Tereyağsız İskender
TEREYAĞSIZ İSKENDER
( Biraz uzun bir yazı oldu ama zevkle okunacağından eminim. )
Bu, bir anı yazısı olduğundan anı hikayeler bölümünde yayınlıyorum daha önce farklı farklı başlıklarla yazdığım iki bölümün devamı olarak…
********
Edebiyat Evi Sitemize ilk geldiğim 2016 yılında bu sitede bayağı da güzel şiirler, dini konularda makaleler yazan bir kişi vardı. Sitemizde malum çoktur böyle arkadaşlar ama bahsini ettiğim kişi benim de zaman zaman dini konularda yazdığımı görünce bir gün mesaj göndererek beni Mehdi- Resul Hazretlerine(!) bağlanmaya davet etti.
Efendim, memlekette malum elini sallasan mehdiye değiyordu da hem mehdi hem resul olanını duymamıştım. Öte taraftan da bayağı eğlenceli bir maceranın beni beklediği görülmekteydi.
Başladık muhabbete:
-Kim bu hem mehdi, hem resul olan mübarek zat?
-Mihr Hazretlerini duymadın mı hiç?
Hafızamı yokladım. Efendi Hazretleri, Şeyh-şıh Hazretleri, Gavs Hazretleri, Seyyid Hazretleri, Seyda Hazretleri gibi bir sürü hazret biliyordum ama Mihr yani Güneş hazretleri diye bir hazretle henüz müşerref olmamıştım.
- Özür dilerim. Mihr Hazretleri diye bir hazretle tanışma bahtiyarlığına henüz eremedim maalesef.
Biraz daha açıldı:
-Biz ona Mihr-i Mah diyoruz.
-Hımmm bayan demek ki. Adı da Mihrimah. Mihrimah Sultan gibi.
-Yok yahu adı Mihrimah değil.
-Eee adı ne o zaman? Nereli bu hazret?
-Adı İskender. Bursalı kendisi.
Kimi kastettiğini anlamıştım, işi iyice gırgıra döktüm.
-Allah iyiliğini versin üstad. Lafı amma da dolandırdın. ‘’ Seni Bursa’ya tereyağlı İskender yemeye davet ediyorum ‘’ deseydin ya. Ne gerek vardı bu kadar dolambaçlı yollara.
-Tövbe et. Günaha giriyorsun mehdi resul hazretlerine tereyağlı İskender diyerek.
-Tereyağsız İskender mi? Olur. Ben ona da varım.
-Çok fena günaha girdin. Allah ıslah etsin seni.
-Yahu ne kızıyorsun? Bursa deyince, İskender deyince insanın aklına Bursa’nın nefis İskenderi gelmez mi?
-Gelmez. Bizim aklımıza gelmiyor mesela
-Sizin aklınıza ne geliyor peki?
-Bizim aklımıza mehdi resulümüz, mihr-i mahımız İskender Ali Evrenosoğlu geliyor.
Mesele anlaşılmıştı. Delikanlılık yıllarımda Beyt-i Dost olmak için bayağı bir çaba sarfeden ama Cenk Koray’a, şarkıcı Neco’ya, üniversitede ikna odası kurma eyleminin mucidi Nur Serter’e ve nihayetinde Rıfat Kayserilioğlu’na kendisini kabul ettiremeyen İskender sapığı bu sefer de karşıma mehdi ve resul olarak çıkıyordu. [ Beyt-i Dost sapıklığı da apayrı bir sapıklıktır. Öyle iki cümleyle anlatılacak gibi değil. Aslında yazmıştım daha önce ama arzu edilirse yine anlatırım. ]
-İyi de bu vatandaşın mehdi ve resul olduğu alnında mı yazıyor? Nasıl inanacağım mehdi-resul olduğuna?
-Çok kolay. İki rekat hacet namazı kılıp yatacaksın, gece rüyana gelecek.
-Sana öyle mi göründü?
-Evet…
Ulan arkadaş bu mehdi resul sadece sahtekar değil aynı zamanda resmen hırsızdı. Çünkü şu ‘’ Yat uyu rüyanda şeyhini gör.’’ Olayını bugün Türkiye’nin en büyük tarikatı durumundaki tarikata dahil olurken de 1989 Yılında yaşamıştım. Onlar da ‘’ Gusül abdesti al, sonra iki rekat namaz kıl, sonra yat, rüyanda şeyhin sana görünecek ‘’ demişlerdi. Oysa şeyhimle birlikte tövbe ederken tanımıştım zaten kendilerini, ama belli ki rüyama girip daha yakından tanıtacaktı lakin buz gibi suyla gusül abdesti aldıktan sonra nasıl uyumuşsam rüya müya görmedim.
Sonra dahil olduğum tarikatta baktım bunlar evliyalık denen makamı babadan oğula, abiden kardeşe geçen bir saltanat haline getirmişler. Yani Yunus gibi dergaha kırk sene düz odun taşıyan yok. Daha da fenası Allah’ın ipine değil şeyhin ipine sarılıyorlar,( Fotoğrafta görüldüğü gibi ) kısa sürede alakayı kestim, sonrasında da bir daha tarikat- cemaat işlerine bulaşmadım ve benim nazarımda her zaman en iyi cemaat cami cemaati oldu. Başka bir tarikatla da cemaatle de işim olmadı.
Bu vatandaşla daha sonra günlerce tartıştık. Tartışmamıza tüm Edebiyat Evi Sitesi şahit oldu ama bu arada baktım vatandaş Mücella Pakdemir arkadaşıma da ‘’ Gel bize katıl dünyan da ahiretin de kurtulsun.’’ Teklifi yapmış ama Mücella Hanım benim gibi sabırlı değildir anında şeytan taşlar gibi taşlamış vatandaşı.
Neyse… Bahsini ettiğim kişi baktı ki içinde benim olduğum, benim editörlük yaptığım bir sitede kendisine ekmek yok, biz postalamadan kendisi ayrıldı siteden.
Aradan üç sene geçti 2019’da ABD’de öldü İskender.
Bahsini ettiğim vatandaşa face booktan ulaşıp ‘’ Hani n’ooldu? Daha küffara karşı cenk edecektik? Hz. İsa da bize katılacaktı. Daha karpuz kesecektik, senin adam gitti’’ dedim.
Ne cevap verse iyi?
- Büyük bir küfre giriyorsunuz. Tövbe edin kurtarın kendinizi. Mehdi Resul Hazretleri dinlenmeye çekildi. Zamanı geldiğinde dönecek yine.
Yahu İskender Evrenesoğlu haydi diyelim kafayı üşütmüş bir sapık; Peki bu herifin bir sürü müridi de mi kafayı üşütmüştü?
Müslüman bir insan nasıl olur da Kur’an’dan sonra üstelik de vahiy yoluyla bir kitabın geleceğine/ geldiğine inanırdı?
Müslüman bir insan nasıl olur da az sonra okuyacağınız saçmalığa inanabilirdi?
Normalde inanmaması gerekirdi ama adam bakın Fatiha suresini nasıl meallendirmişti ve bizim insanımızdan buna inanan oluyordu: ( İlk dört ayet normal, 5. Ayetle birlikte sapıklık başlıyor. )
1.Rahmân ve rahîm olan Allah'ın ismi ile.
2.Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'adır.
3.Rahmân'dır, Rahîm'dir.
4.Dîn gününün mâlikidir.
5.(Allah'ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.
6.(Bu istiane'n YANİ MÜRŞİDİN ile) bizi, SIRATI MUSTAKÎM'e( Doğru yola ulaştır.)
7.O yol (SIRATI MUSTAKÎM) ki; üzerlerine nimet verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gazap duyulmuşların ve dalâlette kalmışların (Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerin) yolu değil.
Evet, Müslümanlar günde beş vakit namazlarında her gün toplamda en az 40 defa Allah’a yalvarıyordu ‘’ Allah’ım senden mürşidimizi isteriz. Bize onu gönder ki o bizi doğru yola iletsin, Allah’a ulaşmayı istemeyenlerin yolundan alsın bizi.’’
Mürşid de İskender Evrenosoğlu olduğuna göre Müslümanlar aslında farkında değillerdi ama her gün ‘’ Rabbim, bize İskender gönder de karnımızı doyuralım ‘’ Pardon yaaa. Aç karnına makale yazınca ben de sapıtıyorum bazen. Evet, biz Müslümanlar, her gün farkında olmasak da Allah’tan belamızı… ( Bak yine karıştırdım ) pardon, mürşidimiz İskender’i istiyormuşuz, sayesinde doğru yola ulaşmak için.
Allah’a ulaşmayanlar kim peki?
Benim gibi İskender deyince aklına ya sadece Makedonya Kralı Büyük İskender ya da tereyağlı İskender gelen gafiller, bigâneler, günah batağına batmış bahtsızlar...
****
Peki biz günah batağına batmış bahtsız bedeviler(!) İskender gibi bir İstianeye inanmayıp kendimize Cehennem çukurlarının en ateşli köşelerinden yer edinirken İskender’in müridleri nelere inanıyorlardı?
Tam bir klinik vaka olan İskender’in, kendisinden çok daha fazla klinik vaka olan müridleri mesela İskender’in başının etrafındaki halenin yuvarlak bir floresan lambanın ışığı değil de Allah’ın nuru olduğuna inanıyorlardı.
İskender, sahibi olduğu MİHR TV, Nur TV ve en son olarak MPL TV’de ( Mutluluğu Paylaşmak Lazım ) bana göre çok komik, müridlerine göre mucize olan şovlar da yapıyordu.
Mesela Müridi soruyordu: ‘’ Ben bir günah işledim sonra da tövbe ettim. Acaba ettiğim tövbe kabul oldu mu?’’
Başının etrafında nurdan bir hale olan İskender, gözlerini yumuyor, az bekliyor, sonra aniden boynunu bir tık sallıyordu ( Ki o anda kendisine vahiy gelmiş oluyordu. ) Sonra ‘’ Evet Allah tövbeni kabul etti.’’ Diyordu
Ama facia bunlarla sınırlı değildi.
İskender kendisine vahiy yoluyla bir kitap indirildiğine inanıyordu. Evet, adam ciddi ciddi Allah’ın ona da vahiy yoluyla bir kitap indirdiğine inanıyordu. Hatta o kadar inanıyordu ki bu kitabıyla birlikte 7 Nisan 1996’da Hulki Cevizoğlu’nun sunduğu Ceviz Kabuğu programında Yaşar Nuri Öztürk’ün karşısına çıkma cesaretini bile gösterdi.
Sonra?
Sonra süt dökmüş kedi gibi kaçtı stüdyodan ama ne yazık ki müridleri olacak salaklar ‘’ Ulan bu şarlatanın tekiymiş, bizi kandırmış ‘’ diyeceklerine o sapığın sadece mehdi, sadece resul olduğuna değil aynı zamanda ‘’ Ekber ( En büyük ) ‘’ olduğuna, Tayy-i Mekan olduğuna ( Mekandan münezzeh ) Tayy-i zaman olduğuna ( Zamandan münezzeh ) Hakim-i Mutlak olduğuna, Kadir-i Mutlak olduğuna yani hâşâ Allah olduğuna inandılar.
Evet, konumuz madem ki Kur’an’ın benzeri, hatta ondan daha üstün olduğu iddia edilerek uydurulan kitaplardır o halde gelin İskender’e, Allah’ın vahyederek(!) yazdırdığı (!) Risalet Nurları adlı kitapta neler var bir bakalım.
Ne zaman bakalım?
Gelecek bölümde.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.