğretmenin ders ortasında bize dönüp:
"Benim kızım başını kapatsa evlatlıktan silerim." diyerek nefret dolu bakışlarını da...
Dersine daha bir gayretle çalıştığım halde sırf başörtümden dolayı sınav notumu hakettiğimden daha düşük girip, defalarca hakkımı çiğnemesini de asla unutamam
Üniversiteli değildim o günlerde, kamu alanında bir memur da değildim.
Okul ve yurt içinde uyulması gerekli tüm kurallara uyan, sadece başını çarşı izninde örten, yatılı bir lise öğrencisiydim.
Ama öyle ayrıştırıcı, öyle nefret dolu muamelelere maruz kaldık ki
o günlerde,
onların asıl dertlerinin
başörtüsünün nerede ve nasıl örtüldüğünün değil, asıl başörtüsünün varlık sebebi olduğunu çok iyi öğrenmiştik
Ve o zamanlar özgürlük denilen hak, bize teğet geçiyordu nedense.
Şimdi soruyorum..
O özgürlük naraları atanlar
özel hayat, hak, hukuk çığırtkanlığı yapanlar,
o zaman neredeydi?
Başörtülü kızlarımız üniversite kapılarında sürüklenip tartaklanırken
hakkıyla kazandığı okulun bahçesinde terörist muamelesi ile gözaltına alınırken neredeydiler
Okul birincisi olduğu halde mezuniyet töreninde konuşma hakkı verilmeyen,
"Senin konuşmaya hakkın yok " diye ağzı kapatılırken peki?
"Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale eden veya bunları değiştirmeye zorlayan kişiye birinci fıkra hükmüne göre ceza verilir."
maddesi ihlal edilirken hep üç maymunu oynadı onlar
Belki bazılarının hatırlamak işine gelmez ama biz o günleri asla UNUTMADIK.
Ama bu hatırlayış kinden değil
insan nisyanla malûldür ya hani
tarih tekerrürden ibaret kalmasın diye, aynı acılar yine yaşatılmasın diye hafızamızı diri tutuyoruz sadece
VESSELAM
- Yorumlar 12
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.