Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
08.10.2026 · 21 · 0 · Tahmini 5 dk okuma
PDF olarak indir

“Garip Ziyaret” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Garip Ziyaret

Nihayet bakımevi önündeler...Annesini bu altıncı ziyareti..

Mesafesi ve ulaşım sıkıntıları nedeniyle gelip gitmek onun için çok zor... İlkinde kardeşiyle, ikisine eşiyle, iki kere de kız kardeşler olarak gelmişlerdi...

Balkonları file örgülü bu eski bina, ona taşrada bir ilk okul etkisi bırakmış...Sanki annesi burada öğrenci...Hep edilen Allah devlete millete zeval vermesin duası burada yerini bulmuş gibi...

Kapıdaki görevli soruyor

’’adınız’’,

’’tc’’,

’’tel’’,

’’neyi oluyorsunuz’’,

’’bekleme salonuna çıkın, haber veriyorum yanınıza getirecekler’’

teşekkür ediyorlar ana binaya ilerlerken..

.Tadilat var... binanın üç kat köşeleri, boydan boya onarıma alınmış... Bahçe kapanmış... Teyze ve amcalar bina önünde oturmuşlar, aralarında sohbet ediyorlar...

Anne kız merdivenleri çıkıyor yavaş yavaş hiç konuşmadan... bir... iki...

Kızı anneanne ziyaretine ilk kez geliyor...Annesi de kızından cesaret alıyor sanki...

Dışarıda oturan bakımevi müdavimlerine de selam veriyor genç anne yüzünde tebessüm, sesine tatlı bir enerji katarak... içtenlikle karşılık buluyor selamı.

İçinden ’’keşke annem de böyle sağlıklı olsaydı’’ diyor önce, sonra da ’’yok’’ diyor ’’her şeyi unuttuğu daha iyi oldu, hatırlıyor olsa onu buralarda bırakabilir miydik’’

Bırakmak sözcüğü içini acıttı...Ama tüm alternatifleri denedik...Son çareydi bu...

İçindeki bu muhakeme ile birlikte binaya girdiler...

Anne önde, kızı arkada bekleme salonuna geçeceklerdi ki... İçerisi teyzelerle dolu. Onlara oturacak yer yok... Hepsine yine enerjik bir ses tonuyla selam verip hal hatır sordu genç kadın.. Bu yeni güler yüze, teyzelerden biri ’’burada çalışmaya mı başladın’’ diye cevap verdi...

Bir diğeri karmakarışık aksanıyla bir şeyler söyledi,

Yan tarafta oturanlardan biri ziyaretçilerin söylenenleri anlayamadığını düşünerek, açıklama yaptı

’’beni herkes tanır, sen de beni biliyor musun’’ diyor...


Kapı ağzında ziyaretçilerin beklediğini gören müdire, anne kıza

’’hoş geldiniz’’ deyip tatlı ama etkin bir ses tonuyla bekleme salonunda oturan teyzelere

’’misafir geldi, haydi biraz yer açın kendilerine, dışarı çıkıp dolaşın’’ dedi,

gönüllü gönülsüz yerlerinden kalkan teyzelere hem üzüldü hem sevindi anne kız, içeri geçip oturdular ...


Epey bir zaman sonra büyük anne tekerlekli sandalyesi ile bakıcı refakatinde asansör önünde belirdi..

Ne kadar güzeldi annesi, ne kadar masum... Tekerlekli sandalyenin idaresini alırken teşekkür etti bakıcıya ve annesini, kızıyla kendi arasına doğru yerleştirdi... Oturunca da kendisine yakınlaştırdı... Annesinin alnından, başından, yüzünden öptü, kokladı... gözleri, yüreği dolu dolu... iskemlesinden sıkı sıkı yapıştığı ellerinden tuttu, göz göze geldiler... büyük anne kendisini ziyarete gelen bu eskide kalan yeni yüzü ve dolu dolu kara gözleri tanır gibi oldu... onun da gözleri doldu, dudaklarını büzdü... Genç kadın o anda annesinin boynuna sarılıp ağlayabilirdi dakikalarca, hem de bağıra çağıra...


Dolan gözlerini kaçırmak ve dram oluşturmamak için ’’sana muz aldım’’ deyip bakışlarını çantasına kaydırdı sadece...

’’meyve suyun da var’’...

’’torunun da seni görmek istedi’’...

Büyük anne bir an konuşmak için ağzını açacak gibi oldu fakat konuşamadı...

Yorgun muydu, yoksa hafızası kelimeleri de mi silmişti veya hepsi bir arada mı...


Duygusal yoğunluğun bastırılmasıyladır belki de genç kadın annesinin dişlerini bir türlü ağzına takamıyordu...Dişlerini takmaktan vaz geçti, bir kenara bıraktı...

meyve suyuna pipet takıp bir yudum içsin istedi, ani bir kararla;

hem ağzı kurumuş olabilirdi, boğazı ıslansın...

bir yudum sıvıyı yutmakta da zorlanan büyük annenin ağzına en son minik minik muz parçalarını yerleştirirken sakarlığına sinirlenip feryat figan bağırası geldi, tekrar eli ayağına dolaştı, hiç bir şey yapamadığına içerleyerek...


’’bu kadının zaten bir evi vardı, bu uzak bilinmedik yerde ne işi var’’ sorgusu ile bir süre daha bocalayıp durdu...

Sessizliğe de canı sıkılıp ortamı canlandırabilmek için

’’eskiden de ben böyleydim, hatırlar mısın elim ayağıma dolanırdı’’

zoraki gülümsüyor ama içi kavga kıyamet...

Bir yudum meyve suyu içmesi için pipeti ağzına yerleştiriyordu ki içeri aniden karışık aksanla konuşan o teyze girdi... camlara hızlı hızlı vurarak dışarıda oturanlara bağıra çağıra bir şeyler anlatmaya panik yapılacak zor bir durum içinde bulunulduğunu haber vermeye çalıştı... görünen o ki hayal dünyası devrede, panik hasta sendromu...

Anne kız bu yüksek sesten rahatsız... büyük anne oralı değil, hayat damarları kopmuş gibi ...

Bir muz ile teyzeyi ikna edip dışarı gönderdiler...

Büyük anneye hafif bir sesle ortamı rahatlatacak bir şeyler anlatmak istiyor kızı ama zihni durgun...bir dilim muz ve bir yudum meyve suyunu zorla verip vermemede tereddütlü iken tam da cam kapı önünde daha sessiz ve sakin bir teyze yürüteciyle bakıp gülümsüyor kendilerine

’’içeri girmek istiyorsan girebilirsin’’ diyor genç kadın, belki ağır hava dağılır düşüncesiyle...

ihtiyar teyze bu davete sevinçle daha bir iki adım atar atmaz, başkaca bir teyze bir hışımla girip

’’hayır sen içeri giremezsin kimseyi rahatsız edemezsin burası yasak’’ deyip kadını itelerken çevredeki teyzeler ve sonra görevliler olaya dahil oluyor...

Yorgun, halsiz, şaşkın öylece kalan ziyaretçi kadın ’’kızım git görevliye söyle anneanneni yerine götürsünler’’ diyebiliyor ancak, kargaşa devam ederken, tıpkı zihnindeki gibi...


Nihayet Büyük anneyi odasına çıkarmak için geldiğinde bakıcı, elleri hala sandalyesini sıkı sıkı tutan bir deri bir kemik ve damarları kalmış şefkat ellerine direk uzanıp öpebiliyor sadece, onu bu hengameden kurtarmak için... Asansöre yöneltilince de çantasını alıp apar topar dışarı çıkıyorlar anne kız. Annenin içinde ağıtlar ağıtlar ta çocukluğundan kalma ama göz yaşları akmadan...

-Sessiz Veda-

Belli ki sonumuz yakın...

Geceyi,

Şefkatinden yorgan yaptım üstüme

Yıldızlar bakacak gözlerime sen gibi

Kokunu da süründüm veda diye...

Koynunda uyuyacağım...

Sözlerin tükendiği o yerdeyim işte, biliyorum...

Şarkılar ah eder, şair söyler, dil susar...

İçimde anıların cıvıltısı

En derinimde hâlâ izlerin var...

Çare yok, mutlak sondayız biliyorum...

Kapı, duvar... gitmelerin sancısı

Sesin yankılanır...

Gözümde canlandıkça hatıran...

Yıllar harman olsa ne çıkar...

Saatleri şahit tutarken

Yorgun nefesin...

Adım bile değişmiş dilinde,

Unutulmuşum çoktan...

Oysa ben,

Yine aynı ben...

Dizlerinde ''söz dinleyen''

O içli, küçük kız...

Bir ilkbahar şarkısıydın sen

Gencecik, güzeller güzeli annem

Söyle bari, yine sen söyle!...

Gidişinle hangi kucakta ağlayayım.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Garip Ziyaret

esra-bengi esra-bengi