Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Aşk Yalnızca Bir Varış Noktası Değil Yolculuğun Kendisiydi



Aşk Yalnızca Bir Varış Noktası Değil Yolculuğun Kendisiydi.

 Aşk nedir? Aşk acısı gerçekten var mıdır? - Tunceli EMEK Gazetesi


Kayığım, engin denizin mavi kucağında ağır ağır süzülüyordu. Ufuk çizgisi, gökyüzüyle denizin birbirine kavuştuğu o büyülü noktada, bana aşk limanının yolunu gösteriyordu. Her dalga, kalbimin ritmiyle yarışır gibi kayığa çarpıyor; köpükler, sanki içimdeki duyguların beyaz kanatları gibi etrafa saçılıyordu. Martılar, gökyüzünde özgürlüğün şarkısını söylüyordu. Onların çığlıkları bana, aşkın da özgürlük gibi olduğunu hatırlatıyordu: Ne zincire vurulabilir ne de susturulabilir. Bir martının kanat çırpışı, sevdiğim insanın gözlerindeki parıltıya benziyordu. Her kanat darbesi, bana limana biraz daha yaklaştığımı fısıldıyordu.

Deniz, bazen hırçın dalgalarıyla beni sınar, bazen de dinginliğiyle huzur verirdi. İşte aşk da öyleydi: Kimi zaman kalbi çalkalar, kimi zaman ruhu dinginleştirirdi. Ama her hâlükârda, insanı büyütür, olgunlaştırır, kendine doğru bir yolculuğa çıkarırdı. Ben kayığımda ilerlerken, içimdeki aşkın sesi denizin uğultusuna karışıyordu. Sözcüklerim, dalgaların köpüğü gibi beyaz ve saf; duygularım, martıların kanatları gibi özgür ve engindi. Limana vardığımda biliyordum ki, aşk yalnızca bir varış noktası değil, yolculuğun kendisiydi Olduğunun farkına varacağım.

 

Kayığım, engin denizin maviliğinde ağır ağır ilerlerken gökyüzünde martıların kanat sesleri yankılanıyordu. Onların özgür çığlıkları, aşkın da özgürlük gibi olduğunu hatırlatıyordu bana: hiçbir zincirle bağlanamaz, hiçbir duvarla susturulamaz. Denizin yüzeyi bazen hırçın dalgalarla kabarıyor, bazen de dingin bir huzurla sükûnet veriyordu. Her dalga, kalbimin çarpıntısı gibi kayığa vuruyor; köpükler, sanki içimdeki duyguların beyaz kanatları gibi etrafa saçılıyordu. Ufuk çizgisi, gökyüzüyle denizin birbirine kavuştuğu o büyülü noktada, bana aşk limanının yolunu gösteriyordu.

Martılar, kayığımın etrafında dönerek bana eşlik ediyordu. Onların kanat çırpışları, sevdiğim insanın gözlerindeki parıltıya benziyordu. Her kanat darbesi, limana biraz daha yaklaştığımı fısıldıyordu. Deniz bana sabrı, martılar özgürlüğü, liman ise huzuru öğretiyordu. Bu yolculukta her şey insana dair ilimdir; çünkü aşk, insanın kalbine dokunan en temiz kelimedir.

 

Kayığım, engin denizin dalgalarıyla dans ederek ilerlerken ufukta ışıkları parlayan liman görünmeye başladı. O an kalbim, martıların kanat çırpışlarıyla aynı ritimde çarpıyordu. Gökyüzünde özgürlüğün şarkısını söyleyen martılar, bana yol gösteren beyaz pusulalar gibiydi. Denizin kokusu, tuzlu rüzgârla birlikte yüzüme çarpıyor; her nefeste içime huzur doluyordu. Limanın kıyısında, aşkın sıcaklığıyla yanıp tutuşan bir ışık yükseliyordu. O ışık, yalnızca bir varış noktası değil, bütün yolculuğun anlamıydı.

Kayığım kıyıya yaklaştığında, dalgalar sanki beni kucaklar gibi hafifledi. Limanın taş duvarları, yılların sabrını ve bekleyişini anlatıyordu. Martılar, limanın üzerinde daireler çizerek gelişimi kutluyor; deniz, dinginleşerek bana “artık geldin” diyordu. Ve ben anladım ki: aşk limanına varmak, yalnızca bir yolculuğun sonu değil, insanın kendi içindeki huzura kavuşmasıydı. Liman, kalbin en sessiz sığınağıydı; burada ne makam hırsının kokusu vardı ne de arsız çığlıkların gürültüsü. Sadece saf bir sevgi, insanca bir bakış ve dingin bir huzur vardı…

 

Kayığım limana yanaştığında, denizin uğultusu yerini sessiz bir dinginliğe bıraktı. Martılar hâlâ gökyüzünde daireler çiziyor, ama artık çığlıkları bir kutlama şarkısı gibi yankılanıyordu. Limanın taş duvarları, yılların sabrını ve bekleyişini anlatırken, kalbim o anın büyüsüne teslim oldu. Ve işte orada, limanın kıyısında, aşkın yüzü belirdi. Gözleri, denizin sonsuz mavisini içinde saklayan bir çift inciydi. Bakışları, dalgaların kıyıya vurduğunda bıraktığı huzur gibiydi: hem güçlü hem de dingin. Dudaklarında beliren tebessüm, martıların özgür kanat çırpışına benziyordu; saf, içten ve hiçbir şeye bağlı olmayan bir özgürlük.

Aşkın yüzü, bana insan olmanın en derin anlamını hatırlattı. O yüz, makam hırsının kokusunu silen, arsız çığlıkların gürültüsünü susturan bir sessizlikti. O sessizlik, yenilgi değil; en asil direnişti. Çünkü aşk, insanın kalbine dokunan en temiz kelimeydi. Kayığım kıyıya tam oturduğunda, ben artık yolculuğun sonuna değil, yeni bir başlangıcın eşiğine geldiğimi anladım. Liman, yalnızca bir varış noktası değil; aşkın yüzünde saklı olan sonsuz bir gülümseten bazen gözyaşı döktüren hayat yolculuğunun kapısıydı, vesselam.

Mehmet Aluç

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Aşk Yalnızca Bir Varış Noktası Değil Yolculuğun Kendisiydi

kul mehmet kul mehmet