Zamanın Dişlisinde
Bedenimin yükü ruhuma çökerken
zaman; dişleriyle beni öğüttü.
Arınan bendim,
zira günahlarımdı sevabıma taşıyan.
Dağlar kadar büyüktü içimdeki karanlık,
yüzümü karartan o dikenli yalanlar,
vicdanımı ısıran beyaz sandığım günahlar…
Zirvesinden inerken benlik dağımın,
gurur ve kibirimin toprağı oldum, eğildim.
Dinledim de dinledim; bir ses duydum,
ruhumu bulurken boğuldum,
dağın eteğinin soğuk suyundan içtim.
Uzun, ince bir yol hayat,
her adımı toprak olan.
Ateşlere uzandım.
Yandım.
Yandım ardından toprak oldum,
topraklara bulandım.
Tandır ekmeğinin sıcaklığı
yanağıma değdiğinde
irkildim, geri döndüm.
Bir lokma aldım,
tuza bandım, tan vaktinde güneşle doğdum.
Yoruldukça usandım, usandıkça çözüldüm.
Tevhidin kuyusunda kamış idim, ney oldum;
üflendikçe yandım,
yandıkça aşkı buldum, aşk oldum.
Güneş doğdu kuyuma.
Ellerimde kül,
ardımda kalan sisler…
içimde kalansa;
duru suyla uyandım.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.