Sessiz Mecburiyet Yalnızlık
Yalnızlığı sevdiğini söyleyenlerin çoğu,
aslında kalbinin sessiz çığlığını susturmaya çalışır.
Çünkü insan, yaradılışı gereği bir başkasının sesinde kendini bulur;
bir tebessümde çoğalır,
bir bakışta tamamlanır.
Yalnızlık övülecek bir zafer değil,
çoğu zaman kabullenilmiş bir eksikliktir.
İnsan; sevincini paylaşacak bir yürek,
hüznünü omzuna bırakacak bir dost arar.
En güzel kahkahasını bile
duyacak bir kulak olmadan eksik hisseder.
Kim ister ki
mutluluğunu duvarlara anlatmayı?
Kim razı olur
acılarını yalnızca geceye emanet etmeyi?
Ve ölüm bile,
İnsan son yolculuğunda dahi
ardından birkaç damla gözyaşı,
birkaç titrek omuz,
bir “iyi bilirdik” duası ister.
Çünkü insan,
yalnız doğsa da
yalnız yaşamak için yaratılmamıştır.
Bu yüzden yalnızlık,
çoğu zaman söylendiği gibi bir tercih değil;
kaderin omuzlara yüklediği sessiz bir mecburiyettir.
Sevilmemekten değil belki,
anlaşılmamaktan büyür.
Ve insan en çok da
kalabalıklar içinde unutulunca yalnızlaşır.
Not: Yalnızlığı kalabalıklaştıran Papatya'ya selamlar
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.