Mazide Kalanlar 2
-Onunla yıllar önce ilk ve son defa konuştuğunuzu söylemiştiniz. Bunca zaman sonra tarihini hatırlıyor musunuz?
-Tarihini, gününü, hatta saatini bile hatırlıyorum. Konuştuğumuz her cümleyi, her kelimeyi, hatta cümle aralarında kalp çarpıntımın dışarıdan duyulduğunu, konuşmaya başlayamadan önceki halimi saniyesi saniyesine hatırlıyorum. Galiba hayatım boyunca da hatırlayacağım. Beni yakından tanımadığı için, benim de tanıdığım, bir arkadaşıyla gelmişti. Zaten onun vasıtasıyla davet etmiştim kendisini. Kırmadı, geldi. Benim yanımda da hepimizin tanıdığı, samimiyetine güvendiğim bir arkadaşım vardı. Şimdi herkesin evi, yuvası var diye isimlerini açık açık söylemiyorum. Ben çok heyecanlıydım. Geldiği için çok mutluydum, ama ayağıma çağırmış gibi olduğum için de çok mahcuptum. Kaybetmekten korkanların hali böyle olur. Sevdiğinin karşısına çıkamaz da sevdiğini ayağına çağırır. Siz böyle yapmayın. Neyse, ben bir türlü konuşmaya giremiyordum. Tam kelimelerimi bir cümle haline getirip söze başlayacağım yaz mevsimi olmasına rağmen çıkan bir rüzgar kelimeleri ağzıma tıkmak ister gibi esiyordu. Ağaçların nasıl şiddetle çatırdadığını görmeliydiniz. Sadece yarım saat benim söze girmemi bekledik. Sağ olsun o da bekledi. "Konuşmayacaksa kalkıp gidelim." demedi. Nihayet "Yine sensizliğe açmak gözlerimi Seni haykırabilmek sensizliğe… Uzaklara, sonsuza. Seni anlatabilmek sana. Zor işte. Oysaki ben zor iş olmadığını, imkansızın da sadece zaman aldığını iddia edenlerdendim." diye söze başladım. Sesimin titremesine başkası olsa belki gülerdi. Gülmedi. Belli ki o da birini sevmişti veya seviyordu. Demek ki onun da başka bir yerde başka bir zamanda sesi böyle titremişti. Bir saat kadar konuştuk. İstesem hiç kalkmadan bir hafta ona onu anlatırdım. Biliyordum ki o da dinlerdi. Çünkü konuşmamı dikkatle dinlemiş, sadece söz aralarında "Beni biraz abartmışsın." demişti. Ben de "Mübalağa en sevdiğim sanattır. Ama sadece senin için." demiştim, gülmüştük. Bana ilk ve son gülüşüydü.
-Neden onu ona daha fazla anlatmadınız? Belki birlikte bir geleceğiniz olurdu.
-Tadında bırakmak istedim. Belki bir yerlerde yolumuz tekrar kesişirse anlatacak bir şeylerim olsun istedim galiba.
-Onu sevdiğinizi söyleyebildiniz mi peki?
-Onu tanıdığım günden o güne kadar ona dair bende ne varsa anlattım, ama ona kendisini sevdiğimi söyleyemedim.
-Neden?
-Bir insana onu sevdiğini söyleyebilmek, ona bütün geçmişini anlatmaktan daha zordur. Bir de ben her aynaya baktığımda kendi yerimde onu görürken onun gözlerinde kendimi göremedim.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.