Mucize
MÛCİZE
Günümüz dincilerinin en çok tartıştıkları konulardan birisi de mucize dir. Son on yılların söylemi başta Peygamber Efendimiz (sav) olmak üzere peygamberleri sıradanlaştırmak üzerine kurgulandığı için mucizeleri tabiat olayı gibi sunmak moda oldu. Mucize Allah-ü Teala’nın (cc) peygamberlerini kafirlere karşı desteklemek için yarattığı doğaüstü/harikulade insanların yapamayacakları olaylardır. Mucizeyi yok saymak vb. işler en basit tabiriyle had bilmezlik, ukalalık iken bir adım ötesi ise küfür olabilir. Neden? Kainatın yaratıcı, sahibi olan Allah-ü Teala’nın (cc) kudretini sorgulamaktır. Kainatın ve içindekilerin Yaratıcısı olan Allah (cc) kurallara, kanunlara bağlı değildir. İstediği zaman peygamberlerini desteklemek için Mucizeler yaratmaya kadir’dir. Akılsız ve şuursuz bir varlık olan Tabiata (haşa Tanrısal güç vehmetmektir. Allah-ü Teala(cc) Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerine bahşettiği mucizeleri ilk ağızdan bizlere bildirmektedir. Yüce Rabbimizin (cc) sözünün üstüne söz söylemek Müslümanın ne hakkı ne de haddi dir. Bunu yapanlar kafir iseler “Kafir” de geçer ciddiye almayız. Müslüman bilinen bir ise doğal olarak şüpheleniriz.
Mu‘cize, sözlükte “bir şeye güç yetirememek” anlamındaki acz kökünden türeyen mûcizin (âciz bırakan) isim şeklidir. Kur’an’da mûcize kelimesi yer almamakla birlikte acz kökünden fiil ve sıfat kalıpları “âciz kalmak; güçsüz bırakmak; Allah’ın âyetlerini yalanlamak amacıyla yarışmak” mânalarında yirmi bir âyette geçer. Hadislerde de mûcize kelimesi görülmemekte, fakat acz kökünden türeyen çeşitli kavramlar sözlük anlamında kullanılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de peygamberlerin Allah tarafından gönderilmiş gerçek elçiler olduğunu kanıtlayan hârikulâde olaylar çok defa âyet (âyât) kelimesiyle ifade edilmiştir. DİA
Yüce Rabbimizin bazı peygamberlerine lütfettiği mucizeler hakkındaki bazı ayetler şöyledir:
(“Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez.” Ra’d 38)
(“(Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular.”İsra 59)
Hz. Sâlih’in dişi devesi (” Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik.. .İşte size bir mucize olarak Allah'ın şu devesi... " A’raf 73),
Hz. Mûsâ’nın asâsı ile parıltılı eli (“Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha. Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.” A’raf 107-108), (“Hûd 96, Kasas 31-32, 35),
Hz. Îsâ’nın gösterdiği olağan üstü hadiseler (“Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler. Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı." Meryem 29-30)
(Allah onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü'minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır." Âl-i İmrân 49)
("Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve esenlik ol" dedik. Enbiya 69)
(“(İbrahim'in) kavminin cevabı, "Onu öldürün veya yakın" demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı.” Ankebut 24)
(“Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.”
Sâffât 107) Nuh (as) hakkında A’raf 64, Hud 44, Mü’minun 27, Ankebut 14) Davud (as) hakkında Enbiya 79-80-82, Sebe 10, S’ad 18-19, Hz. Süleyman(as) Enbiya 81-82, Neml 15-28, Sebe 12-13-14, Sad 36-37-38
Mâtürîdî mûcizeyi “peygamberin elinde ortaya çıkan ve benzeri öğrenim yoluyla meydana getirilemeyen olay” diye tanımlar (Kitâbü’t-Tevḥîd). Kādî Abdülcebbâr’a göre ise Allah tarafından yaratılan, nübüvvet iddiasında bulunan kişinin doğruluğunu göstermeyi amaçlayan ve nitelikleri bakımından insanları benzerini getirmekten âciz bırakan olağan üstü hadisedir (el-Muġnî )
Mûcizenin özellikleri arasında iki temel husus öne çıkar. Birincisi ilâhî fiil olması ve sadece peygamberlerin elinde zuhur etmesidir; dolayısıyla herhangi bir kimsenin gösterdiği hârikulâde olaya mûcize denmez, ikincisi de mûcizenin peygamberlik iddiasının ve meydan okumanın arkasından zuhur etmesidir. Kur’an’da Hz. Sâlih, Mûsâ ve Îsâ’nın mûcizelerinden bahsedilirken meydan okuma özelliğine vurgu yapılması bunu gösterir.
a) Hissî Mûcizeler.(Kevni Mucizeler) İnsanların duyularına hitap eden hârikulâde olaylardır. Hz. Sâlih’in devesi, Hz. Mûsâ’nın asâsının yılana dönüşmesi ve elinin parıltılı bir ışık vermesi, Hz. Îsâ’nın babasız doğması, kuş şekline soktuğu çamuru canlandırması, ölüleri diriltmesi, anadan doğma körleri ve alaca hastalığına tutulanları iyileştirmesi gibi. Bunlar tabiat kanunlarını aşan ve Allah’ın müdahalesini gösteren ilâhî fiiller olup iradelerini kullananların iman etmesini sağlar. Hissî mûcizeler peygamberin yaşadığı zaman ve mekânla sınırlıdır.
b) Haberî Mûcizeler. Peygamberlerin Allah’tan gelen vahye dayanarak verdikleri gayb haberleridir. İsyankâr toplumların başlarına geleceğini önceden bildirdikleri felâketlerin aynen vuku bulması, Hz. Îsâ’nın muhataplarının evlerinde ne yiyip ne biriktirdiklerini haber vermesi (Âl-i İmrân 49), Resûl-i Ekrem’in Bizanslılar’ın İranlılar’ı savaşta mağlûp edeceğini (Rûm 1-4), kisrânın saltanatının yıkılacağını (Beyhakī, VI, 325; İbn Hacer, XIV, 122), İslâm dininin doğuda ve batıda yayılacağını (Buhârî, “Menâḳıb”, 25) bildirmesi bu tür mûcizelerdendir.
c) Aklî Mûcizeler. “Mânevî mûcize” veya “bilgi mûcizesi” diye de anılan bu grup, insanların akıl yürütme gücüne hitap eden ve onları rasyonel kanıtlarla baş başa bırakan gerçeklerden oluşur.
d) Yardım Mûcizeleri. İnananların ihtiyaçlarını gidermeye yönelik olarak zuhur eden ilâhî yardımlardır.
e) Helâk Mûcizeleri. İnkârda ısrar eden kavimlerin cezalandırılmasına yönelik mûcizelerdir. Kur’ân-ı Kerîm’de her millete uyarıcı peygamber gönderildiği ve sözlerine itibar edilmesi için bunların çeşitli kanıtlarla desteklendiği açıklanmıştır (“Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler.” Yûnus 74) Resûl-i Ekrem peygamberlere imana vesile olacak çeşitli mûcizelerin verildiğini, kendisinin de Kur’an mûcizesine sahip kılındığını bildirmiştir (Buhârî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 1, “İʿtiṣâm”, 1; Müslim, “Îmân”, 239).
Kur’an’daki mucize ayetlerini okuduğumuz zaman Mucize isteyenlerin öncelikle kafirler olduğunu anlıyoruz. Ama Kafir Kafirdir. Hiçbir mucize kafirlerin iman etmesini sağlamamıştır. Ama Müslümanların imanlarını pekiştirmiş ve mutlu olmalarını temin etmiştir.
Mesela Hz. Ebu Bekir (ra), Hz. Ömer (ra) Hz. Osman (ra) ve Hz. Ali (kv) ve diğer sahabeler Efendimizden (sav) mucize talep emmemişlerdir. Duruma göre vuku bulan mucizeler imanlarını kuvvetlendirmiştir. Zümer suresi 33ayetindeki ( Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler (bis sıdgı ves saddaga) var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.) tasdik eden olarak zikredilen kişinin H. Ebu Bekir (ra) olduğu rivayet edilir. Hz. Ebu Bekir(ra) in insanlara olan üstünlüğü Peygamber Efendimizden(sav) duyduğu bütün gaybi haberlere tereddütsüz iman etmesidir. Günümüz dincilerinin mucizelere bilimsel kılıf uydurma çabaları ise akılsızlıktan başka bir şey değildir. Vesselam.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.