Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Son On Gün

Son On Gün

 



                    SON ON GÜN


Bugün de uyanır uyanmaz abisinin yatağının ucuna geldi Başat. O hep hayran olduğu perçemlerini okşayarak saçlarını taradı, yastığını düzelttikten sonra pencerenin önündeki tahtadan oyuncaklarını silip yeniden yerlerine özenle dizdi. Annesi bugün, göl mavisi gömleğini giydirmişti Kadim’e ve o içinde masalları biriktirdiği çakır gözleri ortaya çıkmıştı.

Abisini yanaklarından öpüp, mutfağa kahvaltı yapmaya gitti Başat. Kadim ve Başat hiç kovalamaca oynamamışlardı, beraber dere kenarında kurbağa tutmaya gitmemişlerdi, keçileri meraya çıkarmamışlardı ve bakkaldan şeker almaya neşeyle gitmemişlerdi. Çünkü Kadim’in, Başat’ın bir türlü adını söyleyemediği bir kas hastalığı vardı. Canı da çoğu zaman sıkkın olurdu ve pek konuşmazdı. Her zaman odasında uzanır ve sadece pencereden dışarıya ceviz ağaçlarına doğru bakardı.

Bugün uyandığından beri dedesinin, “Bir şeyin çok uzaklardan bile görülmesini istiyorsan, içine sevgini katmalısın evlat.” sözü hep kulaklarında çınlıyordu. Başat bir şeyler yapmaya karar verdi. Kalan her gününün içine sevgisini katacaktı. Bu defa olacaktı, buna tüm kalbiyle inanıyordu. Olmalıydı da.

Bakkalın önündeki çöp kutusundan on tane küçük pet şişe aldı. Kavak ağaçlarının altına gelince cebinden kapanın küçük bıçağını çıkardı ve onları diplerine yakın bir yerden itina ile kesti. Şimdi tam istedi gibi on tane küçük çanağı olmuştu. Boynunda asılı heybesinden bayat ekmekleri mısır tanelerini kurumuş kek parçalarını çıkardı. Eşit şekilde çanaklara dağıttıktan sonra etrafı incelemeye başladı.

Buğday tarlasının etrafında üç tane büyük ağacı kestirdi gözüne. Elindeki çanaklara biraz da su serpti çünkü yemler rüzgârdan hemen uçabilirlerdi. Ağaçlara tırmanıp üçer dörder bu çanakları düz dallara iyice bağladı. Artık geriye sadece beklemek kalmıştı.

Başat bu on günde öyle sevinçliydi ki, annesi dâhil gören herkes şaşkınlık içindeydi. Tahminler yürütseler de hiç kimse gerçek sebebini bilememişti. Öyle çok yoruluyordu, öyle deli gibi koşturuyordu ki birilerine yardım etmek için, akşam eve geldiğinde aç biilaç yatağına yığılıveriyordu. O küçük kalbi sanki tüm dünyayı içine sığdıracak kadar büyümüştü. Bacaklarında derman kalmamıştı, elleri sıyrıklar ve nasırlar içinde kalmıştı. Kıskanılacak bir sevgiydi bu..

Sabah horozu öteli, keçiler meraya çıkalı çok olmuştu bugün ama Başat daha uyanmamıştı. Annesi üçüncü kez çağırmaya geldiğinde zorla açabilmişti gözlerini. Sonra fişek gibi fırlayıp yatağından kalktı. Alelacele üzerini giyindi ve hemen abisinin odasına koştu. Kadim’in yatağı düzeltilmişti ama o odasında yoktu. Çığlıklar içinde evin tüm odalarını gezmeye başladı ne çare odalar bomboştu. O kocaman kalbi sanki kolonlarından çatırdamaya başlamıştı.

“Doğum günü hediyem nereeedeeeee!” diye bağırarak avluya çıktı. Kadim, avlunun dışarıya açılan iki kanatlı mavi kapısının önünde durmuş ona doğru gülümsüyordu. Başat’ın abisine doğru bir koşuşu vardı ki, bunu mutsuzluğu artık bir şımarıklığa çeviren herkesin görmesi gerekiyordu..




                   TülayMaviYıldırım







Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Son On Gün

Son On Gün

TülayMaviYıldırım TülayMaviYıldırım