
Ruhum,
Mekân zindanında bir başına,
Zaman gardiyanım olmuş,
Yazgım ise celladım,
Tüm boyutlarına isyan ediyorum kâinatın!
Zerre kadar varlığım sığmıyor kabına,
Kara bir sinek gibi dolaşıyorum,
Düşüncenin karanlık odalarında.
Yönümü olmak için bir damla ışık yetecek,
Bu ağır yük beni ha öldürdü ha öldürecek.
Var mı bir babayiğit bu karanlığı yenecek?
Bin yıllık bir budalalık,
Benim şövalyelik diye adandığım.
Nerden bakarsan bak düpedüz bir ahmaklık,
Doğduğum savaş içinde hayatta kalma
alışkanlığım.
Ölmeye doğmuş bir yaratık,
Yaşamak için bu ne kadar aptallık?
Ne doğmayı sen seçtin,
Ne yaşamayı sen seçtin,
Ne de ölmeyi sen seçeceksin,
Peki o zaman neden bu kadar umut edersin
Güzel ve güneşli günlerin geleceğine?
Ah! Yok mu şu şairler
Ve bu şairlerin umut dolu şiirleri!
Bundan sebep kıramıyorum ya,
Ayağımdaki prangaları
Ve bileklerimdeki zincirleri.
Umut ile beklemekteyim,
Başıma gelecek mutluluk dolu şeyleri,
Gelmeseler de hiçbir zaman…