Muhsin Yazıcıoğlu'na Rahmetle
25 Mart'ta şehadet yıldönümü olan Muhsin Yazıcıoğlu'nu bir defa daha rahmetle anmamıza vesile olan bir hikayedir bu
29 günlük gözaltı sürecinde "Filistin askısı"nda çırılçıplak kılmak zorunda kaldığı namazın hikayesi...
“Gardiyanların ayak sesleri koğuşun kapısında son buldu, getirdikleri genç bir mahkûmu bıraktılar ve gittiler. Yeni gelen genç içeridekilere selam verdi ve kendisine gösterilen boş yere oturdu. Koğuştakiler ona hoş geldin, geçmiş olsun dediler. İçlerinden en yaşlı ve olgun olanı gencin yanına yaklaştı ve ona ilgi gösterdi, bir anlamda sahiplendi. Çünkü selam verişinden ve simasından bu gencin nasıl biri olduğunu hemen anlamıştı. Genç oldukça yorgun ve bitkin görünüyordu, epeyce bir müddet konuşmadı. Daha sonra yaşlı adamdan bir seccade istedi ve kıblenin ne taraf olduğunu sordu. Sonra kalktı ve yavaş yavaş ikindi namazını kıldı. Yaşlı adam gencin namazını bitirmesini bekliyordu, onunla enine boyuna tanışmak istiyordu. Fakat genç ikindi namazını bitirdiği halde daha namaz kılmaya devam ediyordu, sonunda bitirdi ve yerine geçip oturdu. Yaşlı adam biraz daha yanına yaklaştı.
-Nedir o fazladan kıldığın namaz? Biliyorsun ikindi namazından sonra kılınan nafile bir namaz yoktur? Delikanlı bir müddet cevap vermedi, daha sonra sakin bir sesle:
-Kaza namazı, dedi
Ne zaman kazaya bırakmıştın? dedi yaşlı adam. -Gözaltındayken, dedi. Çok yavaş bir şekilde söyledi bunu, daha sonra da gözleri uzaklara dalıp gitti. Yaşlı adam onu konuşturarak ve bir şeyleri hatırlatarak üzmek istemiyordu. Fakat yine de kendine hâkim olamadı.
-Ne kadar tuttular göz altında?
-Yirmi dokuz gün
Allah Allah, yirmi dokuz gün öyle mi? -Evet, yirmi dokuz gün. O yirmi dokuz günlük namazımı kaza edeceğim.
-Kılamamışsındır, kıldırmamışlardır herhalde? Delikanlı bir müddet sustu ve sonra yaşlı adama döndü:
-Aslında namazlarımı kıldım, bir tek vaktimi bile kaçırmadım fakat...
-Fakat ne?
-Fakat namazın şartlarını yerine getiremedim, hep eksikti. Çoğu zaman abdest alamadım, teyemmüm ettim.
-Olsun, teyemmümle olsun, kabul değil mi?
-Fakat toprak bulamadım teyemmüm edecek, bazen beton duvara, bazen de demir kapıya ellerimi sürerek teyemmüm ettim, kabul olur mu?
-Ne demek kabul olmaz, elbette olur.
-Kıbleyi de bilmiyordum, rica ettim söylemediler. Hem bu arada namazın diğer rükünlerini de yerine getiremiyordum, askıdaydım, hem ellerim hem ayaklarım bağlıydı, çoğu zaman zorla rükua gidebiliyordum, hele hiç secde yapamıyordum.
-Olsun, olsun yine de kabuldür senin kıldığın bu namaz, dedi yaşlı adam. Fakat ses tonu gittikçe değişiyor, ağlamaklı bir hal alıyordu.
-Sen öyle hep kabul kabul diyorsun ama... dedi ve bir müddet sustu genç adam. Daha sonra değişik bir ses tonuyla devam etti.
-Biliyor musun, gözaltında bulunduğum o yirmi dokuz günün on beş günü anadan üryandım, çırılçıplaktım, soymuşlardı beni. Yalvarıyordum onlara, ne olur Allah için bir tek külotumu bana verin, hiç olmazsa namaz kılacağım vakit verin diyordum fakat vermiyorlardı. İşte o şekilde kıldım namazlarımı. Mümkün olduğu kadar toparlanıp avret yerlerimi örtmeye çalışıyordum. Fakat bazen onu da yapamıyordum, bu şekilde namaz kılıyordum...
Ortalığı epeyce bir müddet sessizlik kaplamıştı, delikanlı yaşlı adamdan cevap bekliyordu, bu namazları kaza etmesi gerekmiyor muydu? Yaşlı adam kafasını kaldırdığında göz yaşlarının baştan sona yüzünü ıslattığını gördü, ağlıyordu, ağlıyordu. Sonra birden doğruldu, delikanlının omuzlarından kuvvetlice tuttu ve kendine çekti:
-Bana bak delikanlı! Anlıyor musun, o namazları asla kaza etmeyeceksin. O namazları alıp Allah’ın huzuruna varacaksın. “Allah’ım, sana bunları getirdim” diyeceksin. Biliyor musun, belki hayatında kıldığın en önemli namazlar, senin bu namazların olacak.
Yaşlı adam sordu adın ne? Nerelisin? Ne iş yaparsın? Suçun ne delikanlı ?
"Adım Muhsin Yazıcıoğlu. Suçum.."
--------------------------------------
Neydi suçu, inanmak mıydı?
Yoksa vatana kendini adamak mıydı?
Bir sağdan bir soldan astık diyerek utanmayanların, o gün bunu yaşatmalarının sebebi neydi?
Makamın cennette Cemalullah
olsun güzel insan,
'İki saniye sonrasına garantimiz olmayan bir hayatımız için fırıldak olmaya gerek yok' dedin, kazıdık hafızamıza
"İslam hassasiyeti olmayan milliyetçiliğin içi boştur." dedin yazdık aklımıza
"Vatan aşkı maya gibidir. Sütü bozuklarda tutmaz" dedin işte anamızın ak sütü gibi inandık bağlandık bu yüce vatana...
'Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir' dedin
Güzeldir elbet dedik
Gönül verip emek verdiğin ne kadar güzelse o uğurda ölmek de o kadar güzeldir dedik
17 sene geçmiş, sonsuzluğu düşleyip, O'nun sahibine ulaşmanın üstünden.
Vatanı sevmenin çilesini çekenlerden biri de sendin
her ne kadar edebiyatını yapmak bizlere düşse de,
sen ve senin gibileri hayırla yad etmek boynumuzun borcu.
"Zulüm Azrail olsa da Hakk'ı tutacağım" diyen gözü kara bir yiğittin
"Namlusunu halka çevirmiş tanka selam durmam" diyen şahsiyettin
O soğuk kış günü tıpkı yazdığın şiirde olduğu gibi, kimbilir belki
bir coşku vardı içinde kıpır kıpır.
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyordun
Açılıyordu hayal pencereleri,
hafif bir rüzgar gibi süzülüyordun
Güneşin kapandığı yerde,
belki de üşüyordun...
O gün nasıl dualar ettiysek üşümeyesin, sağ salim bulunasın diye, bugün de ardından yine dualar ediyoruz.
Rabbim seni merhametiyle yargılasın.
Mahkûm olduğun günlerde kılamadığın namazların kazalarına ettiğin niyet, seni cennete taşısın.
O cennetin maliki seni cemaliyle ağırlasın.
RAHMET VE MİNNETLE
Şehit Başkan
Muhsin Yazıcıoğlu'nun
Ruhuna El- Fatiha
Muhsin Yazıcıoğlu'na Rahmetle başlıklı yazı hatice-kilinc tarafından
25.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 13
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.