Rahmet Kasîdesi
Yâ Rab seni andıkça günâhımla berâber,
Hâlim kederin aynası, gönlümse iyimser.
İkrâr edilir her sıfatın dertli dilimde.
Bir harfi silinmez yazı zihnimdeki ezber.
Tek olduğunun belgesi âlemdeki hikmet.
Tevhîde şehâdet edenin gönlü münevver.
Zâtın yücelerden yüce, ilminde hudut yok.
Bildirdiğin îmân yolu tüm kullara rehber.
Takdîrini idrâk edemez kimsenin aklı.
Lütfun gibi kahrın da terâzimde mücevher.
Sen her şeye hâkîm; ezelîsin, ebedîsin.
Zikrin göğe yükseldiği an aşka gelir yer.
Zâil olur aklımdaki her türlü tereddüt.
Nûrundan alır kuvveti dünyâma doğan fer.
Her zerrede bir başka nakış, başka tecellî.
Esrârı derin bilmecedir âlem-i ekber.
Ormanlarının bekçisi kök salmış ağaçlar.
Rahmet dolu gök kubbe tavan, yeryüzü minder.
Bir yaz boyu hep kısmet arar yerde karınca.
Kuşlar süzülüp Hâk diye göklerde seferber.
Kükrer denizin dalgası rüzgâr uyanınca.
Kudretle coşan gür sesi bir aslana benzer.
Gülzâra döner yağmurunun düştüğü toprak.
Tâ arşa çıkar sanki kokan mis gibi amber.
Dağlar da metânetle durur hep sapasağlam.
Mânâyı gören çok ama ibret alan ender.
Îmân edenin şevkini söndürmedi tûfân.
Münkir ise gark oldu, necât ehli muzaffer.
Burhanla yıkılmıştı değersiz koca putlar.
İbretle hatırlandı asırlar boyu Âzer.
Her gün birikir sancısı Ya'kub olur insan.
Yûsuf diye bağrında durur bir acı hançer.
Emrin ile sihrin de gider etkisi elbet.
İnler Firavun, parçalanır kurduğu çember.
Rahmet olarak geldi O son kutlu Nebî'miz.
Vuslat günü ikrâm edilir mü'mine Kevser.
İhsânına ersem bile azdır Sana şükrüm.
Âvâre geçen ömrümü sarmış nice münker.
Varlıkta değil; sâdece yoklukta imiş aşk.
Âcizliğimin sırları rûhumda muharrer.
Toprak suya, düş uykuya, ben doğruya muhtaç.
Buhran dolu taş kalbime sensin yine yâver.
Dünyâ malı boş bir küfedir hep nazarımda.
Olsam ne çıkar sanki bu âlemde muammer?
Bir gün sarılır üstüme en sâde kıyâfet.
Elbette var olmak gibi ölmek de mukadder.
Dem tuttu yoğun duygularım sancı içinde.
İsyânıma zincir vururum, nefsime neşter.
Pişmanlığımın susması bir nâle semâda.
Titrer garip âhım ile sînemdeki minber.
Dîvâne kulun her gece dergâhın önünde.
Saf tuttu tevâzuyla günâh yüklü dilâver.
İhlâsla ümit var zaferin her eşiğinde.
Cenk eyledi nefsiyle basîretli bir asker.
Gaflet denilen yolcuyu sürdüm otağımdan.
Azgınlığa yön vermedi gönlümdeki önder.
Günden güne elbet yenilir sabrıma İblis.
Cismim hevesin gölgesi, rûhumsa kalender.
Mühlet verip ısrarla çağırdın bizi affa.
Gufrânına yok şüphe günâh dolsa da defter.
Yalnız Sanadır sakladığım sır gibi tövbem.
Bir bir takılır boynuma her secdede zîver.
Sahrâ gibidir korkularım, can suyu Sensin.
Affet beni, güllerle bezensin kara makber.
Ummân gibidir sancılarım, tek kıyı Sensin.
Affet beni, cennet kapım olsun koca mahşer.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Mef'ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
{ -- -- . / . -- -- . / . -- -- . / . -- -- }
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
_/' İbrahim Halil MANTIOĞLU '\_
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.