Onu o kadar çok seviyordum ki gözümden ayıramıyordum. İki dakika görmesem merak eder, biriyle konuştuğunu görsem delice kıskanırdım. İzinli olduğu günlerde ise içimi kara bulutlar gibi huzursuzluk kaplardı. Ben hastaydım, o ise doktorumdu; gülüşü, cilvesi, sözleri ve tılsımlı dokunuşlarıyla bana şifa verirdi. Onunla sonsuza dek beraber olmak isterdim… Ama birlikte olsak aynı duyguları yaşar mıydım, bilemiyorum. Çünkü ayrılanların çoğu  severek evlenenler.

Yan masaya oturdu ve bize laf attı:
— Hep kendiniz yiyin, başkasını sakın davet etmeyin!
Masamızda dondurmalı baklava vardı. İş arkadaşımız olduğu için herkes birbirini tanıyordu.
— Gel, iki lokma al, dedik.
— Bende şeker var, dedi.
— Sen zaten şekersin, dedik… pamuk şeker.

İltifatlardan çok hoşlanırdı. Yanıma geldi, anne şefkatiyle sarıldı; saçlarımı okşadı ve boynuma o sıcacık öpücüğünü kondurdu. Kokusu… adeta cennet gibiydi. Teni tenime değince içimde karşı koyulmaz fırtınalar kopuyordu. Masadakilerden utanıyor, “Burası yeri değil…” demek istiyordum.
Tam o anda üst komşunun elektrik süpürgesinin sesi, o romantik anın büyüsünü bozuverdi. Gözlerimi açtığımda ne baklava vardı, ne masa ne de pamuk şekerim.
( Pamuk Şekerim başlıklı yazı berberce tarafından 4/16/2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu