Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Mendil Koymaca

Mendil Koymaca

Sevgisiz yaşanmazki; Kör, topal Allah'tandır denilir, kabül edilir yaşanırda, yapayalnız; herkeslerden arınmış geçirdiğiniz, sevgisiz olan zamanlarınız, buzlar ülkelerinde yaşıyorcasına soğuk geçen anlardır. Tek başına geçirilen her biten gün, her başlayan gece, tatsız, tuzsuz yenilen aşlar gibidir. Böyle geçirilen zamanların adına, tarifine "Benim için gün çok güzel geçti" diyemezsiniz. Çok çok uzaklara gidiyorum. Zamanın çok gerilerine. Siyah önlüklerle, şimdilerdeki imkanlar gibi evrelerin olduğu evreler değildi okula başladığımız ilk mektep yıllarımız. Konya/Çumra ilkokul 5.sınıfta etim ne, budum ne!! daha parmak kadar bir çocuğum. O eski ilk okul yıllarımızda ülkemize Amerikan yardımı olarak gelen süt tozları milli eğitim bakanlığının tüm okullarında bir görevli tarafından hademe vs. kazanlarda kaynatılır, kaynatılan sütler; görevli öğretmence sıraya dizilen biz çocuklara, boynumuzda iple bağlı naylon maşrapalarımıza sırası gelene kepçeyle doldurulur, görevli öğretmenin gözlerinin önünde bu maşrapalardan yine göz nezaretinde zorla içirtilirdi. Kahrol emperyalist pislik ülke. Kedilerin ve köpeklerin içmediği bu gönderdiğin yardım amaçlı süt tozlarınla, aklında bin bir türlü hinlikler geçermiş ve varmış!! Bunları şimdi, şimdi, yeni, yeni anlıyoruzda; halâ devam eden hinliklerine, ülke içinde satılık insan yapılarının çokluğundan, o zamanlar hiç bir şey yapamamışken, şimdilerde de hiç bir şeyler yapamıyoruz. Sizde yoktur, vardır bilemem yada fırsatınız olmaz bakmalara. Bir arkadaşınız şimdiki imkanların olanaklarının fazlalığıyla karıştırdığı çekmecelerde eline geçirdiği siyah beyaz bir resmi sizinle paylaşır yada bir yerlere kaldırdığınız eski albümleriniz elinize geçer. Bu bir tek resim gibi bir sürü resim gözlerinize ilişir. Ayrıcalıklı bulduğunuz bu özel bir tek resme; uzun, uzun bakarsınız. Okul resminizdir. Okul bahçenizin herhangi bir yeri yada okul kapınızın giriş merdivenlerinde tüm sınıfcak verilmiş bu poz; alır götürür sizi çok gerilere. Bu resme bakarken dudaklarınız hafif büzüşür, belki biraz da buruklaşmışsınızdır. Tüm sınıf hep beraber poz verdiğimiz, o yılların el verdiği imkanlarla elde edilen herhangi birinin sahip olduğu bir fotoğraf makinasına veya çağrılmış bir fotoğrafçıya, duruşlar sergileyip, makinanın objektifine ürkü ve heyecanlarla dolu bakışlarımızın yansıyan görselleridir bu siyah beyaz resim. Sevgilerle dolu doluyduk o yıllarda. Saçlarından ellerimizle tutup bağlayamadık zamanı. Geçti çok çabuk hiç farkına varmadan. Hemen büyüyelim diye biz istedik zamanın geçmesini. Şüphesiz oyuna geldik. Zaman biz istedik diye çabucak gelip geçiverdi. O güzelim yaşadım diyemeyip, halâ unutumadığımız, aklımızdan çıkaramadığımız çocukluk yıllarımız öyle çok gerilerdeki!! Anılar, anılar der ve en çokta o çocukluk yıllarınızda geçirdiğiniz zamanların saf temiz arı duru geçen evrelerini özlersiniz. Kafanızda hep büyümelerin olduğu evrelerde gönül vermişlikleriniz, şarkılar türküler ve sınıfta bir beğendiğinizin dikkatini çekmeler. Bu beğeni; küçücük yüreklerinize sığdırdığınız saf temiz sevdalarınızdır. Herkesler kaf dağlarının arkalarına çekilmiş gitmişcesine, çok zamanlar geçmeleriyle kim bilir nerelerdeler!! O sınıf ve çocukluk arkadaşlarınız; Zümrüt-ü Anka kuşları misali, havalanıp giderek, hiç göremeyeceğiniz ufuk ötelerine, kanat çırparak yol alarak, yok olup kaybolup gitmişler. O ilk mektep yıllarınız, oyunlarınız, tahtaya kalkma, öğretmeninizin sorduklarını bilememe korkularınız, çocukça ilk tutku ve heyecanlarla dolu habersiz taşıdığınız sevdalarınız. Mazi kalbimizde her an yaşarcasına. ilk aşkınız gelir aklınıza. Bir mektup yazarsınız kimselerin görmeyeceği gizli bir yerde ona. Sonra yırtılacak verilemeyecektir bu ve bunun gibi yazılan kaç mektup. Bu paylaştığım okul resmimizde, dışarda okul bahçesinde yaptığımız bir ders esnasında, öğretmenimizin; dersin sıkıntı yapar bir şekle dönüşüp üzerimize yansımasıyla "Çocuklar ders bitti, bahçede oyun oynayacağız" demesiyle hepimiz neşelenip canlanıvermiştik. Bahçe içinde koca bir daire oluşturup yerlere oturduk. Bezirgan başı bendim, elimdeki bir ucu topuz yapılan mendili önlüğümün altına koydum. Mendil görünmeyecek ve sonra dairedeki birilerinin arkasına bırakılacak, o fark etmezde daire dolaşılasıya bunu hissetmezse, mendil konulan yerden alınıp, mendil koyulan kişinin fark etmediği yere gelip, mendil oradan alınıp, ucu düğümlerle topuz yapılan mendil, bırakılan kişinin sırtına ceza olarak vurulacak, o koşarak bir daire boyu kaçarak tekrar yerine oturacaktır. Benim aklımda mendil koyma düşüncemde gecelerime gündüzlerime sığdıramadığım, ilk göz ağrım, ilk sevdam vardı. Önlüğümün altındaki mendili bir tur koşulayıp arkasına bırakınca, dairenin karşı tarafındaki müzevirlerin işaret edip el kol ve fısıltılarla işmar etmeleriyle, arkasına dönüp mendili fark etti ve mendili alarak peşim sıra koştu. Ben ceylanların peşlerinden koşan çitalardan hızlı koşmalarımla yakalanmam mümkünmü? Tüm sınıfta ben kaçarken, o kovalarken kahkahalar ve ben bir koşuda onun kalktığı yere oturdum. Oldumu bezirgan başı o. Mendili aklınca sakladı, kendince benim yaptığım gibi daire boyunca döndü. Kime bırakacak? tabiki ben ona bıraktığım için o da bana. Bunu bilmemek mümkünmü? Bir turda bırakmadı, ikinci turda fark etmeyim diye biraz uzağıma ardım sıra attığını hissettim. Daireyi dolaşıpta bana geleceğine yakın aldım yerden mendili ve süratle koşarak dayağından kurtuldum. Hatırası ömre bedel o çın çın çınlatıp bağırışlarımızın, etrafımızdaki evlere kadar gittiği seslerimiz çok gerilerde kalan zaman dilimi içinde duruyormu yoksa kaybolup gittilermi kimbilir!! 11/Mart-2022 Şerafettin Sorkun/Konya'dan karlı kış akşamında 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Mendil Koymaca

Mendil Koymaca

Şerafettin Sorkun Şerafettin Sorkun