
Her renk sendin
usulca solanlar dâhil
en çok da göğün karameli o buluta
konan
bir düş gibi ektim seni içime
ve çektim delicesine
tahammülsüzlüğün sınırlarında insan
izlekleri
ve beklemeye aldığım gönlüm
tümden gelen duygularıma
müdahale edip de mantığımla
çoktan rüştümü ispatlamış olsam da
ve işte mıntıkam
ve işte sınırlarımın ihlali
bense hali hazırda bir nüve bir tohum
en çok da yüreğime batan göğün
sarkıtları
hicrandan ötesi var iken
kimi ise varyemez ve yetinmez bir
mevkide
bense usulca topladım dünden kalan
kırıkları
ve asilce şerh düştüm evrene
en cahilinin bile anlayacağını
serdim aşkla
ve ihtimamla onarmaksa insanların
yaralarını
onandığım ve sınandığım
aymazlığında yerkürenin
kimince savsaklandığım
oysaki ben de insandım
hem naif hem asil
sessizliğime de bakmasın hani hiç
kimse
ederimde saklı mahcubiyetim
sevsem bile sevdiğimi her zaman
söyleyemediğim
ne de olsa uyruğunda tüten o duman
ve şahikanın yaralı kanadında
için için eriyen zaman
en haşmetli en vakur ve derinden çok
derinden
çağıran bir yasa gibi
yasımı sonlandırdığım bir yaşamsa
bahşedilen renklerimle şerh düştüğüm
elbet doğanın kanununda alnımın
akıyla
asla da başımın yana düşmediği
o yürek ki ulu’sundan derine
en dipten sökün eden bir tohum misali
başım erecek miydi sahiden de tepeye
elbet tepe taklak düşmekten de
korkmadığım
düştüğüm gibi yerden hızlıca kalkıp
destanlar yazdığım yazacağım
o sarmal o salıncak o kuş kafesi
kanatlarımı hizaya getiremediğim
kadar
kurşunların da hedef tahtası
aslıma ihanet etmeden,
aşikâr toslasam da duvara
baş veren bir çiçek bir filiz
bir de içimden sökün eden
o coşkulu çocuksu neşe
endamı yitik değil eften püften hiç
değil
delişmen rüzgâra dahi
an gelip de kafa tuttuğum
çünkü davamda haklıydım
insan olmanın tüm kaidelerine de uyup
uyruğuma sahip çıktığım
bir Türk kızı bir asker
yeri geldi mi uçuşa geçen o nefer
göğsümde anlı şanlı bayrağım
tümden gelen duygularımı şiir yapıp
da
göklere astığım bendimden taştığım
bir kıvanç bir heyecan ve de tutku
ile
önce Allah’ına sonra vatanına sevdalı
sönmek bilmeyen o kıblede asılı
bir refahla kucakladığım kadar da
koca kâinatı
ufacık cüssemle baş koyduğum kadar
tüm insancıl zaferlere…