
[RABBİM KİMSEYE EVLAT ACISI VERMESİN BU KÖRPE YAVRULAR HEPİMİZ ACISIDIR? OKUL ÖNÜNDE HAYATINI KAYBEDEN OĞLU İÇİN ANNEMİN ÖMRÜ BOYUNCA AĞLADIĞINI BEN BİLİRİM!] MEKANLARI CENNET OLSUN.
***
Zorunlu eğitim ve öğretime zorunlu muyuz? Bu soruya devamında yazmaya çalışacağım satırları okuduktan sonra siz karar verin?
Eğitim- Öğretim 5 yıla indirilmelidir, Bugün ki sistem
okumak isteyenin önüne setler çıkarmaktadır. Özellikle sınıf ortamında okumak
istemeyen öğrenciler sınıf içinde ne öğretmen tanıyor ne de müdür tanıyor. Hele
öğrenci velileri çocuklarının övülmesinden başka bir şey istemiyor desek
yerinde olur. Söylenmesi zor ama –kendini bilen, çocuğunu düşünen veliler hariç-
çoğu veli öğretmenin üzerinde birer müfettiş durumuna gelmiş. En ufak noktada
CİMER avucunun içindedir. Öğretmen çocukla ilgili bir durumu veliye aktarınca
"Siz burada nesiniz?" deyip çözüm sağlamak yerine çocuğunun evden
okula göndererek kendinin rahat etmesini düşünenler çoğunluk haline gelme eğilimi
ortaya çıkmaya başlamıştır.
32 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca öğrenci ruhsal
dosyaları tutar, tespit ettiğimiz durumlar neticesinde öğrenci velilerine
tavsiyeler de bulunur, yönlendirmeler yapardık. Dikkate alınır mıydı? O velinin
inisiyatifindeydi. Tuttuğumuz raporların
bir yaptırım gücü maalesef yoktu. Tavsiyemize uyan veliler her daim çocuğu
adına kazançlı duruma geldiğini hep gözlemişimdir.
Zorunlu eğitim maalesef kazanç değil, kaybediş
oluşturduğu sonucu bugün alenidir. Okumak istemeyen öğrenci eskiden mutlaka ama
mutlaka vasıflı bir çalışma yönüne doğru gidişi görülürdü. Biz okumak
istemeyeni maalesef okumak isteyenlerin önüne set olarak dizdik. Sonuç
kaybediyoruz.
5.sınıf sonundan asıl zorunlu eğitim meslek
yönlendirmeleri şeklinde olarak yapılmalı; meslek ortaokulları, meslek liseleri
şeklinde olmasını düşünmekteyim. Okumak isteyen ise zaten kendine zorunlu
eğitimi zorunlu tutuyor. Okumak isteyen eğitim ve öğretimini yarım bıraktığı
yerden mesleki eğitim ve öğretim sistemi tekrar devreye girmelidir.
Bunun takibi yapılamaz diye düşünenler yanılır. Milli
Eğitimde okula gelmeyen kayıp öğrencileri okuldan kaydının silinmesi için
Türkiye çapında yazışmayla aranır ve bulunanların durumu öğrenilir, kayıtlı
olduğu okuldan kaydı silinirdi. Günümüzde bu ise zaten oyuncak gibi saniyeler
içinde dijital sistemle tüm Türkiye’ye dağıtımı yapılır.
Sonuç olarak okulda kendini bulamayan öğrenciler ne
acıdır ki dijital sistemin kurbanı olup çok acı durumları milletimizin önünde
sergileyebilmektedir. Çeşitli meslek ve sanat kollarında kendini bulun
geleceğimizin daha güçlü şekillenmesinde kendi çapında katkı sağlamış olur.
Çıraklık ve kalfalık da eğitimin bir parçası olduğu
unutulmamalıdır.
Zorunlu eğitim ve öğretime zorunlu muyuz? Mutlaka bir
karar vermişsinizdir?
***
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta
meydana gelen bu olaylar, toplum olarak çocuklarımızı yetiştirme biçimimizi
sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. Anne-babaların geçmişte yaşadıkları
zorlukları çocuklarına çektirmemek istemesi, bazen aşırı bir koruma ve özgürlük
sunma şeklinde sonuçlanabiliyor. Ancak bu yaklaşım, çocukların sorumluluk
bilinci kazanmalarını engelleyebilir.
Eğitim sistemimizde disiplin ve
değerler eğitimi eksikliği, bu tür trajedilere zemin hazırlayabilir. Ayrıca,
bireysel silahlanma ve şiddet içerikli medya gibi faktörlerin de bu tür olaylarda
etkisi yadsınamaz.
Çözüm, sadece güvenlik önlemleriyle sınırlı olmamalı; aile, okul ve toplum olarak çocukların psikolojik, sosyal ve ahlaki gelişimlerine daha fazla önem vermeliyiz. Bu trajedi, hepimize büyük bir ders olmalı.
16.04.2026 Konya
Durmuş Ali ÖZBEK