Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Zindan Burası

Zindan Burası

Şehrin meydanlarına sığmayan o dipsiz keyifsizlik, 

Paslı korkulukların, 

ağır demirlerine çarpıp ufalanırken, 

Kelimenin boynu bükük, lisanın dili lal.

Satırlara vuran her bir dalga, 

Denizler kadar efkarlı 

İçteki yaranın en kadim acısı kadar derin.


Tenhada unutulmuş o sarp gerçeğe yaklaştırır sizi. 

Hapishaneye düşenlerin,

o loş, gizli dünyalarına kıvrılan koridorlarda, 

Zamanın durduğu köşe başlarında, 

Ayırım gözetmeksizin,

karşılaştırır bizi mahkûmların saklı yüzleriyle. 


Parmaklıklar ardında sonsuza dek, 

susmayacak o iniltilere, 

O insanî haykırışa kulak kesilmek istiyorsak.

Vakit kaybetmeden aralanmalı peşin hükümlerden, 

O muhteşem derinliğe doğru inen merdivenlerden, 

Soluk soluğa, 

koşar adım inmeli 

ruhumuzun en sarp mahzenlerine.


Zindan burası ; 

geçmişle geleceği acımasızca ikiye bölen ,

parmaklıkların ta kendisi

Nemli ve basık hücrelerde 

küf kokusunun yaktığı genzinizin sızısına, 

Aldırmayacak kadar çok titriyor, 

kökünden ürperiyorsunuzdur şimdi. 


Dev hüzün dalgalarının isyanlarla dövdüğü, 

O soğuk zindanın ,

yosun tutmuş kalın duvarları ardındaki 

yok edici tutsaklık! 

Ah, insanı alan, boğan, hırpalayan 

ve usulca yok eden o kör tutsaklık... 

Düşünen, hisseden, 

var olmanın yükünü omuzlayan insanların, 

eserleriyle sürüklendiği o kimsesiz bitiş.


Yeni bir başlangıca durduğu ,

en zifiri noktadır burası. 

O boğuntu karaltı içerisinde, 

Soğuk taşların arasından hayata ve göğe uzanan, 

Garip ve küçük bir pencereciktir 

dünyadan ırak, 

ama sonsuzluğa aralık. 

Ölürken, 

evet, bir kere değil 

bin kere öldürülürken 

zihnin en ücra köşelerinde,

ilelebet diri kalacak ölümsüz miras.


Zindanın ilk basamaklarına 

yüreğinizi yaslar yaslamaz, 

o tüyler ürperten çığlığın, 

Gözlerinizde donan ıstırabıyla 

derin bir iç çekersiniz. 


Sanki o karanlık boşluğa kendi ellerinizle sarkıp, 

Ebetler boyu, uçsuz bucaksız bir kimsesizlikte 

tükeniyormuş gibi gelir size. 

O sıfır noktasında, 

adı konulamayan bir belirsizlikle, 

Kışa duran ruhunuz ,

ta derinlerden buz keser. 


Her duvarda bir mısra kanar, 

her taş bir isyanı fısıldar, 

Göğün maviliğine hasret gözler, 

bir lamba gibi sönerken içeride, 

Zamanın büküldüğü o daracık mahzende,

kelimeler kelepçelenir. 

Ne tarafa dönsen 

bir hatıranın kırık camı batar yüreğine, 

Ne tarafa baksan, 

karanlığı delen o körpecik umut filizleri... 


Tutsaklığın koynunda doğan güneş, 

sarı bir leke gibi düşer masaya, 

Ve mahpusluk, 

insanın kendi ruhuyla yaptığı,

en uzun seferin adıdır. 

Orada ne yalan barınır 

ne de dışarının sahte gürültüsü; 

Sadece hakikatin o keskin, 

o kavurucu rüzgârı eser durur.


redfer


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Zindan Burası

Zindan Burası

redfer redfer