Sorular Şefaat
SORULAR- ŞEFAAT
İslam toplumunda günümüzün en çok tartışılan konulardan birisi de şefaattir. Sözlükte “tek olan bir şeyi dengi veya benzeriyle çift hale getirmek; birinin önüne düşüp işini görmeye çalışmak, işinin görülmesi için birinin aracılığını istemek” anlamlarındaki şef‘ kökünden türeyen şefâat, “suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için birine aracılık etme” mânasına gelir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “şfʿa” md.; Lisânü’l-ʿArab, “şfʿa” md.). Terim olarak “kıyamet gününde peygamberlerin ve kendilerine izin verilen sâlih kulların müminlerin bağışlanması için Allah katında niyazda bulunması” anlamında kullanılır. Şâfi‘ ve şefî‘ “aracılık eden, şefaatte bulunan” demektir. (DİA)
Şefaat konusunda yapılan itirazlardan kısaca bahsetmek gerekirse; Cahiliye döneminde müşriklerin iddiası putlara kendileri için Allah katında şefaatçi olacakları için taptıkları yönündeydi. Allah-ü Teala (cc) Kur’an-ı Kerim’inde bu anlayışı reddederek,Allah dışıda tapılan putların asla şefaatçi olamayacaklarını, yalnızca Allah’ın izin ve onay verdikleri kişilerin şefaat edebileceklerini kesin bir şekilde ifade etmektedir.
(“İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir?” Bakara 255)
(“O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçı olamaz.” Yunus 3)
(“Rahmân'ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.” Meryem 87)
(“O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.” Ta’ha 110)
(“Onlar onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun korkusuyla titrerler.” Enbiya 28)
(“Allah katında, onun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, "Rabbiniz ne söyledi?" diye sorarlar. Onlar da "Gerçeği" diye cevap verirler. O yücedir, büyüktür.” Sebe 23)
(“Onu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler.” Zuhruf 86)
(“Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.” Necm 26)
Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. Al’i İmran 85)
Kıyamet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallah” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)
Ayetlerde açıkça belirtildiği üzere Allah’ın (cc) izin vermediği kimse şefaat edemez. Kimi affedeceği, şefaat için kime izin vereceği, yapılacak şefaatin sınırı Allah-ü Teala (cc)nın tasarrufundadır. Şefaat isteği bir beklentidir. Allah-ü Teala’nın(cc) razı olduğunu, İslam dinini bizlerden daha iyi yaşadığını, canları, malları ve ilimleriyle İslam dinine hizmet ederek “Rıza-i İlahi” ye mazhar olrduklarını düşündüğümüz kişilerin Allah-ü Teala(cc)nın katında itibarlı olduklarını düşünür ve şefaatlerini umarız. Olay budur. Şefaat beklemek elbetteki sadece lafla olmaz. Peygamber Efendimiz (sav) kendisinden şefaat isteyen bir kişiye “ “–Öyleyse sen de çok secde ederek bu hususta bana yardımcı ol!” buyurdu. (Ahmed, III, 500) Yine Peygamber Efendimiz(sav) kızı hz. Fatıma ve halası Safiyye’ye “Rasûlullah Muhammed’in kızı Fâtıma! Ey (halam) Safiyye! Allah katında makbûl ameller işleyiniz! Çünkü ben (kulluk yapmadığınız takdirde) sizi Allâh’ın azâbından kurtaramam!” ifadeleriyle nasihat etmiştir. (Bknz. İbn-i Sa‘d, II, 256; Buhârî, Menâkıb, 13-14)
Anladığımız üzere sadece ve kuru kuruya Müslümanım demek şefaate nail olabilmek için yeterli olmayacaktır. Peygamber Efendimizin (sav) şefaatiyle alakalı bazı hadisleri şöyledir.
“Kim ezanı işittiği zaman:
«Ey şu mükemmel davetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammed(sav)e “Vesîle”yi ve fazileti ver. Onu, kendisine vaad ettiğin “Makâm-ı Mahmûd”a ulaştır» diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vacip olur.” (Buhârî, Ezân, 8; Tefsîr, 17/11. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Salât, 37/529; Tirmizî, Salât, 43/211; Nesâî, Ezân, 38/678; İbn-i Mâce, Ezân, 4)
“Müezzinin ezan okuduğunu duyduğunuzda, söylediklerinin aynısını siz de tekrar edin. Sonra bana salevat getirin. Çünkü kim bana bir salevat getirirse, Allah buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için Allah’tan «Vesîle»yi isteyin. Vesîle, cennette Allah’ın kullarından bir tek kişiye nasîb olacak bir makamdır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Kim benim için Vesîle’yi isterse, ona şefaatim vâcip olur.” (Müslim, Salât, 11)
“Kabrimi ziyâret edene, şefaatim vâcip olur.” (Heysemî, IV, 2. Bkz. Beyhakî, Şuab, III, 488-490/3862)
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Kur’ân okuyunuz! Çünkü o, kıyamet günü kendisiyle hemhâl olan kişilere şefaatçi olarak gelecektir.” (Müslim, Müsâfirîn, 252) https://www.islamveihsan.com/sefaat-ile-ilgili-ayetler-ve-hadisler.html
Şefaati inkar etmenin " Yaptığım ibadetler bana yeter. Başka bir şeye ihtiyacım yok anlamına gelip gelmediği de düşünülmelidir zannımca. VESSELAM.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.