Teftiş Var
TEFTİŞ VAR
Kasaba belediyesinin zabıta Amiri Ferruh, makamına şikâyet için gelen vatandaşları sırayla dinliyordu. Hizmetlinin verdiği numara yazılı kâğıtlarla içeri girecekleri bugün de hizmetli belirliyordu.
Raşit, basit şikâyetleri oturduğu eski bir koltukta dinliyor, "Marko Paşa gibi" "pek anlayamadım, tekrar anlat, bakayım." diyerek vatandaşı sorduğuna soruşturduğuna adeta pişman ediyordu. Ya da basit çareler üreterek sorunu güya hâllediyordu.
Amir bir ara Raşit'i, zile basarak makamına çağırdı.
Anons odasına gir, Hamza'yı, Arif'i ve Naci'yi acele buraya çağır; hemen gelsinler.
Az sonra belediye hoparlörlerinden yapılan çağrı kasabanın dört bir yanından duyulmaya başladı.
Dikkat, dikkat! Belediyemiz zabıta memurlarından Hamza Pehlivan, Arif Düşünür ve Naci Akpak. Acele amirlik makamına gelmeniz rica olunur.
On beş-yirmi dakika sonra çağrılan üç zabıta memuru bulundukları yerlerden soluk soluğa Amirin makamına çıktılar.
Amir üç memuru ayakta bekletmedi. Birer çay söyledi ve direktifini bardaklar bitmek üzereyken verdi.
" Az önce iki vatandaş şikâyete geldi. Kasabamızdaki üç kahvehanede ve dört çay ocağında tuvalet var. Sık sık idrara çıkan bu iki vatandaş prostatlarından yana dertliler. İki üç çay içer içmez ya cami tuvaletine ya da evleri yakın olanlar evlerine gidiyorlar.
Sadece bu iki vatandaşımızın sorunu olsa neyse. Kasabamıza dışardan gelen misafirlerimizi de düşünmek gerekir.
Yaşlılıklarında kahvede, çay ocağında ısmarlanan çayları art arda içip te tuvalet arayanlar, bulunca sıra bekleyenler var.
Şunun şurasında yerel seçimlere üç ay kaldı. Bu soruna bir çare bulalım arkadaşlar."
Arif Düşünür, Amir'in bir an soluklanmasını fırsat bilerek söze girer.
" Başkanım bu çaycı Sinan Sinir'i az uyarmadık. Her defasında; " Âmirimize, Başkanımıza selam söyleyin, seçimlerde, geçmişte olduğu gibi gelecekte de bütün mahallece ve tüm akrabalarımızla oyumuz Başkanımıza" diyor. Aslında niyeti teftişten kaçmak. Yıllardan beri çay ocağına bir tuvalet yaptırmadı.
Size Sinan'ın yandaşlığının nedenini her hatırlattığımızda; Affedersiniz yanlış anlamayın amma ağzınız gülmekten, kulaklarınıza varıyordu. Acele etmeyin gün gelir yapar deyip geçiştiriyordunuz.
- Bana bak Arif efendi. Nasıl olsa emekliliğine az kaldı diye bu lafları bana çekinmeden söylüyorsun değil mi?...
- Amirim oy verdireceğiniz partiyi bırakıp başka partiye geçtiniz. " Dereyi geçerken atı değiştirdiniz" bizi ve arkadaşlarımızı zor durumda bıraktınız..
" Tamam tamam... Zevzekliğin zamanı değil. Hamza'yı ve Naci'yi yanına al. Hemen, Sinan'ın, çayocağına gidin. Ocağın arkasında bir boşluk var. Çay ocağından o boşluğa kapı açılacak, arkaya mutlaka bir tuvalet yaptırılacak, o kadar.
- O iş bizde amirim merak etmeyin.
Üç zabıta memuru hem çaycıya hem de Amirin söylediklerine olan kızgınlıkları nedeniyle, adeta fırlayarak odadan çıkarlar. Soluğu Sinan Sinir'in çay ocağında alırlar.
Mevsim kış başlangıcıdır. Dört-beş kişi masanın birinde sohbet etmekte, diğer masada biri gazete okumakta, diğeri bulmaca çözmektedir. Zabıtalar bir başka masaya otururlar.
Gelen çaylar bulaşık suyu gibidir. Sohbet eden iki kişiye gelen meyve çaylarının rengi uçuk kaçık renktedir.
Naci Akpak dayanamaz, müşterilere sorar:
" İçtiğiniz meyve çaylarından memnun musunuz? "
" Memnun değiliz ama evlerimiz buraya yakın, fiyatı da diğerlerinden daha ucuz."
" Maşallah bayağı yaşlanmışsınız, ömrünüz bol olsun."
" Sağ olun. Var olun memur bey.
" Hepimiz sağ olalım da, idrar vakti geldiğinde nereye gidiyorsunuz? "
" Caminin tuvaletine gideriz. "
Bir diğeri: " Çay ocağı evlerimize yakın, evlerimize gideriz."
" Siz bu çaycı ile akrabasınız galiba. Öbür kahvelerde çay ocaklarının hepsinde tuvalet var. Siz inadına niye buradasınız. ? "
Hamza masadan kalkar. Kahveciden bir tebeşir ister. Sinan Sinir hayretle yüzüne bakar.
Hamza duvara kapı şeklinde bir dikdörtgen çizer ve Sinan Sinir'e seslenir:
" Şimdi ben tuvaletin yerini çizdim. Arkadaki boşluğa bugün mutlaka ustalara bir tuvalet ve çay ocağından girilecek bir kapı yaptıracaksın. Belki yüz kez uyardık oralı olmadın. "...
" Güzel hatırın için bu işe ilk omuzu ben atıyorum " , der...Ve heybetli cüssesiyle birkaç metre gerileyip koç başı gibi duvara saldırır. Önce omuzu sonra ağır gövdesinin ağırlığıyla silüeti büyüklüğünde bir gedik açar.
Tüm gücüyle duvarda açılan gediğin etrafını şerit metreyle ölçer biçer ve açılacak kapı büyüklüğünde , tebeşirle yeni bir dikdörtgen çizer.
Çay ocağı müşterilerinden bir inşaat ustası, bir marangoz, su tesisatçısı ve fayansçı, Sinan Sinirden para alarak komşu nalbura giderler.
Malzemeler getirildiğinde zabıtalar tuvaletin yapılacağından emin olarak, çay ocağını terkederler.
Ertesi gün öğleye doğru çay ocağına teftişe geldiklerinde herşeyin dört dörtlük yapıldığını görürler.
Çay ocağı, müşterileri tuvaletin yapılmasından memnundurlar. Sinan müşterilerine çay kahve ve meşrubat yetiştirmekte zorlanmaktadır. Acele bir garson bulur.
Çaylar, kahveler ve meşrubatlar standartlara uygun hâle gelmiştir.
Çay ocağının önündeki meyve ağaçlarının altlarındaki masalara oturanlar gönül rahatlığıyla içmekte , ara sıra Sinan'a " Çaylaaarrrr..." diye bağırmaktadırlar!... Bir ara, Belediye Başkanı, Zabıta Amiri ve üç Zabıta Memuru, Sinan Sinir'in çay ocağına gelirler.
Sinan Sinir, tuvalete elektrik tesisatı da bağlatmıştır.
Gelenleri, üzeri tertemiz kumaşla örtülü bir masaya davet eder. Kimi çay, kimi kahve, kimi de meşrubat içer.
O sırada radyoda neşeli bir Kerkük türküsü çalınmaktadır.
"Kalk gidah meyhana hanaya
Çayhana hanaya meyhana hanaya
Baba gönlüm eğlensin
Yarın Hakk'ın divanında divanında
Doğru da söylensin"
Mehmet Sadık Medin
Mehmet Sadık Medin
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.