Gölgesiz Sabahlar
Gururumu bir gömlek gibi sıyırıp attım eşiğine,
Sırf sen istedin diye, kıydım kendi benliğime.
Tanıdık yüzümü sildim, büründüm hiç bilmediğim bir surete,
Sadece o daracık kalbine sığabilmek niyetine.
Hâlâ boşlukta asılı durur o şen kahkahaların,
Nefesin kesilirdi anlatırken, titrerdi dudakların.
Zihnime kazıdım o anları, silinmez hatıraların,
Kolay mı sanırsın, bir kalemde "bitti" deyip susmaların?
Senin son arzun, gölgemin bile düşmediği bir sabaha uyanmak,
Benimse tek duam, gözlerinde başlayıp dizlerinde yaşlanmak.
Yaksan da tüm limanları, yasaklasan da bana sığınakları,
Bil ki kıyametim olsa da, severim hala o yasakları.
Anladım; varlığım artık omuzlarında taşınmaz bir dağ,
Kapıların sürgülü, kalbinde bana ayrılan yer kurak bir bağ.
İstenmediğim bu şehirden, ruhumu alıp sessizce giderim,
Ardımdan rüzgârla yarışır, yankılanır son sözlerim,
Elveda masum çiçeğim, saf güzelliğim...
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.