Hayatı Tüketmemek Gerek
Yaşamın faniliği içinde, hayatımızı değerli kılan şeylerin başında, onu tüketmeden geçirebileceğimiz bir zaman oluşturabilmek. Bu es geçilemez bir öneme sahip.
Nedir yaşamı tüketmek? Rüzgârın esişinin eşsiz dokunuşunu fark etmeden savrulup gitmeye benzetebiliriz bunu. Yaşamı erkenden tüketip bir yaşayan ölü halini almamak için yaşamla ve kendimizle ilgili farkındalığımız olmalı öncelikle. İnsan doğasındaki merak duygusu, keyif amaçlı yaşantıyı öncelikli kıldığında, insan bakıyor ki bazı isteklerine zamanından önce ulaşmış ve bir süre sonra haz odaklı ve doyumsuz hale gelmiş.
Her şey yerinde, zamanında ve dozunda yaşanınca daha tat verici. Hayatta başarılı ve mutlu olma süreci bitmez her başarı ve mutluluk bir merdiven, o merdivenin zirvesinde olma hırsı, merdivenden tökezleme riski de oluşturabiliyor. Belli bir süre sonra ben şu ana dek hayatımda ne yaptım, kısır döngüsüne girebiliyor insan. Bu durum başta normal gibi görünen bir süreç olsa da yaşamın akan bir nehir gibi devam ettiği farkındalığıyla geçmişten çok geleceğe bakmayı gerektiriyor. Fakat acele etmeden sakin ve yavaşça...
Hayatta istediğimiz an istediğimiz her şeyin olmasını düşünmek, bizi zamanla fazla hırslı ve isteklerimize ulaşınca da doyumsuz kılabiliyor. Tatminsizlik, doyumsuzluk ise ardından bir memnuniyetsizlik, yaşamdan zevk almama hissi doğurabiliyor.
Günümüz şartlarında her şeyin bu denli çabuk ulaşılabildiği, elde edilebildiği ya da yaşanabildiği durumlarda da özenti bir toplum haline geliyoruz. Onda var bende de olsun duygusu ruhumuzu esir alıyor mesela. Maalesef hayatın genel bir gerçeği bu kısır döngüler.
Öyleyse vaktimizi ve kendimizi neye adadığımız çok önemli, her şeyden önce biz kendimize aitiz, hayat bizim ve hayatımızı öncelikle kendimize adamalı ve odaklamalıyız. O zaman hayatımızı elimizden kaymadan yaşamak gerektiğinin farkındalığına varabiliriz.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.