Karanlık Sokakların Işığı...
KARANLIK SOKAKLARIN IŞIĞI
(Yaylacık’ın Çocukları)
Benim hikayem Tercan’a bağlı
Yaylacık Köyü’nde başlar…
Çocukluğum karanlıktı…
Ama o karanlık bugünün ışıklarından daha aydınlıktı.
Elektrik yoktu. Akşam olunca köyün üstüne sessiz bir karanlık inerdi.
Biz de gaz lambasını yakardık. O titrek ışıkta büyüdük biz.
Köyün ortasında bir meydan vardı.
Orası bizim dünyamızdı.
Tezekten yaptığımız kalaklar kışın ısınmamızdı, yazın emeğimizdi.
Akşam olur olmaz herkes oraya toplanırdı.
Saatlerce…
Sohbet, kahkaha, oyun…
Çelik çomak, saklambaç, bir dir bir deve cüce
Ne varsa oynardık.
Zaman geçerdi ama biz anlamazdık.
Paramız yoktu.
Ama huzurumuz vardı.
Biz 5 kardeştik…
2 erkek, 3 kız.
Babam Irak’ta çalışıyordu. Aylarca gelmezdi.
Ama geldiği gün, ev bayram yerine dönerdi.
Bir gelişinde bana bir oyuncak getirdi.
Yumurtlayan bir tavuk…
Onu elime aldığım an dünyalar benim olmuştu.
Köyde kimse böyle bir şey görmemişti.
Herkes merak ederdi.
Ama ben kimseye vermezdim.
Arkadaşlarım aşağıdan seslenirdi
Göstersene!
Ben pencereye çıkar, elimde tavuğu tutardım.
Onlar aşağıdan bakardı.
Ama aşağı indirmezdim.
Bozarlar diye korkardım.
Çünkü o oyuncak sadece bir oyuncak değildi…
Babamın bana getirdiği sevgiydi.
Sonra bir gün…
Babam yine gitti.
Ev yine sessizleşti.
Ve bir akşam…
oyuncağım kayboldu.
Aradım… bulamadım.
Kimse bir şey bilmiyordu.
O gece ilk defa sessizce ağladım.
Çünkü o gün…
sadece bir oyuncak kaybetmedim.
Çocukluğumdan bir parça kaybettim.
Yıllar geçti…
Ben büyüdüm. Köy değişti. Elektrik geldi, yollar yapıldı.
Ama o eski günlerin sesi kesildi.
Bir gün şehirde yürürken küçük bir dükkanın önünde durdum.
Camın arkasında onu gördüm.
Yumurtlayan bir tavuk…
İçeri girdim. Adam çalıştırdı.
Tavuk yumurtladı.
O sesi duyduğum an…
yıllar geri geldi.
Oyuncağı aldım.
Sokakta yürürken elimde o tavuk vardı…
ama aslında elimde çocukluğum vardı.
O an anladım:
Kaybolan oyuncak değildi.
Zamandı.
Şimdi bazen gözlerimi kapatıyorum…
Elimde gaz lambası,
Meydanda arkadaşlarım,
Pencerede bir çocuk…
Ve içimden tek bir cümle geçiyor:
Ne güzel günlerdi…
Ve şimdi biliyorum ki…
O günler geçmedi.
Sadece içimize saklandı...
AKLIMA GELİNCE PAYLAŞMAK İSTESİM SAYGILARIMLA.
Hüseyin YANMAZ
22.04.2026
(Yaylacık’ın Çocukları)
Benim hikayem Tercan’a bağlı
Yaylacık Köyü’nde başlar…
Çocukluğum karanlıktı…
Ama o karanlık bugünün ışıklarından daha aydınlıktı.
Elektrik yoktu. Akşam olunca köyün üstüne sessiz bir karanlık inerdi.
Biz de gaz lambasını yakardık. O titrek ışıkta büyüdük biz.
Köyün ortasında bir meydan vardı.
Orası bizim dünyamızdı.
Tezekten yaptığımız kalaklar kışın ısınmamızdı, yazın emeğimizdi.
Akşam olur olmaz herkes oraya toplanırdı.
Saatlerce…
Sohbet, kahkaha, oyun…
Çelik çomak, saklambaç, bir dir bir deve cüce
Ne varsa oynardık.
Zaman geçerdi ama biz anlamazdık.
Paramız yoktu.
Ama huzurumuz vardı.
Biz 5 kardeştik…
2 erkek, 3 kız.
Babam Irak’ta çalışıyordu. Aylarca gelmezdi.
Ama geldiği gün, ev bayram yerine dönerdi.
Bir gelişinde bana bir oyuncak getirdi.
Yumurtlayan bir tavuk…
Onu elime aldığım an dünyalar benim olmuştu.
Köyde kimse böyle bir şey görmemişti.
Herkes merak ederdi.
Ama ben kimseye vermezdim.
Arkadaşlarım aşağıdan seslenirdi
Göstersene!
Ben pencereye çıkar, elimde tavuğu tutardım.
Onlar aşağıdan bakardı.
Ama aşağı indirmezdim.
Bozarlar diye korkardım.
Çünkü o oyuncak sadece bir oyuncak değildi…
Babamın bana getirdiği sevgiydi.
Sonra bir gün…
Babam yine gitti.
Ev yine sessizleşti.
Ve bir akşam…
oyuncağım kayboldu.
Aradım… bulamadım.
Kimse bir şey bilmiyordu.
O gece ilk defa sessizce ağladım.
Çünkü o gün…
sadece bir oyuncak kaybetmedim.
Çocukluğumdan bir parça kaybettim.
Yıllar geçti…
Ben büyüdüm. Köy değişti. Elektrik geldi, yollar yapıldı.
Ama o eski günlerin sesi kesildi.
Bir gün şehirde yürürken küçük bir dükkanın önünde durdum.
Camın arkasında onu gördüm.
Yumurtlayan bir tavuk…
İçeri girdim. Adam çalıştırdı.
Tavuk yumurtladı.
O sesi duyduğum an…
yıllar geri geldi.
Oyuncağı aldım.
Sokakta yürürken elimde o tavuk vardı…
ama aslında elimde çocukluğum vardı.
O an anladım:
Kaybolan oyuncak değildi.
Zamandı.
Şimdi bazen gözlerimi kapatıyorum…
Elimde gaz lambası,
Meydanda arkadaşlarım,
Pencerede bir çocuk…
Ve içimden tek bir cümle geçiyor:
Ne güzel günlerdi…
Ve şimdi biliyorum ki…
O günler geçmedi.
Sadece içimize saklandı...
AKLIMA GELİNCE PAYLAŞMAK İSTESİM SAYGILARIMLA.
Hüseyin YANMAZ
22.04.2026
Karanlık Sokakların Işığı... başlıklı yazı Hüseyin Yanmaz tarafından
23.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.