Veya papatya çiçeğinin sarısı
Seni düşünmek,
eski bir kentin dar sokaklarında
hiç bilmediğim bir adresi aramak gibi...
Yorgunum,
ama vazgeçmiyorum.
Aramızda engeller var.
Yollar, geçit vermez dağlar var.
Oysa ben ne zaman gözlerimi yumsam,
hâlâ o bıraktığın Eylül akşamındayım;
ellerim cebimde,
Aklımda sen.
Hasret dediğin,
sabahı gelmeyen bir gecenin tam ortasında
sessizce adını sayıklamakmış.
Mevsimler değişiyor,
kuşlar göçüyor,
bende kalan tek zaman,
senin gittiğin dakikada takılı.
Duvarlara çarpan yankım değil sadece;
masadaki yarım kalmış çay,
önerdiğin kitabın tozlu kapağı,
ve aynada yüzüme bakarken bile
seni görme çabammış
Vuslat mı?
O, belki bir gün ansızın kapı çalınca
rüzgârın içeriye senin kokunu taşımasıdır.
Belki de hiç gelmeyecek bir baharın
veya papatya çiçeğinin sarısı...
Saçlarına taktığım
Ayrılırken unuturum sanmıştım;
oysa şimdi her şey biraz sen,
her yer biraz noksan
En çok seni düşlemek.
Bazen bir şarkı çalıyor ansızın,
uzak bir balkonda
ya da yakın bir pencerede;
o an ellerim titriyor,
sanki sesin o notaların arasına gizlenmiş.
Seni unutmaktan korkuyorum,
yüzünün güzelliğini zamanın silmesinden
Zihnimin aynasından.
Birçok şiir yazıyorum sana dair,
en çok seni saklıyorum sayfalarda.
Şimdi kendi sessizliğimle baş başayım
ve bu gece.
Ayrılık bir ceza değilmiş meğer,
belki de seni bende yaşatmanın tek yoluymuş.
Tekrar tekrar.
Biliyorum; vedalar sadece yaşanır,
sızlar ve derinleşir.
Özlem denilen şey senin adın,
belki de hiç bitmeyecek bu yolun ta kendisi.
Gittiğin yerde mutlu ol diyemem,
çünkü bende kalan sen,
hiç eskimeyecek.
Belki bir gün,
hiç hesapta olmayan bir tevafukla
gözlerimiz birbirine değer yine.
Yine o eski şehrin tenha bir sokağında.
O gün konuşmaya gerek kalmaz belki,
zira bunca yılın hasreti,
Mevcut olan bütün kelimelerden daha manalı.
Sarılıp kucaklaşırız doyasıya
O vakte kadar
ben bu unutulmaz mevsimin
nöbetçisi kalacağım;
içimde sen,
içimde saklı
ve susturduğum kelimeler.
redfer
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.