1743 Yolculuğu
1743 YOLCULUĞU
Sene 1743…
O zamanlar balon icat edilmiş miydi bilmiyorum. Hani şu gökyüzüne doğru
havalanan, alevin püskürttüğü nefesle çılgına dönüp; yandım Allah diyerek uçan.
Altında genişçe sepeti olan şey. Hiç binmemiş olsanız da, bir yerlerden
görmüşsünüzdür.
Dünyaya gözümü açtığım
güne birkaç gün kalaydı. Aklıma nereden esti bilmem; iki binli yılların vermiş
olduğu , çürüme, kokuşmuşluktan kaçma isteği, dünyanın en temiz halini bir
göreyim hevesi de olabilir, bindim balona. Neden 1743? Nedenini ben de
bilmiyorum. “ etimle kemiğimle tiksindiğim bu çağ” dan olabildiğince uzaklaşma
isteği. Daha öncesine de gidebilirdim ancak dinozorlarla karşılaşacak cesaretim
yok. Alim Allah, tek lokmada yutarlar. Gerçi bu çağın dinozorları tek lokmada
değil; parçala, yut tekniği ile çalışıyor. Çünkü böylesi daha acı verici
oluyor. Bunun gibi bir çok neden den dolayı
sene 1743.
Peki trenle, uçakla,
arabayla değil de neden balon? Eh o zamanlar
bunlar icat edilmemişti. Yalancı çıkmayayım diye icat yıllarına baktım.
En erken tren icat edilmiş o da 1800’ lü yıllar. Şimdi haklı bir isyan
yükselebilir; sanki balon icat edilmişti diye. Tren, araba, uçak icat edemem
değil mi? Mühendislik bilgim buna masaade etmez. Balon bunlara göre daha basit
çalışır gibi, ben de becerebilirmişim gibi, gibi işte. Siz de oldu farz edin.
Hem gökyüzüne aşık biri olarak, yeryüzü yolculuğunu kabul edemezdim.
Kafanı balondan aşağı
salla, pöfür pöfür esen rüzgar, saçlarını okşasın. Yeryüzü ayağının altında ,
gökyüzü avucunun içinde…
Bak şimdi kendimle
gurur duydum. Harika bir seçim! Bu kaçış sonrası, kaybedilen ne kadar güzellik
varsa gözlerimle göreceğim. Ruhumla hissedip, kalbimle sevineceğim. Aranızda
kıskananlar varsa; herkesin yolculuğu kendine, gitmek istediği menzil, aldığı
lezzet, varmak için izlediği rota, hepsi bireyden bireye değişen parametreler.
Primitif olanlar için ise verilecek tavsiye zaten bulunmamakta. O da gelişimini
karnı üzerine sürünerek tamamlayabilir.
Bakalım 1743 den
yeryüzüne…
Gecenin karanlığında
yeryüzünü aydınlatan şey ne? Aydınlık yoksa sesler de sükutta. Makine sesleri,
çılgınca bağıran müzikler, korna bağırtısı; hepsi yokluk perdesiyle
susturulmuş.
1752 ye neredeyse yakalanıyormuşum; elektriğin ortaya çıktığı
yıla. Eh ampullün icadına nasıl olsa bir yüz yılı geçkin zaman var. Gökyüzünün
yıldızlarını söndüren yapay ışıklar yok. Bakalım ışıktan tarlaya, huzur ve
neşe hasat edelim.
En çok merak ettiğim
şey; yeryüzünün yeşilden elbisesi , sökükleri, yırtıkları olmadan, solmadan ilk
haliyle nasıl giyinmişti? Nasıl salına salına yürüyordu? Değerli taşları, pulları nasıl parlıyordu?
Bağrına gökdelenler dikilmeden, tahta kulübelerde yaşam nasıldı? Yeraltına
borular ağ örmeden , nehre yakın duruşlar nasıldı? Belli yerlerde doluşmuş
milyonlar yerine, toprağa saçılmış bilye gibi evler hepsi her şey nasıldı?
Yolculuğa tek
çıkmadım tabii. Yanıma seyran etsin, sevinip mutlu olsun diye birkaç kişi de
aldım. Kurallar koydum, kesin çizgiler çektim.
1 bakışımı kapatma!
2 manzaralara yorum
yapma!
3 balonun düzenine
özellikle rotasına karışma!
Çizgi tanımayan varlık yani insan, verdiği sözleri unuttu.
Balonun sepetini kapatma kararı aldılar; esen rüzgar ve uçan kuşlar onları
rahatsız ediyormuş!
Balonu karlı dağlara
doğru sürmeliymişim; ruhum bu kadar üşürken! Ormanlardan ve mavi deniz ve
nehirlerden sıkılmışlar.
Sonuç mu?
Kafanızdan aşağıya
yağan şu insan selinin tek nedeni benim. Balonla yolculuğumda, kim fazla
konuşmuşsa, ağırlık yapmışsa balona, düzeni bozup, isyan çıkarmışsa; attım
aşağıya. Ne kadar caniyim hiç acımadım. Yok valla canım çok yandığı da oldu. Ne
yaparsın, naçar, balon ve ben kaldıramadım. Atarken aşağıya bakmadım; ola ki
vicdan yaparım diye.
Sonra, sonra balona bir baktım adam kalmamış. Atmaya alışmış şu fani, dönüp kendi benliğimi tehdit
ettim.
Yolculuk gayeni
unutursan eğer, sonun bunlar gibi olur…
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.