Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Yıllar Sonra Sana Geldim Karadeniz

Yıllar Sonra Sana Geldim Karadeniz

Yıllar sonra sana geldim Karadeniz

Çok özledim yeşil çay bahçelerini, 

Çay kokusuna doymuş bayırlarını, 

Soluklandım cennet köşesi Silanda 

İçtim çayını doya doya... 

Yüce dağlarını seyretmeye doyamadım.


Sis çöker vâdilere batar güneş, 

Kaybolur ovitin kar tutan tepeleri, 

Yağmura doyar bereketli toprakları, 

Devâdir anzer balı, findığı, karayemişi, 

Meşhurdur hoşmeri ,muğlaması,lahana sarması 

İlle de mısır ekmeği ,hamsi tavası.


Hırçın derelerini seyrettim doya doya 

Köpüğüyle dans eder coşkun suları 

Gezdim yol boyunca soludum havasını, 

Horon oynadım Ayder yaylasında, 

Serin sularından içtim kana kana... 

Büyülendim yeşilin her tonuna


Zamanın yüzünü yıkadığı asırlık kemer köprüler... 

Altlarından akan delice sulara inat, 

Yüzyıldır aynı taştan sabırla bakıyorlar dünyaya. 

Yürüdüm o yosun tutmuş patikalardan, 

Geçmişin ayak izlerinin üzerinden,

Her bir adımımda sızladı ayaklarım.


Kaçkarlar’ın göğe uzanan o mağrur zirvesinde, 

Bulutlar birer beyaz yelken gibi dağılır rüzgârda. 

İnsan burada anlıyor ne kadar aciz olduğunu, 

Şaşkınlık içinde seyrediyor bu muhteşem manzarayı

Ve doğanın ne kadar muazzam bir şiir yazdığını 

Kendi sessiz harfleriyle.


Sümela, kayaların bağrına saklanmış mistik bir rüya, 

Uzungöl, dağların arasına düşmüş,

bir damla yeşil gözyaşı... 

Baktıkça derinleşiyor göğsümdeki o eski sızı, 

Baktıkça arınıyor ruhum 

Şehirlerin o gürültülü, kirli pasından.


Bir kemençe sesi bölüyor aniden vadinin sessizliğini, 

Bir yayla kapısının gıcırtısına karışıyor melodiye. 

O ses ne neşedir,

ne de katıksız bir keder; 

Yüzyıllık bir göçün, gurbetin ve vuslatın 

Ahşap gövdede hayat bulmuş feryadıdır.


Kestane ağaçlarının gölgesine sığınıyor ikindiler, 

Ihlamur kokulu rüzgârlar yalıyor yamaçları. 

Bir ihtiyar oturmuş hasır iskemlesine, 

Gözleri dumanlı dağların en uzak noktasında; 

Anlatılmamış masalları okuyor,

Sisin beyaz sayfalarından.


Çay filizlerinin çiğ düşmüş taze yapraklarında 

Gördüm alın terinin en kutsal rengini. 

Sırtındaki sepetle dik bayırları aşan kadınların 

Yüzündeki her çizgi, 

Bu hırçın coğrafyaya adanmış,

Kaderlerine kazılmış bir sadakat nişanesidir.


Fırtına Deresi’nin köpüklerinde yıkadım yüzümü, 

Suları tenimi değil, içimdeki katılıkları eritti. 

Tıpkı bu nehir gibi kuralsız, özgür ve asi 

Akmalı insan hayata; 

Hiçbir bende sığmadan, 

kendi yatağını yırtarak.


Şimdi gitme vakti 

Güneş sönüyor batıda, 

dağların mor hırkası çekiliyor üzerine. 

Bavulumda götürdüğüm sadece birkaç hatıra değil; 

Kulağımda uğuldayan dere sesleri, 

Ve genzimi yakan o demli, o efsunlu çay buğusu



Sende bir parçamı bırakıp gidiyorum Karadeniz, 

Belki kalbimin en tenha, en çocuk yanını... 

Gözüm arkada kaldı ,o bereketli yağmurlarında 

Yine bir bahar geldiğinde elbet buluşacağız

O zamana dek

Kanat çırpacak ruhum o dumanlı yaylalarında hep


redfer


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Yıllar Sonra Sana Geldim Karadeniz

Yıllar Sonra Sana Geldim Karadeniz

redfer redfer