Güzel Vazo Solmuş Çiçek
Bir sabah birisi Esmeralda’nın odasına içinde çiçekler olan iki vazo bırakır.
Vazoların biri kristaldir. Zarif, gösterişli, kusursuz.
Fakat çatlamıştır. İçindeki suyu tutamaz. Çiçekleri de çoktan solmuştur.
Diğeri ise toprak bir çömlektir. Çirkindir. Gösterişsizdir. İlk bakışta insanın elinin gitmeyeceği türden.
Ama suyu tutar.
Bu yüzden içindeki çiçekler hâlâ canlıdır.
Quasimodo’nun bıraktığı bu iki vazo, aslında iki erkeğin hikâyesidir.
Bir tarafta yakışıklılığıyla büyüleyen ama sevgiyi taşıyacak bir kalbi olmayan Phoebus.
Diğer tarafta dış görünüşüyle itilen, fakat içinde gerçek bir sevgi taşıyan Quasimodo.
Esmeralda ise seçim yapar.
Çömlekteki canlı çiçeklere bakmaz.
Kristal vazodaki solmuş çiçekleri alır, göğsüne bastırır.
Çünkü insanın trajedisi çoğu zaman şudur:
- Gördüğüne inanır, görmediğini yok sayar.
İnsan bir yüzü beğendiğinde karakter aramayı bırakır.
Bir bedenin güzel olması, ruhun da güzel olduğu yanılgısını doğurur.
Karizma, çoğu zaman karakterin yerine geçirilir.
Statü, erdem sanılır.
Güzellik, zerafet zannedilir.
Ve insan, sırf dışarıdan güzel göründüğü için içinde hiçbir şey olmayan bir vazoyu yıllarca göğsünde taşır.
Sonra o vazonun çatlak olduğunu anladığında, çoğu zaman iş işten geçmiştir.
Çünkü insanlar güzelliğe değil, "güzelliğin verdiği hisse" aşık olurlar.
Karşılarındaki insanı değil, onun kendi kafalarında yarattıkları versiyonunu severler.
İşte bu yüzden ilişkilerde en büyük haksızlıklardan biri,
bir insanı daha tanımadan görüntüsü üzerinden infaz etmektir.
Çünkü dış görünüş yalnızca kabın kendisidir.
Asıl mesele, o kabın "neyi taşıdığıdır."
Fakat çoğu insanın sabrı yoktur.
Çömleğin içindeki suyu görebilmek için eğilmez.
İçindeki çiçeği fark edebilmek için yaklaşmaz.
Kabın çirkinliğine bakar ve hükmünü verir.
Buna karşılık kristale hayran kalır.
Çatlağını görmez.
Suyun sızdığını fark etmez.
Çiçeklerin solduğunu bile önemsemez.
Çünkü insanlar gerçeği değil, "güzel görünen yalanı" tercih ederler.
Ama günler geçer.
Çiçek ölür.
Su biter.
Kristal elinde kalır.
Ve o zaman anlar:
Hayatının en büyük kaybı, yanlış insanı sevmek değildir.
Asıl kayıp, doğru insanı yalnızca yeterince güzel bulmadığın için hiç tanımamış olmaktır.
Bu yüzden bazen hayatımızdan çıkardığımız insanlara değil, onları neden hiç tanımaya çalışmadığımıza bakmak gerekir.
Çünkü insanın kaderini her zaman yaptığı seçimler belirlemez.
Bazen de bakmaya tenezzül etmediği şeyler belirler.
Ve hayatın en acı ironisi şudur:
Bazıları yıllarca solmuş çiçekleri göğsünde taşır;
çünkü vazosu güzeldir.
Bazıları ise ellerinde taze çiçekler varken yalnız kalır;
çünkü vazoları çirkindir.
İnsan çoğu zaman çiçeği değil, vazoyu seçer.
Sonra da neden elinde hiç çiçek kalmadığını merak eder.
Yazan
Korhan KÜLÇE
29/08/2026
Saat 22:00
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.