Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
09.07.2026 · 21 · 0 · Tahmini 3 dk okuma
PDF olarak indir

“Yazmak” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Yazmak

Yazmak diye bir şey var ya,

adını koymadan yaşayan,

kendini saklamaya çalışan bir iç dürtü gibi,

sanki insanın içine bırakılmış,

ne işe yaradığı söylenmeyen,

ama her gün biraz daha ağırlaşan bir nesne.


Bir sabah uyanıyorsun,

odanın köşesinde duruyor o şey,

bakmıyorsun bile,

bakarsan seni çağıracak diye korkuyorsun,

çünkü çağırırsa gideceğini biliyorsun,

gitmek zorunda kalacağını,

geri dönmenin aynı şey olmayacağını.


Kimse sana “yaz” demiyor aslında,

kimse “anlat” diye dürtmüyor omzunu,

ama içinden biri

durmadan perdeyi aralıyor,

camı açıyor,

içeri giren havayı ölçüyor,

bu hava kime ait,

bu rüzgâr benden mi çıktı

diye sorup duruyor.


Bazen diyorsun ki,

insan güzel bir şey bulunca saklamaz mı,

neden herkesin ortasına bırakmak isterim bunu,

neden başkasının ayakkabısına değsin isterim,

neden bilmediğim birinin gecesine bulaşsın,

bunun neresi masum?


Sonra fark ediyorsun,

bu saklama arzusu bile sana ait değil,

sen sadece

taşıyıcısın,

bir şeylerin içinden geçip

başka bir yere ulaşması için kullanılan

sessiz bir ara duraksın.


Kimseye söylemeden yaşamak istiyorsun bazen,

kendinle bile konuşmadan,

ama olmuyor,

içinde dönen şey

seslenmeden durmuyor,

dilini buluyor kendine,

bulamazsa canını acıtıyor,

acıtmazsa da seni yok sayıyor.


O zaman anlıyorsun,

bu bir tercih değil,

ne bir meziyet,

ne bir fazlalık,

bir tür var olma biçimi sadece,

nasıl bazı varlıklar

ışıkta durur,

bazıları gölgede,

bazıları hiç görünmeden yaşar,

sen de böyle,

kelimelerden yapılmış bir yerden

dünyaya sarkıyorsun.


Eğer sen susarsan

başkası konuşacak,

eğer sen geri çekilirsen

başka bir el

aynı boşluğu dolduracak,

aynı karanlığa bakacak,

aynı soruyu başka bir sesle soracak,

çünkü bazı cümleler

bir kişiye ait değildir,

sadece

bir bedene ihtiyaç duyar.


Bu yüzden kendini suçlamıyorsun artık,

yaptığını yapay bulmuyorsun,

çünkü yapmamak

daha ağır bir yük,

çünkü içinden geçeni

dışarı bırakmamak,

bir şeyi olması gereken yerden

koparmak gibi geliyor sana.


Bazen düşünüyorsun,

yerinde durmak ne demek,

bir şeyin varlığı

başka bir şeyin yokluğunu mı gerektirir,

yoksa her şey

aynı anda mı olur,

aynı anda mı eksik,

aynı anda mı tamam.


Umutsuz olduğun söyleniyor,

oysa sen biliyorsun,

sırf nefes aldığın için bile

içinde küçük bir direnç taşıdığını,

en karanlık düşüncenin bile

bir çıkış ihtimali barındırdığını,

çünkü bütünüyle kararmak

canlılara ait bir özellik değil.


İçinde sıkıntı var, evet,

daralma var,

yerini bulamayan bir huzursuzluk,

ama tam orada,

o sıkışmanın ortasında,

incecik bir çizgi gibi

devam etme hali duruyor,

sen istemesen de.


Biri sana “güzel” dediğinde

omuz silkiyorsun,

çünkü güzellik

senin meselen değil,

senin meselen

orada olduğunun fark edilmesi,

bir iz bıraktığının,

silinmediğinin,

yeryüzüne değdiğinin anlaşılması.


Biri sadece

“sen busun” dediğinde

rahatlıyorsun,

çünkü o zaman

kendinle yaptığın uzun tartışma

bir anlığına susuyor,

ve içindeki o gürültü

yerine oturuyor.


Bugün bir yere gittin,

kimseyle konuşmadan,

zamanın üstünde durarak,

sonra kalabalık bir geçitten geçtin,

orada kısa bir mola verdin,

hayatla arana küçük bir mesafe koymak ister gibi,

aynı hareketi iki kez yaptın,

sanki ilki yetmemiş gibi.


Sonra ne oldu bilmiyorsun,

çünkü bazı günler

sonrası olmayan bir cümleyle bitiyor,

sadece

orada kalıyor.


Bugün hava açık,

fazla açık,

fazla dürüst,

fazla neşeli,

senin içindekilerle

uyuşmayan bir açıklık bu,

sen başka bir kıyafet giymiş gibisin,

üstüne tam oturmayan,

içini belli eden,

taşınması zor bir kıyafet.


İçinde dolaştırdığın şeyler

adlandırılmıyor,

ama ağırlıkları var,

omuzlarına asılıyorlar,

yürürken seni hafifçe yana çekiyorlar.


Ve bugün,

bir şey yapacaksın,

ne olduğunu bilmiyorsun,

ama içinde üç ayrı titreşim var,

bir yol hissi,

kanat çırpışı gibi kısa bir hareket,

ve dengesini kaybetmiş bir ışık,

bir araya gelince

seni harekete zorlayan.


Belki bu da yazmak değildir,

belki sadece

olmanın başka bir yoludur,

ama sen biliyorsun,

susarsan eksilecek,

konuşursan tamamlanacak bir şey var,

ve bu yüzden

durmuyorsun.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Yazmak

erdmoztrk erdmoztrk