Yaşamı Koklamak
Yaşanmışlığı olmak bir eşyanın, kokusunu duymak bir anın ve gülüşü olmak bir çocuğun...
İşte tüm hikâye bu kadar kısa ve öz. Yeni bilinmezliklere doğan anlar yığınından başka bir ana atlama heyecanı... Adı öykü, roman, şiir; adı eski, yeni; adı ilk, son; adı hüzün, sevinç, adı var, yok...
Bir düşünce ya da duyguyu kaleme alana dek geçen süre en kıymetlisi. Anlatamazken anlatmak, yazamazken yazmak, konuşamazken konuşmak gibi...
Biz de anlatalım öyle biraz.
Gözünü dünyaya yeniden açmış bir çocuğun en sevdiği oyuncağı, o oyuncağın rengi ve kokusu misali dingin ve bir o kadar da keyifli bir yolculuğun hikayesi olmak...
Gökyüzüne yelken açıp da hep aynı gökyüzünün, her seferinde farklı tonda bir mavisi olmak... Çocukluğundan kopup gelen sesin rengi olmak... Yemeği önünüzde bir sofranın hatırası olmak veya tadı damağında bir yanığın kokusu olmak... Yaşamı koklamak, bir çiceği degil o çiçeğin vazosundaki yaşanmışlığını koklamak... En çok yaşanmışlığı olanı bir anın gülüşünden koklamak... Umut denen, hayal denen şeyin domino taşlarının narin ama mağrur duruşunda saklı olduğunu görüp ilk taşı devirenin kendin olduğunu bilmek...
Hiçbir şey bilinmezken bir bilinmezlikten dem almak ve hiçbir şey yokken bir, var olmak... İşte tüm hikâye bu. Hem bu kadar basit hem bu kadar karmaşık hem bu kadar anlatılmaz. Yeni yaşanmışlıkların kokusu ve yeni hikâyenin yeni kahramanları olmamız dileğiyle.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.