Hayallerim Var Benim Ve Bu Gün İstanbul'u Giyindim
Düşlerim tekin değil bu aralar neye
namzetse artık olası renkler ve tüm şıklar…
Öznesi olmayan insanların özlemine
rast geldim ben öznemle kafalarının karıştığı ve sadık olduklarına itaat
etmekle mükellef hele ki yok mu paranın sıcaklığı?
Bir akit imiş insanlık imzalarınsa
ıslak olmadığı ama mazlumların ıslak dualarına yanaklarına da konacakken
rahmeti Mevla’nın…
Düşe kalka da büyümedim hem ben: hep
el bebek gül bebek belki de o yüzdendir kendime yaptığım nazlarım bir o kadar
kolay da gelmedim bu günlere acı reşit olsa ne ki insanlar sevmedikten sonra?
Hulasası duyguların ve o mahşeri
kalabalık.
İstanbul ile de nasıl benzeşiyorum
hele ki bir İstanbul Kadını iken rahmetli babaannem ve aşkın o latif dokunuşu
ile de erken yaşta varmışken biricik eşine gel gör ki ecel mesaide erkenden
almışken de onu ellerinden.
Sevmeyi öğreten kim ise artık bana ve
gülüm/semeyi.
Solmakla da iştigal bir ömür en çok
da doğarken külümden…
Külliyemde yangın var bu aralar
kitaplarımsa toz duman ya, aklımdakiler ve ilhamın alıp da beni sürüklediği…
Meylettiğim illa ki dualar ve aşkın
rahmeti.
Bir bilinmeze denk düştüm hem
bilindik sözcüklerin silindiği ve ben bu gün yine İstanbul’u giyindim.
Sokaklar insan seli.
Yüreğimde esense aşkın yeli…
El elden üstün olsa ne ki en üst
Makama sevdalıyken ben ve işte ruhumda küpeşte içimde olası neşe aldım başımı
düştüm yollara İstanbul’un tarhında Anadolu yakasında…
Biraz Rıhtım biraz Moda.
Aşkın efemine bıçkın sesi ise aldı
beni benden ve yüreğim tıknefes de değil asla hızlıca yürüyor hatta koşuyorken
ve işte kucaklama isteği ile doluyum en çok da kendimi ve çocuk neşemi.
İnsanlar var nasıl da olgun ve
dolgun.
İnsanlar var en çok ceplerine âşık.
İnsanlar var ben gibi aşka sadık bir
meyyal ile tüten duman gibi Paşabahçe vapurunda oturup da iki yaka arasında
gidip gelmeyi özlediğim düşlerim gibi.
Bir tetikçi tutmalıyım belki de
vursun diye seven kalbimi.
Namlusu bende bu sevdanın.
Ortalık toz duman ve benim malum
beylik fıtratım ve işte kapıldığım aşkın esen haşin rüzgârı.
Oysaki hakkım yok buna hakkım yok âşık
olmaya hele ki aşkın karekökünde coşmuşken özlemim aşkın karesiyle hem ben
sadece Rabbime sevdalıyım nasıl severim yine bir beşeri?
Başarının şanına vakıf öğrenci ruhum.
Beşer olmanın da bilinciyle şaşmamak
adına yolumdan.
Biçare addedilse de içimdeki çocuk.
Ve işte aşkın kulvarında bir nebze de
olsa büyümedim gitti.
Ben İstanbul’u giyindim bu gün ve o
iki yakayı da yanaklarından çimdikleyip ah, bir araya getiremediğim…
Ruhumun radarı.
Aşkın efendisi.
Sözcüklerin de piri…
Hayallerim var benim bir de üstünde
dumanı tüten sevdam.
Kimliğimle hemhal kibarca telaffuz
ettiğim duygularımı ve işte ihbar ediyorum tuttuğum o tetikçiye:
Vurunuz beni kalbimden!
Vurmadığı ne malum üstelik ben iken
bihaber?
Ah, masalım.
Ah, bitimsiz hayallerim.
Ve tüm gerçeğim tüm duygularım…
Hepi topu neye denk düşer ki insan
hem?
Aşk ise sizi kibarca selamlarken…
Ben bu gün İstanbul’um hem nasıl da
nazlı hem nasıl da uysal ve sakin ve işte erdim ereli kendime en çok da
hidayete ermek adına yolumdayım ben yolumdan da sapmayacağım.
Aşkın latif rüzgârı içimi hem üşüten
hem ısıtan ve sözcüklerin ç/ağrısı…
Ve halen gülüm/süyorum da solmamak
adına…
Solsam ne ki ya da yansam?
Yeniden açmayacağım ne malum ve
yeniden doğmayacağım?
Hem söz verdim kendime:
Asla yeniden âşık olmayacağım
Rabbimden bir başkasına…
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.