Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Taziyeye Gelmenin Kullanım Kılavuzu

Kapı aralanır. İçeriden ciğer yakan bir feryat yükselir; bir evlat anasını, bir anne fidan gibi yavrusunu toprağa vermiştir. Duvarlara sinen keder o kadar ağırdır ki nefes almak bile insanın boğazına düğümlenir. Tam o eşikte, acının en çıplak hâliyle karşı karşıya duran bir kalabalık vardır. Kimi gözlerini kaçırır, kimi ellerini açıp dua eder… Ve ne yazık ki kimi de göz ucuyla mutfağı süzer:

“ Kıymalı pide mi gelecek, yoksa kavurma mı?”

Bu soru, yalnızca bir görgü kuralını değil, insanlığın edep sınırını da yerle bir ediyor. Başsağlığı dilemeye mi geldiniz, yoksa karnınızı doyurmaya mı? Acı sahibinin içine ateş düşmüşken, ocağında ne piştiğini sormak hangi vicdana sığar? O hanenin reisi ya da evladı, canının acısını bir kenara bırakıp “Gelenlere mahcup olmayayım” telaşıyla borç harç pide peşine düşüyorsa, oturup hepimizin kendi insanlığımızdan utanması gerekir.

Cenaze evleri, insan olmanın en ağır sınav yerleridir.

Eskiden bir mahallede cenaze olduğunda televizyonun sesi kısılmaz, haftalarca hiç açılmazdı. Komşunun ocağında ateş tütmez; acı çekenler mutfak telaşına düşmesin diye tencereler kaynatılır, sessizce kapı önüne bırakılırdı. Taziye evi bir lokanta değil, acının paylaşıldığı, hüznün omuzlandığı bir sığınaktı. Sessizlik bile bir edep, bir hürmetti.

Peki ne ara kaybedildi bu edep?

Bugün taziye evleri, ne acıdır ki bir sosyalleşme kulübüne, dedikodu köşesine ve bedava ziyafet sofrasına dönüştürülüyor. Bir yanda canından bir parça kopmuş, ayakta duracak takati kalmamış bir ev sahibi; diğer yanda köşeye oturup bacak bacak üstüne atarak memleket siyaseti tartışan, telefonunda kahkahayla video izleyen, hatta fısıldaşarak “Yemek ne zaman dağıtılacak?” diye sabırsızlananlar…

Gözlerinizin içine bakan o yaslı insanlara bunu nasıl reva görüyorsunuz?

O taziye çadırları ya da evleri, sizin midenizi doyurmak için değil, kırık kalpleri onarmak için kurulur. Bir insanın dünyası başına yıkılmışken, onun önüne geçip bir tabak yemeğin soğukluğundan, pidenin etinden şikâyet etmek hangi vicdana, hangi inanca, hangi insanlığa sığar?

Eğer bir eve taziyeye gidiyorsanız, oraya midenizi değil, kalbinizi götürün.

El uzatmaya, bir çöpü kaldırmaya, bir damla gözyaşını silmeye; gerekirse sadece yanlarında susup o acıya ortak olmaya gidin. Yapamıyorsanız, yük olmayın. Acı sahibine bir lokma dahi ikram ettirecek yüzsüzlüğü göstermek yerine, sessizce dualarınızı edip köşenize çekilin.

Ölüm, geride kalanlara kendi faniliğini hatırlatır. Başkalarının acısına karşı körleşen, bir cenaze evinde bile doymak bilmeyen nefsinin peşine düşen ruhlar için söylenecek tek bir söz kalıyor:

Asıl sizin başınız sağ olsun; zira siz vicdanınızı çoktan defnetmişsiniz.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Taziyeye Gelmenin Kullanım Kılavuzu

Hafif Hasarlı Hafif Hasarlı