Başlarından Şaplak Asilmesin
BAŞLARINDAN ŞAPLAK ASİLMESİN
Acımasız yıllar sanki bir acelesi varmış gibi ne çabuk da geçiyordu, Feride hanım kocası Şadi Beyle ayrı ayrı köyden olmalarına rağmen yıllar önce araya giren akrabaların ısrarıyla önce nişanlanmışlar bir müddet sonra da sade bir köy düğünüyle evlenmişlerdi.
Şadi Bey devlet memuru idi, görevi icabı ‘o yer senin bu yer benim’ hesabı ömrü tayinlerle geçti denilse yeri vardı, ikisi kız bir oğlan çocukları ayrı ayrı şehirlerde dünyaya geldi. Ailenin kızlarından küçük olanı amansız bir hastalığa yakalanarak Erzurum’da sekiz yaşında vefat etmişti.
Şadi Bey acısını yıllarca içine atsa da hanımı Feride kızını bir türlü unutamıyor onu her andığında gözleri adeta bir çeşmeyi andırıyordu. Bu vesileyle iki çocuklarına daha çok önem göstererek onları büyütme gayretine düştüler, tayindi çocukların büyümesiydi tahsiliydi derken zamanın akışında onları da evererek torun torba sahibi oldular.
Yıllarca süren devlet görevinin sonu yaklaştıkça Şadi Beyin içini severek yaptığı işinden ayrılacağının verdiği burukluğun yanında memleket hasreti yakıp kavuruyordu. Hanımıyla oturup karşılıklı olarak emekli olduktan memlekete yerleşmenin kararını aldılar. Memlekette memurluk yapan damatları Remzi’ye kendilerine satın alacakları münasip bir ev bulmasını gerek telefonla gerekse yanlarına gelip gidenlerle haberdar ettiler.
Damat Remzi el altından onlara bir yandan ev arıyor bir yandan da kendi aldığı evin kalan borcunu nasıl ödeyeceğinin telaşıyla sigaranın birisini yakıp diğerini söndürüyordu. Günlerce düşünüp taşındıktan sonra evini kayınbabasına satmaya karar verdi. Durumu telefonla kayınbabasına açtı, o da “Gelince fiyatta anlaşırız damat” dedi. Şadi Bey emekli olduktan sonra birkaç günlüğüne kızının evine hanımıyla beraber misafir oldular. Remzi aldığı evin fiyatını fazla göstererek tapusunu sonradan vermek şartıyla satışı gerçekleştirdiler. Bir müddet sonra Remzi kiralık bir ev bulup göçünü oraya taşıdı, Şadi Beyi de telefonla arayarak göçünü memlekete getirmesi için haberdar etti.
Şadi Bey’in yıllarca süren memleket hasreti nihayet emekli olunca sona ermişti. Birkaç zaman alışmakta sıkıntı çekse de faal birisi olduğundan arkadaş ve ortama alışması fazla sürmedi. Bir müddet futbol kulüp yöneticiliği görevlerinde bulundu, bu ve buna benzer dernek faaliyetleriyle şehirde aranan bir kişi hüviyetine bürünse de onun asıl derdi kendisini tapu vermemek için sudan bahanelerle atlatan damadı Remzi idi.
Yıllarca devlet hizmetinde yıpranan Şadi Bey bu tapu meselesini içine ata ata dermansız bir ince hastalığa yakalandıktan kısa bir süre sonra son nefesini verdi. Feride hanım eşini kaybedince şu koca dünyada yapayalnız kalmıştı. Kendisini abdeste namaza verdi. Boş zamanlarında iplikçilerden aldığı iplerle nişanlı olan kızdan olma iki oğlan torununun nişanlılarına kazak şal gibi örgüler örerek boş vakitlerini değerlendiriyor, aldığı maaşları da onlara harcıyordu.
Oğlu Erkan bir başka şehirde memurdu, annesini ziyarete geldiğinde onu ikna ederek “hava değişikliği” olsun diye yanında götürdü. İlk önceleri gelin hanım kaynanasına kocası hatırına göstermelikte olsa iyi davranıyordu. Gerek oğlu gerekse gelini Feride hanıma kuruş harcatmıyorlar elini sıcak sudan soğuk suya vurdurmuyorlardı. Aradan birkaç zaman geçtikten sonra gelinin hareketleri her nedense tersine döndü. Azarlar, surat sallamalar, yediğinin içtiğinin, temizliğinin tenkitlerinin ardı arkası kesilmese de yaptıkları bu zulme Feride hanım sabrediyor oğluna bir çıt dahi laf etmeyip olanları içine atıyordu.
Gelin hanım günün birinde kocasını karşısına alıp sert bir tavırla “Ya annen ya ben, artık bu kadını çekemiyorum “ demez mi. İki sevdiği arasında kalan Erkan annesini aldığı gibi memlekete getirdi. Feride hanım evinin kapısına anahtarı soktuğunda anahtar kapıyı açmadı. Oğluyla beraber damat Remzi’ye koştular, damat bunları görünce kafayı yere dikti. Kumar illeti olan Remzi alacaklılar kapıya dikilince tapusu kendisinde olan evi bir başkasına tekrar satmış kaynanasının eşyalarını da yeni sahibiyle evin bir odasına koymuşlardı.
Feride hanım oğlu Erkan’la beraber emlakçıdan bir ev kiraladı, kirayı verecek kadar yanında parası yoktu, bankadan maaşını çekmek için sıraya girdi, o da ne, aylardır almadığı maaşı yarıya düşmüştü. Meğer kaynanasının oğlunun yanına gitmesini fırsat bilen Remzi hanımının rızası olmasa da çektikleri maddi sıkıntıdan dolayı bir müddet sonra anlaşmalı boşanmışlar böylelikle evin parasını yedikleri gibi üstelik kadıncağızın yarı maaşına da el koymuşlardı.
Oğlu da dahil koca dünyada kimsenin sahip çıkmadığı Feride hanıma kader ağlarını örmüş en sonunda bir tanıdığının sayesinde soluğu huzur evinde almıştı. Huzur evi bir yerde onun çilehanesi olmuştu, gel gör ki kader orada da gülmemiş kendisine geldiği günden beri kıl olan bir kadının darbeleriyle iç organları hasar görmüş doktorlar ondan ümidini kesmişti.
Ölümünden üç gün önce orada arkadaş edindiği Fatma kadına başından geçenleri bir bir anlattıktan sonra “Onların başlarından şaplak asilmesin” dedi.
ERDOĞAN ÇALIŞKAN KIRŞEHİR 29 07 2026 GERÇEK YAŞANMIŞLIKLARDAN
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.