Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Eylül Sabahları

Eylül Sabahları


Hangi ağıt anlatabilir ki toprağa giren yiğitleri,

hangi mürekkep yazabilir ki

anaların gözündeki o ıssız nehirleri?

Biz ki bir hilal uğruna bin batmaya talip olduk,

sararan yaprakların altında taze fidanlar bulduk.

Kırılsa da dalımız, kurusa da suyumuz;

bu toprak bizim, bu vatan bizim...

Dökülen her damla kan, şehidin düştüğü yer,

zalime bir mahşer olur.


Darağaçlarını sallayan eylül rüzgârları için…

Bütün türküler ve ağıtlar üzerine,

mevsimler üzerine

önce emek ve alın terini,

sonra Türkiye üzerine ettiğin yemini,

tarlaya ektiğin tohumları düşün…


Düşün…

Omuz omuza yürürken

ve bu dava uğrunda, yani Allah yolunda

bir ölüp bin dirilmek için

kanını toprağa verenleri…


Ulucanlar’ın taş duvarlarına sinmiş sesler,

geceye düşen dualar gibi çınlar şimdi kulaklarımızda.

Ne vakit bir eylül rüzgârı okşasa alnımızı,

hatırlarız yarım kalan bir mektubun son satırlarını…

Hiç boyun eğmedik ki düzenin kahpe çarkına;

biz ki, ay yıldızın gölgesinde ölmeyi

bir düğün gecesi bildik .


Şimdi hangi sazla çalıp,

hangi sesle söylesem ki türkülerimi sana?

Sana ve bu ekim sabahında doğmuş

ve doğacak bütün çocuklara…

Bütün ülküdaşlara, kardeşlere;

şehitler ölmez, vatan bölünmez!

Kanasa da anaların yüreği,

tarlada solan gelincikler…


Geç anladık ne yazık,

mevsim ayarının tutmayacağını bu memleketin.

Gece yarısı ya da bir şafak vakti,

sırtımızdan vuracağını ihanetin…

Sevdalanarak öğrendik işte,

ne önemi var adının ve nereden geldiğinin?

Yakılan ağıtlarla, darağaçları altında

ve daha da büyüyerek …


Biz böyle inandık söylediğimiz marşlar gibi,

çiçek açacağına bir gün eylüllerin…

Şimdi bütün bunları kulağına

denizden esen bir rüzgâr fısıldasa,

dalga dalga yayılacağını düşün

Anadolu’nun dört bir yanına 


Boyun İsmail’in boyunu aştığında 

öğreneceksin;

ve mutlaka renk açacağını

dün solan gelinciklerin,

bir başka eylül sabahında.


Şimdi susun biraz,

dinleyin dağların rüzgârını…

Toprak kabarıyor, sabırla beklenen o gün yaklaşıyor.

Rüzgâr, sürülmüş tarlaların üzerinden

yeni bir sabaha müjdeler taşıyor.


Bir gün mutlaka;

eylüller solmayacak, 

geceler vurmayacak sırtımızdan.

Aynı türküde buluşacak çocukların şen kahkahaları

ve o gün, denizden esen poyraz

bütün coğrafyayı tek bir bahar kılacak…


Toprağa düşen tohum ölür mü sandın?

O ki, karanlığın koynunda filizlenmeyi bekleyen 

bir ilkbahardır.

Biz bir öldük ama 

her seher vakti bin yeniden doğduk;

alın terimizi, gözyaşımızı vatan toprağına katık ettik.


Bize diz çöktürmek isteyen tufanlara inat,

bağrımızda büyüttük o kutsal yemini.

Çünkü biliriz ki;

umudun rengi solmaz,

bayrağın alı fidan fidan boy verir.


Şimdi söylesin sazlar,

inletsin gök kubbeyi en gür sesimiz:

Bu vatan bölünmez,

bu bayrak inmez!

Gözlerini ufka diken bütün o masum çocuklara,

eylül sabahlarında doğan,

şafağa sevdalanan nesillere

emanet olsun bu kutsal dava…


Bir gün boyun İsmail’i aştığında,

gelincikler yeniden en kızıl tonuyla açacak.

Ve denizden esen o kutlu rüzgâr,

bizim marşlarımızı fısıldayacak 

ilelebet…


redfer


ŞEHİT MUSTAFA PEHLİVANOĞLU, CEVDET KARAKAŞ , FİKRİ ARIKAN, CENGİZ BAKTEMUR, ALİ BÜLENT ORKAN, AHMET KERSE , SELÇUK DURACIK, HALİL ESENDAĞ…Bütün şehitlerimizin

RUHLARI ŞAD OLSUN




Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Eylül Sabahları

Eylül Sabahları

redfer redfer