Sevgili Ramazan Boran;
Ayva kokulu kırlangıçların, şu Amanos Dağları’nın kayalıklarında gezen geyiklerin selamıyla başlıyorum mektubuma. Aynı coğrafyanın, birbirine doğru uzayıp giden sahillerinde mürekkebin zekâtını vermeye çalışan iki muharrir olmak sizinle ve bir gün birbirinin lafızlarına methiyeler dizebilmek ne büyük talih.
Şahsına münhasır teşbihleriyle dilnüvaz, gün görmemiş kelimelerin peşinde kıvcı, sevdanın kırık kanatlarını toplayıp onlardan kocaman bir saray inşa eden aykaç.
Terkib ve tafsil erbabı. Geçmişin üzerindeki kalın atlas kumaşı aralarken, yedi düvele ayak izlerini bırakan kadim uygarlıkların taze nefesine dönüşen şair. Ruhunun endamını mısraların mor salkımlı sokaklarına, çakıl taşlı buğday tarlalarına, aşktan giderek çevresindeki duvarları yükselten meczupların avuçlarına, ebyaz bulutların saçlarına seren o mürekkep ne uğurlu bir mühürdür..
“ Ay Vakti
…
sen görklü masalların gizemli cazibesi
ay benizli zümrüt habbesi
sen gümüş tellerden örülü düşler sündüsü
renkleri harmanlayan bir gökkuşağı külliyesi
…”
Sevgi, sizin lisanınızda kuru bir kelimeden ibaret değil. Her bir güneş ışınından başlayıp, leylakların en güzel halini açmasına, kuşların kanatlarının arasına şehirleri saklamasına, sühandan yağmurların huşulu sesine kadar sirayet ediyor. Her duygu bir yürekte zıddıyla beraber harlanır. Sizin kaleminizde de bazen nefret bazen de acı, hançeriyle okuyanın ellerinde ince ince kanayan kesiklere dönüşüyor:
“ Gözlerini Tanıyorum
…
biraz mavzer mavisi
biraz da darağacından inmeyen şair dizesi
ilhamın ipten ipe atladığı
aklımda tepinen cambazları
vartaları..
hepsini tanıyorum
…”
Dibe vurup da tekrar suyun yüzüne çıkan bir şairi kimse boğulmakla korkutamaz. Çünkü o yarısını zaten yukarıya çıkarken derinliklerde bırakmıştır. Suya atlamak, onun için diğer yarısına kavuşmak gibidir. Nefesinin bir kısmını yosunların, batmış gemilerin, unutulmuş aşkları bir inciye dönüştürmek için saklayan istiridyelerin yanında bırakan şairler aziz olsun..
Bu bir tesadüf değil. Pervaneler hep ışığa doğru uçar, özüne ulaşmanın sabrı ve sözsüz bir bağın sonucudur bu. Hayatı tutan dizginlerde sertlik yoktur. Panik yoktur. Acele hiç yoktur. Sadece mürekkebe ve onu kâğıda döken kudrete güven ve aşk vardır.
Her zaman olduğu gibi gerçek davulla, top tüfekle bağırmaz. Kendini kanıtlamak gibi bir çabaya girmez. Sadece yüreğin ritmiyle akar gider. Tutkuyla kaleme sarıldığında, mısraları birbirinin ucuna eklemek için kimseden izin istemez.
Lafızlarınız Boran; girdap öncesi, yunmanın arifesi, hiddetin sütliman sonrası gibi bizatihi alevin tam üzerinde derisinden gayrı iliklerinden de vazgeçen fesleğen kokusu..
Yazmaya devşirilen zambaklarınız susuz kalmasın.. Soba yanı sıcaklığına dürülü saygılarımla..
Tülay Mavi Yıldırım
(
Sevgili Ramazan Boran başlıklı yazı
TülayMaviYıldırım tarafından
18.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.