Sinirli Ve Sınırlı Zamanlarım
Ben çok değiştim. Kendimi tanıyamıyorum. 4 yıl boyunca yaşadığım evden ev sahibinin "Evi sattım, bundan sonra evin yeni sahibi oturacak o evde." dedikten sonra taşındığım bu evden yeni kiralık eve taşınınca etrafı tanımaya çalışırken belki kendimi de tanırım diye düşünmüştüm. Ne bileyim güneş sanki buraya farklı doğacak, akşamlar daha serin olacak zannettim her halde. En nihayetinde değişmeyen tek şey değişimin kendisi değil miydi? Değilmiş. Değişim insanın içinde başlamalı. Bu taşınma telaşında bende de başlayacağını ve değişerek kendimi tanıyacağımı hayal etmiştim. Yanılmışım, hala kendimi tanıyamıyorum. Benim tanıyamadığım kendimi başkası da tanıyacak değil elbet. Kime sorsam "Sen bu olamazsın. Olmamalısın." diyor. En ufak meselede sinirlenir hale geldim. Ayağıma taş takılsa, damlardan üzerime birkaç damla düşse, ceketimin omuz kısmı duvara sürtünüp kirlense önce etrafıma, etrafımda kimse yoksa kendime salça oluyorum. Takıntılı bir adam oldum çıktım. Unuturum diye yanımda şemsiye taşımadığımı, bu uğurda kaç defa sırılsıklam ıslandığımı söylesem muhtemelen bana deli nazarıyla bakarsınız. Bunun bir tedavisi var mı, bilmiyorum. Şu kadarını söyleyebilirim ki şöyle boş boş oturup denizi izlemenin büyük bir nimet olduğunu anladım.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.