Soğuk Kahveler
Bugün üçüncü gün,
Biliyor musun, kar hâlâ dinmedi.
Haberlerden öğrendim, yollar kapalıymış,
Herhalde bugün de gelemezsin sen canım,
En iyisi toplayayım ben masayı,
Biliyorum titizsin;
Eğer yolunu bulup da gelecek olursan,
"Ne bu evin hâli?" diye kızma bana.
Biliyor musun, sen gittikten sonra
Sigarayı balkonda içiyorum,
Soğukta titreye titreye...
Sabahları yine erken kalkıyorum senden önce,
Kahveyi yine iki tane yapıyorum;
Seninki sade, benimki şekerli.
Sanki sen varmışsın gibi,
O boş sandalyeye "afiyet olsun" diyerek içiyorum.
Her sabah, sen kızma diye tıraş oluyorum erkenden,
O tatlı kavgalarını çok özledim ben senin...
Neredesin?
Biliyor musun,
O tahlil raporları vardı ya,
Hastaneden aldığım, o onkoloji raporları...
Hani iş yerinde değiştirip,
Benim imzamı tanırsın diye,
Doktor yerine bir arkadaşa imzalattığım,
Sonra sana getirip,
"Bak gördün mü, bir şeyin yok" diye seni kandırdığım...
Sen ne ara aldın o raporların aslını?
Onları da buldum,
Senin o siyah pardösünün cebinde...
Bugün hepsini yırtıp attım.
Biliyor musun,
Senin ilaç şişelerin vardı ya,
Hani o dışı başka, içi başka şişeler...
Sana vitamin diye içirdiğim o iğrenç haplar,
Onları da toplayıp attım ben dün gece.
Yani anlayacağın canım,
O mendebur hastalıktan ne kaldıysa
Hepsini attım çöpe.
Unutmadan;
Sen fark etmeden topladığım o dökülen saçlarını,
Hepsini sakladığım bir kutu vardı,
Onu da buldum bu ara.
Benden habersiz sen de koymuşsun saçlarını o kutuya,
"Gün gelir özlerim seni" diye...
Bugün tam kırkıncı günü, biliyor musun?
O ambulans seslerinin, çığlık ata ata
Seni benden alıp götürdükleri günün
Tam kırkıncı günü...
O gün de karlıydı hava,
Ben arkandan geliyordum.
Ambulans sanki seni benden kaçırıyor,
Ben de yakalamak için gaza bastıkça basıyordum.
Biliyor musun, canım ,hep salonda yatıyorum ben,
Kokun kaybolmasın diye ,
Yatak odasının kapısı penceresini hep kapalı tutuyorum....
Tam üç gün bekledim ben
O yoğun bakım ünitesinin önündeki koltuklarda,
Gözlerimi kırpmadan...
Biliyor musun,
Onca ilaç kokusu arasında
Senin o kokunu hissedebiliyordum,
Burnumun direkleri sızlaya sızlaya.
Hastanenin kafesinden hep iki tane aldım kahveleri;
Şekersiz senin, şekerli olanı benim...
İnsanlar bakıyorlardı garip garip,
Önümde birikmiş o buz gibi soğuk kahvelere...
O dördüncü gün var ya, o pazar günü...
Ne sen sor ne ben anlatayım o günü;
Ne sana ne de kendime.
Ne diyorum canım, biliyor musun?
Şimdi haberlere baktım yine. Karlar dinecekmiş ,
Yollar açılacakmış yakında;
Ya sen gelsen ilk otobüsle
Ya da ben,
Tam kırk gün geçti be gülüm. Çok özledim ben seni,
Biliyor musun, kar hâlâ dinmedi.
Haberlerden öğrendim, yollar kapalıymış,
Herhalde bugün de gelemezsin sen canım,
En iyisi toplayayım ben masayı,
Biliyorum titizsin;
Eğer yolunu bulup da gelecek olursan,
"Ne bu evin hâli?" diye kızma bana.
Biliyor musun, sen gittikten sonra
Sigarayı balkonda içiyorum,
Soğukta titreye titreye...
Sabahları yine erken kalkıyorum senden önce,
Kahveyi yine iki tane yapıyorum;
Seninki sade, benimki şekerli.
Sanki sen varmışsın gibi,
O boş sandalyeye "afiyet olsun" diyerek içiyorum.
Her sabah, sen kızma diye tıraş oluyorum erkenden,
O tatlı kavgalarını çok özledim ben senin...
Neredesin?
Biliyor musun,
O tahlil raporları vardı ya,
Hastaneden aldığım, o onkoloji raporları...
Hani iş yerinde değiştirip,
Benim imzamı tanırsın diye,
Doktor yerine bir arkadaşa imzalattığım,
Sonra sana getirip,
"Bak gördün mü, bir şeyin yok" diye seni kandırdığım...
Sen ne ara aldın o raporların aslını?
Onları da buldum,
Senin o siyah pardösünün cebinde...
Bugün hepsini yırtıp attım.
Biliyor musun,
Senin ilaç şişelerin vardı ya,
Hani o dışı başka, içi başka şişeler...
Sana vitamin diye içirdiğim o iğrenç haplar,
Onları da toplayıp attım ben dün gece.
Yani anlayacağın canım,
O mendebur hastalıktan ne kaldıysa
Hepsini attım çöpe.
Unutmadan;
Sen fark etmeden topladığım o dökülen saçlarını,
Hepsini sakladığım bir kutu vardı,
Onu da buldum bu ara.
Benden habersiz sen de koymuşsun saçlarını o kutuya,
"Gün gelir özlerim seni" diye...
Bugün tam kırkıncı günü, biliyor musun?
O ambulans seslerinin, çığlık ata ata
Seni benden alıp götürdükleri günün
Tam kırkıncı günü...
O gün de karlıydı hava,
Ben arkandan geliyordum.
Ambulans sanki seni benden kaçırıyor,
Ben de yakalamak için gaza bastıkça basıyordum.
Biliyor musun, canım ,hep salonda yatıyorum ben,
Kokun kaybolmasın diye ,
Yatak odasının kapısı penceresini hep kapalı tutuyorum....
Tam üç gün bekledim ben
O yoğun bakım ünitesinin önündeki koltuklarda,
Gözlerimi kırpmadan...
Biliyor musun,
Onca ilaç kokusu arasında
Senin o kokunu hissedebiliyordum,
Burnumun direkleri sızlaya sızlaya.
Hastanenin kafesinden hep iki tane aldım kahveleri;
Şekersiz senin, şekerli olanı benim...
İnsanlar bakıyorlardı garip garip,
Önümde birikmiş o buz gibi soğuk kahvelere...
O dördüncü gün var ya, o pazar günü...
Ne sen sor ne ben anlatayım o günü;
Ne sana ne de kendime.
Ne diyorum canım, biliyor musun?
Şimdi haberlere baktım yine. Karlar dinecekmiş ,
Yollar açılacakmış yakında;
Ya sen gelsen ilk otobüsle
Ya da ben,
Tam kırk gün geçti be gülüm. Çok özledim ben seni,
Artık kavuşsak da ,iki kahve içsek beraber karşılıklı be canım.......
Soğuk Kahveler başlıklı yazı zaferunsal tarafından
30.05.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.