Son Durak Kara Toprak
Gözlerin, unuttuğum bir lisanın en keskin cümlesi,
Her bakışında alfabeler devriliyor,
kelimeler secdeye varıyor.
Belki ruhlar henüz bedenlere taksim edilmeden evvel,
Henüz vakit, vaktin içinde bir sır olarak saklıyken;
Bir melek bizim isimlerimizi "Levh-i Mahfuz"da
Aynı yaprağa kazımıştı.
Sen, kaburgamdaki o kadim boşluğun tek sahibisin;
Sökülüp alınan bir parçanın sızısı değil,
yerine oturan bir mucizesin.
Biz, balçığa can verilmeden,
çamurumuz henüz yoğrulmadan çok önce,
Henüz Adem cenneten kovulmamışken
Bir ışık hüzmesinde, Arş-ı Alâ'nın gölgesinde vuslata ermiştik.
Yeryüzü, sadece bu muazzam randevunun solgun bir taklidi şimdi.
Attığımız her adım,
o ezelî kucaklaşmanın yankısıdır;
İçtiğimiz her su,
o mukaddes ışığın sönük bir parıltısı.
Zaman dediğin,
bizi birbirimize kavuşturan o ince yoldan ibaret,
Mekân ise sadece seninle sustuğumuz
o muazzam boşluk…
İsimlerimiz bir kez yan yana düştü
o mukaddes levhada,
Artık hangi rüzgâr savurursa savursun,
hangi ten örterse örtsün;
Ruhum, o ışık hüzmesindeki ilk karşılaşmamızı tanıyor.
Sen benim hem başlangıcım
hem de varacağım o son duraksın;
Kaderin alnına vurulmuş en zarif mühür,
Toprağım unutsa da ruhun ezbere bildiği o şarkısın.
Varsın dünya dönsün, varsın takvimler tükensin;
Biz o ilk hüzmede çoktan "bir" olmuşuz,
Ötesi sadece bu rüyanın uyanışıdır..
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.