Susuyorum Hayata
Kuşların çoktan terk ettiği gökyüzü durağından,
kendime geç kalmış bir kalabalığım
Sabahın kör, sağır ve dilsiz pencerelerinde
Balkonlar sarkıyor içimin tarifsiz boşluğuna
Şapkası uçmuş rüzgar telaşıyla,
Dolanıyor hafızam eski aşkların yitik şakaklarında
Yarım yamalak, eğreti bir gülüş,
Sıkışıp kalmış can havliyle
Kimse sormuyor sahillere
kağıttan gemiler, kimin göğsüne batıyor böyle?
Ateşten denizlerde, küllerimi yüzdürmek için
Geleceğe sakladığımız yamalı umutlar
Birbirimize hiç çarpmadan, boşluğa düşen;
İçinde saklamaya çalıştığın yaralı çocuk
Dizleri yara bere içinde, saçları dağınık
Avuçlarında erimiş sabah güneşi,
Ağlıyor, kanayan alt dudağını ısırarak
Ve çocuk, avuçlarında eriyen sabahı yutkunuyor,
İçimdeki devasa boşluğa asılırken üşümüş elleriyle
Kanayan alt dudağını öpüyorum usulca
"Geçecek" diyorum, ellerinden öpüp, su/suyorum hayata...
Susuyorum Hayata başlıklı yazı Ertan Hurmanlı tarafından
31.10.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu