Bir b/ölü iki iken aşk…
Bu da benim aforizmam hele ki insanın
öznesi aşk yüklemi özlem ise ve işte en sevdiğim ikinci aforizmam.
Ki kimim ben?
Aşkın erbabı bir derviş…
Ki kimim ben?
Kinayelerin uzmanı gıybet erbapları
bense
Kıyama durduğum her an
Ne beş vakit yeter bana ne de 24 saat
Kendimi bildim bileli
Rabbimle baş başa
Gelin görün ki
Muazzam bir Mümin olmak ne haddime?
Hani, anlatılan hikâyedeki o çoban
misali:
Rabbine yakın
Yüreği saf ve temiz
Lakin çevirmeye yakalanabilirim
Çünkü ben
İyi niyetten ve güvenden bir de
sevgiden
Hüküm giydim giyeli
Kıyılan içim
Gıybete duran nicesinden
Bana atılan taş ne ki?
Ömrümü yiyen şu son iki yılın
yanında?
Ahkâmlar kesiyor çokbilmişler meclisi
Top yekûn da firar etmiş doğrular
Ben ki Doğrucu Davut
Kapısından kovulmadığım köy mü kaldı?
Hep mi uzak?
Hep mi zemheri?
Üşümüşlüğümü giderense bir içten
bakış
Bir dua
Yanında soğuk da olsa o demli çay
Bilin ki en ucuzundan
Mühim değil asla
Bayat ekmeği katık yaparım
Bir tek can borcum var Mevla’ya
Varsın içmeyeyim lezzetli yayık ayran
İhtimamla yaşadığım
İtibarımı çalmakla iştigal her kim
ise
Artık kimin arabasına binip de çalarken
düdüğü
Ben hep ıslıklandım
Iskaladım da mutluluğu
En başta kendimi
İtibar ettikleri kadar nefrete ve
ihanete ve kine
Sadece ellerim kirli
Tuttuğum kadar suyun altına
Alnımdaki akı kimse de çalamaz karaya
Karanlığa hürmeten
En çok da nefsine hürmet eden
Nefesimle baş başa
Ve Rabbimle
Vereceğim son nefesten de korkmazken
Korkmazken de bir Allah’ın kulundan
Adım insan
Kimine göre sefil kimine göre şair
Kimine göre hiçliğin ve yokluğun tam
da ortasında
Belki de batmışken en dibe
Bense inancın doruğunda hissettiğim
tüm kalbimle
Dilerim ve umarım ki çıkacağım düze,
feraha
Bir kulum
Bir külüm
Bir gülüm
Gülüm/sememi çalanlara sözü
söyleyecek olana
Çoktan havale ettim yaralı gönlü
Melekler omzumda
Melek olmuş güzel insanlar ise
beklemede en başta
Annemin dualarına özlemim
Ve sahip olduğum güzel dostlarıma
nasıl da şükrederim
Yalnız olmadığımı biliyorum artık…