Ortanca
Bazı insanlar hayatımıza ansızın gelirler. Büyük gürültüden uzak, sessizliği ve köhne bir zamanın sihirli yanıyla “merhaba” der gibi. Ansızın. Öylece. Işık hızında ve mucizevi.
Bazı insanlar hayatımızın çemberinden geçerken bahçemize gül ekerler. Küçük ayrıntıların büyük duygularıyla engin merhabalarla geliverirler. Ansızın. Bir bakış, yarım kalan bir cümlenin devamı gibi gelir. O cümle ömrünce devam etsin istersin. Bir sepeti çiçeklerle donatıp karşına çıkmış gibi.
Ortanca gibi. Ortancalar kokmaz, bilirsin ama sevdiğin insanın kalbine girdiğinde kokusuz gönlün tek çiçeğisin diye kendini mucize sanırsın. Öyle bir şey işte.
“Yalın. Düşün, düş’üm. Sana uyumak vardı şimdi, seninle uyumak gibisi de yoktu aşkta. En sade hâliyle.” Dersin…
Birini sevmek, kusuruna bile ad vermektir. Kusurunu bile onunla sevmektir.
Belki de aslolan aslan gibi o kusuru severken, kusursuz olmadığını kabul etmektir. Değerli olan şey tam olarak budur.
“Ortancam, kokusuz gönlünün engeli kalktığında birbirimize kalacağız.” Dersin… Bazen sadece o bir insanın umudu filizlenir. Gönül tazelenir, elbet bahar gelir.
“Sadece sade yazdım. Gülün dikeninden artakalandı bu sözler. Kendime battım, ona batmamak için.” Dersin… Seversin.
Sevmektir aslolan. Yalın. Sadece. Öylece.
Aşk, iki insanın içinde bir dünya olmaktır. Bilirsin. “Dünyamız kurulurken anlamlı sevmek sözlerin işi değildir.” Dersin… Yine.
“Bak, sade yazdım. Sadece. Aslolan seni sevmektir aslanlar gibi. Çünkü aşk işte.” Dersin… Dedirtir.
Aşk işte…
Dilara AKSOY
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu