Sevgili Gri Balıkçıl
SEVGİLİ GRİ BALIKÇIL
Yaz mevsiminin zulasından çıkardığı bu sıcacık günlerde, hırkasız gezmenin tadını çıkardım. Korkmadan birkaç kez limonlu ve karadutlu dondurma yedim. Sen yokken sahil kenarında bir çay bahçesinde rüzgâra karşı çay içtim. Mevsimlerin hiç itiraz etmeden değişmesini düşününce, insanların aynı kalmak için neden bu kadar direndiğine şaşırdım.
Evrenin nakkaşı toprağı her mevsim farklı renklerle işlemeseydi, biz zamanın geçtiğini; bir şeylere az kaldığını, bazı şeylerin bittiğini, her ayrılığın yeni bir başlangıca gebe olduğunu, umudun her doğan güneşin ışınları arasında dünyaya indiğini nasıl bilebilirdik ki. Bir bahçede ya da yol kenarlarında kendi kendine yetişmiş otlar bir yılın içinde nasılda değişiyor, sırası gelen ot diğerinin yerine geçiyor. Yaşamın her gün yeniden dökülmüş beton yüzeyine izimizi bırakırken unutmamamız gereken bir şey var. Ben demek sadece bir kişiyi var ederken, biz demek ise dünyanın atmosferinden nefesini nasiplenen başkalarını da var ediyor.
Kül grisi tüylerini özlerken, uzun bacaklarını kaç kez adımlayınca bana ulaşacağını hesap ederken ve yazılı olmayan ayrılık sözleşmemize sadık kalırken zaman geçmeye devam ediyor. Su kenarlarında avını yakalamak için saatlerce kıpırdamadan beklediğini hayal ediyorum. Sabır senin mayanda var ve benim bu odaklanmış bilgeliği ve sakinliği anlamak için hiçbir teçhizatım yok.
Muhatabını bulamayan insan, kendini tasvir edeceği yeni bir duygu ülkesi inşa ediyor. Kelimeler ve tamlamalar gittikçe daha da kanlanıp canlanıyor. Bir zaman sonra öyle bir radde geliyor ki kelamlar her şeyin yükünü taşıyacak kudrete kavuşuyor. Tek nefeste ve iki ayrı ülkede yaşayan birine dönüşüyor insan. Uyruğunu, ırkını ve kalıtsal özelliklerini bazen karıştırıyor. Gerçeklik yoksullaşırken, imkânsız gün geçtikçe kaynaklarına yenilerini ekliyor.
Cisimleşmeyen her farkına varma, anlamazlıktan gelmeyle aynıdır. Sarı gaganı tatlı ve tuzlu sularda gezdirirken sen, benim ağzımın tadı gittikçe azalıyor. Strateji denilen şey biçilmiş bir zaman için anlaşılır gibi gözükse de küçük hesapların Bağdat’tan döneceği aşikardır.
Sen soğuk ve karanlık mağaranda kalmaya ısrar etsen de senin dışındaki dünya öyle güzel dönüyor ki. Değişimin ihtişamı her an insanın kayıtsızlığını bertaraf ediyor. Gri artık tüm renklerin döküldüğü bir deniz değil. Her renk bağımsızlığı için savaşıyor. Mor bu renklerin içinde cesaretiyle başı çekiyor.
TülayMaviYıldırım
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu