
Zümrüt hülyasını yitirip de
Hüzünlü bir vedayla soyununca ağaçlar;
Toprağın soğuk sinesine düşen binlerce can içinde,
Daldaki o mağrur, O son direnişçi yaprak sen ol.
Rüzgârın pençesinde bin bir hevesle savrulurken alem,
Sen, köklerine sadık bir yemin gibi tutun hayata.
Herkes feragat ederken bahar düşlerinden birer birer,
Kışın buzdan kılıcına kafa tutan o eşsiz isyan ol.
ve bekle beni ...
Varsın ayaz vursun,
varsın kapansın tüm kapılar,
Senin bahtın benzemesin
o yarım kalmış masallara
Sen, damarlarında benim sevdamı taşıyorsun;
kızgın kumların tam ortasında,
Yüreği çatlamış, dili damağına yapışmış mecnun gibi,
Sadece göğe değil,
benim kalbime aç ellerini.
Kavrulsa da ruhun,
seraplar sarsa da dört yanını,
O çatlak dudaklarından dökülen tek kelime "umut" olsun.
her çölün bir vahası,
her kışın bir baharı vardır;
Güneşin doğuşunu,
yağmurun kokusunu,
Ve benim sana gelişimi...
Sabrın imbiğinden süzülerek bekle beni .....
@@@@@@@@@@@
Gözlerin ufukta, hiç gelmeyecek bir baharı gözle,
Kırağı düşmüş damarlarında sakla o eski güneşi.
Herkes birer birer teslim olurken toprağın çağrısına,
Sen, zamanı durduran o sonsuz sabrın ateşi ol.
Rüzgâr seni daldan koparmaya yeminli bir cellat gibi esse de,
Sen, bekleyişini bir zırh gibi kuşan, diren o boşluğa.
Çünkü sevmek, sadece kavuşmak değil;
Kupkuru bir dalda, bir ömür boyu ümitle bekleyebilmektir.
Ölüm kapını çalsa da, rengin sarıdan siyaha dönse de,
Söz verdiğin o mevsim gelmeden düşme yere.
En sonunda rüzgâr bile yorulsun senin inatçı bekleyişinden;
Sen, sadakatin bu dünyadaki en mahzun heykeli ol.
ve bekle beni....
Wolfs’son ( Mesut Örs )