Dominant Kadın Ve Eşek Selami
Diziyi çocuklar da izlediği için, gerçeğin tamamını gösterememişler. Ama hepimiz biliyoruz ki gerçek hayat çok daha acımasız.
Durun, gerçekte ne olduğunu ben size anlatayım;
Bu tip eril ve dominant kadınlar, “eşeklik” işini Selami’lere yaptırırken bir yandan da kendilerine bir “esas erkek” ararlar.
Selami; sabreder, taşır, affeder, alttan alır, çocuklarla ilgilenir, evini geçindirir.
Kadın da ihtiyaç duyduğu heyecanı dışarda başka bir ''esas erkek'' ile yaşar.
''Eşek erkek'' dominant kadının başka erkekler ile yaşadığı bu maceralarını çoğu zaman öğrenmez. Aslında çevrelerindeki herkes biliyordur da bir tek o anlamaz, bir tek o bilmez.
Zaten öğrense bile seçeneği olmadığı için kendisini ''esas erkek'' ile aldatan dominant kadını affeder. Affetmeyip ne yapacak?
Üstelik dominant kadın öyle bir manipülasyon yapar ki, eşek Selami haksız bile çıkar.
Peki ya Haluk?
Haluk ise erilliği, testestaronu, heyecanı, ağırlığı, aile babasını ve diğer erkekler ile rekabeti temsil eder.
Hiç bir kadın Haluk'u başka bir erkek ile aldatmaya cesaret edemez. Zaten aklı başında bir kadının buna ihtiyacı da olmaz.
Meltem pek de aklı başında bir kadın değildi, ama Haluk onu yıllarca çok güzel çekip çevirdi.
Aslında Haluk olmasa Meltem çok rahatlıkla yoldan çıkabilecek bir kadındı.
Haluk sınırlarını çizdi, çerçevesini belirledi ve Meltem'in bu çerçeve içinde çizgiyi aşmadan yaşamasını sağladı.
Ama bu hikaye 20 sene öncesinin hikayesi. O yıllarda kocaların işleri daha kolaydı. Sosyal medya yok, dar bir çevre, kadının tüm iş arkadaşlarını tanıyor vs.
Artık sosyal medyanın karakterlerini şekillendirdiği,
çeşitli platformlardan on binlerce erkeğe ulaşabilen, oradan/onlardan aldığı beğeni ve dopamine bağımlı hâle gelen, sosyal medyadaki erkeklerden onay bekleyen ve bundan haz alan günümüz modern kadınları, diş geçiremedikleri erkeği de koca olarak istemiyorlar.
Bu hikaye günümüzde olsaydı Meltem çok daha arıza çok daha feminist bir kadın olacaktı.
Her olayda "sen bana karışamazsın ben istediğimi yaparım, ben özgür bir kadınım" falan diyecekti.
Haluk ise çerçevesi içinde yaşamayan kadını kabul edecek bir karakter olmadığı için "Eee yeter be seninle mi uğraşacağım" diyerek kapıyı çekip çıkacaktı.
Havuç kafa ise küçük yaşta ayrılmış ebeyvenler ile farklı birilerine ''cici baba, cici anne'' demek zorunda kalacaktı.
------------------------------------
Çoğu kadın Haluk’la Selami’yi aynı erkekte ister.
Haluk’un gücü, testosteronu, özgüveni ve karizması olacak; Selami’nin sadakati, fedakârlığı, koşulsuz bağlılığı ve gerektiğinde her şeyi sineye çekmesi de yanında duracak.
Yani kadın hem güçlü bir erkek istiyor, hem de o gücün kendisine tamamen teslim olmasını.
Zor.
Ama hayatın kötü bir kuralı var:
Kadın ilişkide ne kadar eril, dominant, erkeğine saygısız, buyurgan, rekabetçi ve erkeği ile güç savaşına giren bir karakter olursa, aradığı “esas erkek” tarafından partner olarak görülme ihtimali de o kadar azalır.
Azalır demeyelim de bu ihtimal hiç olmaz
Çünkü gerçekten özgüvenli ve güçlü erkek, ilişkiye rakip aramaz.
Seçer.
Ve çoğu zaman kendisiyle sürekli mücadele edecek bir kadını değil; huzur, uyum ve karşılıklılık sunan kadını tercih eder.
Buna “Stoik erkek” diyelim. Ama bu yazının konusu Stoik erkekler değil. Biz ''ideal'' erkelerden devam edelim.
Evet, “ideal erkek” diye bir şey gerçekten var. Tek boynuzlu at gibi masallardan çıkmış bir efsane değil.
Ama kötü haber şu:
Her kadına yetecek kadar İdeal erkek yok.
Daha kötüsü, artık piyasada Selami olmayı kabullenen erkek de giderek azalıyor.
Çünkü kadın erkekle rekabet etmeye, erkek de kadının peşinden koşmayı bırakmaya başladığında ortaya aşk değil, iki rakibin güç savaşı çıkıyor.
Sonra kadınlar soruyor:
“Erkekler beni neden kullanıyor?”
“Neden ilişkilerim kısa sürüyor?”
“Neden kimse beni gerçekten sevmiyor?”
Belki mesele sevgisizlik değildir.
Belki mesele, kadınların erkeklerine rakip olduğu bir dünyada aşkı hâlâ eski kurallarla aramaktır.
Erkek artık kendisiyle rekabet eden kadının peşinden koşmuyor.
Kadın ise kendisine boyun eğen ama aynı zamanda güçlü, güvenilir, koruyucu ve karizmatik olan “ideal erkeği” arıyor.
Ortaya tuhaf bir denklem çıkıyor:
Kadın güçlü olmak istiyor, ama erkeğine yuva olmak istemiyor.
Sonra iki taraf da aynı soruyu soruyor:
“Aşk neden bitti?”
Belki aşk bitmedi.
Belki sadece, birbirine rakip olmaktan vazgeçip birbirinin yanında durmayı yeniden öğrenmemiz gerekiyor.
Yazan
Korhan KÜLÇE
27/08/2026
Saat: 20:00
Kuyruklu oğlum ile sahilde
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.