Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
23.06.2026 · 81 · 4 · Tahmini 3 dk okuma
PDF olarak indir

“Ceviz Ağacı” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Ceviz Ağacı

                                    CEVİZ AĞACI

 Görkemli bir ceviz ağacıydı. Cevizleri iri, sağlam ve lezzetli. Yemeyen yoktu; sincaplar, kargalar , fareler, çocuklar, karıncalar.

 Dalları gökyüzüne uzanan, kalın ve kuvvetli. Bir dalının ayrı yerlerine birkaç salıncak kurulabiliyordu. Çocuk çığlıkları, salıncakların olmazsa olmazıydı. Yapraklarının arasına çeşit çeşit kuşlar gizlenirdi. Çatallarının arası, kuşların yuvası. Gölgeliğine bir kilim serildi mi, uyuyan insanların masumluğu izlenirdi.

 Hoş sohbet çaylar içilir, içine dostluk şekeri atılırdı. Ceviz ağacı bin bir türlü gülüşe şahitlik etmişti.

 Gövdesi kalın, sağlıklı ve dayanıklıydı. Hiçbir balta yanaşmaya cesaret edemezdi. Gerçi çok yaşlı sayılmazdı. Kırk yıllık bir ömrü olmuştu. Bir ceviz ağacı için bu çok sayılmazdı. Kırk senenin içinde çok gelişmiş, büyük bir alana dal budak salmıştı. Kökleri ile dalları birbiriyle yarışıyordu. Kökleri yerin altına salındıkça , dallar gökyüzüne coşuyordu.

 Kendisiyle gururluydu; niye olmasın ki? Yemişleriyle canlıları mutlu, gölgesiyle huzurlu, varlığıyla yuva oluyordu.

 Yanında yönünde birkaç ağaç vardı, gıpta ile bakan. Onun gibi soylu, onun gibi faydalı, onun gibi kuvvetli olmaktı hayalleri. Gıpta dedimse, içlerinde daha çok kıskançlık barındırıyorlardı. Kim başkasının gölgesinde kalmak ister ki? Diğer ağaçlar, ceviz ağacının gölgesinde homurdanıp duruyorlardı.

 Bir gün bir adam, kara elbiseli, kara çehreli, şöyle bir baktı ağaca:

- Evet ben bir ağaç değilim ama benim kadar heybetli görünmemeli, bir çare düşünmeli.

 Kesmek geldi aklına, birkaç gününü alırdı. Düşündü “ olmaz” dedi. “Bu ceviz ağacının gövdesinden neler yapılmaz ki? En nadide köşeleri süsler, dayanamam. Dallarını kessem, o zaman daha da gürleşir. Tamam buldum” dedi.

 Bir kepçeyle geldi. Günler sürdü, köklerini deşelemek. Birkaç gün sonra gürültüyle birlikte ceviz ağacı yere serildi. Rüzgarda yaprakları savruldu, kuşlar dallarının altında can verdi, ayaklar altına yemişleri saçıldı. Salıncakların ipi koptu. Gülüşler, sohbetler, muhabbetler toprak ve tozun içine hapsoldu. Ceviz ağacını bağladı ve sürükleyerek götürdü. 

 Bir saksı, bir avuç toprak , bir iki damla su. Kökünü mahkum etti saksıya. Gülmeli mi, ağlamalı mı? Nasıl sığsın, yeryüzünün toprağını dar gören, daha derine diyen ceviz ağacı. Günler geçti, yapraklar sararmaya, gövdeye kurt düşmeye başladı.

 Diğer ağaçlar, rüzgarın eşliğinde , yapraklarıyla alkış tuttular. Olması gereken olmuştu. Sincaplar burun kıvırdı; bodur fındık ağacı onlara yeterdi. Kuşlar kanatlarına güvendi; Dalları yoksa yüksek binalar vardı. İnsanlar ceviz yoksa pek tabii badem yerlerdi.

 Adam şöyle bir baktı, gülümsedi “ işte budur” dedi. Çekip gitti uzaklara.

 Ceviz ağacı gücünün büyüklüğüne aldandı. Kendine güvenmenin çekiciliğine daldı, kalabalıkların çokluğuna kapıldı. Cezasına razı oldu. Ama içinde bir şeyler yok oldu. Kendi kendine söz verdi; asla yemiş vermeyecek, dallarına kuşları kabul etmeyecek, hiçbir başa gölge olmayacaktı.

 Yıllar geçti, zamanın yıpratıcılığı saksıda bir delik açtı. O delikten bir kök, toprak ananın bağrına yol buldu.

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 4
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Ceviz Ağacı

EBRU  CAN EBRU CAN